Antalya Valiliği'nin, 2009 yılında yılında falezlerde yaşanan göçüğün ardından 4 kurumun düzenlediği rapora dayanarak 60 daire ve bir otelin boşaltılmasını istediği Konserve Koyu'nda tahliye için öngörülen süre doldu.

Koydaki afet riskine dikkat çeken ve binaların kullanılmaya devam edilmesinin can ve mal güvenliği açısından risk oluşturacağı ifade edilmesine rağmen bölgede tahliye işlemi yapılmadı.

Antalya Valisi Ahmet Altıparmak, bu durumun 'vazgeçme' olmadığını söyledi.

DHA'nın haberine göre; Altıparmak, bazı bölge sakinlerince hazırlatılmış jeolojik etüt raporunun incelenmesi nedeniyle kısa süreli bir erteleme yaşandığını belirterek, "Tahliyeden vazgeçmiş değiliz. Öncelikli olarak zemini daha çok tehlike arz eden 4-5 binanın kesinlikle boşaltılması gerekiyor. Burada bir sıkıntı olursa, hepimiz sıkıntıya gireriz" dedi.

Bölge sakinlerinden Yaşar Duru, tahliye talebine karşı "Anayasal hakkımı istiyorum" diyerek dava açtı.

Tahliye ve yıkım kararının yürütmesinin duruldurulması istemiyle Antalya İdare Mahkemesi'nde görüşülecek davada Duru, Anayasa'nın 56. maddesinde düzenlenen Sağlıklı Çevre ve Konut Hakkından yerel idarelerin bölgeyi mahrum bıraktığını savundu.

Dava dilekçesinde idarenin açıkça ilgili mevzuat hükümlerindeki prosedüre aykırı hareket ettiğini savunan Duru, boşaltma ve yıkımın telafisi mümkün olmayacak sonuçlar doğuracağını savundu.

Konserve Koyu sakinlerinden Jeoloji Yüksek Mühendisi Şevki Bayraktaroğlu, Valiliğin bölgenin tahliyesini talep etmesine zemin hazırlayan 4 ayrı kurum raporunun hiçbirinde tahliye ve yıkımın öneri olarak yer almadığını savundu.

İnşaat Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Akdeniz Üniversitesi ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü raporlarında bölgenin farklı boyuttaki sorunlarına dikkat çekilmekle birlikte yüzey sularının zaman içinde koydaki apartmanların temellerini oyduğunun ortak görüş olarak açıklandığına dikkat çeken Bayraktaroğlu, şöyle dedi:

"Bu ortak görüşün sonucu, yağmur sularının bölgeden denize tahliyesini önleyici altyapı tedbirlerinin ivedilikle alınmasıdır. İkinci olarak, Konserve Koyu'nun bir an önce şehir kanalizasyon sistemine entegre edilerek toprak yapısının tahrip olmasının engellenmesi anlamını taşır. Fakat yerel idareler Muratpaşa ve Büyükşehir Belediyesi, bölgedeki sorunları 2006 yılından bu yana bilmesine rağmen bu konuda herhangi bir çalışma yapmamıştır. Zamanın aşındırıcı etkisinin bölgeyi yıpratmasına seyirci kalınmıştır."