Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu.

Arınç, Soma'da yapımı Danıştay tarafında durdurulan termik santral kararı hakkında "Şüphesiz bir yargı kararı olduğu için buna uymak bizim için bir görevdir. Biz burada taraf değiliz. Taraf olan şirkettir" diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Arınç, maden kazaları ve iş güvenliğiyle önlemler konusunda Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun çarşamba günü açıklama yapacağını belirterek şunları kaydetti:

"Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, iş güvenliği konusunda yeni çalışmalarını Bakanlar Kurulu'na sundu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da madencilik sektörünün ta başından bugüne kadar bulunduğu durumu özetleyen güzel bir sunum yaptı.

Bu son olaylar ışığında da Madencilik Kanunu'nda yapılması gereken değişiklikler konusunda bilgi verdi. Her iki konu hakkında, yani sayın Çelik ile Yıldız'ın gündemindeki konuların tümünü sayın Başbakanımız çarşamba günü yapacağı geniş bir açıklamayla kamuoyuna duyurmuş olacak."

'TARAF OLAN ŞİRKETTİR'
Soma'da termik santralin yapımının Danıştay tarafından durdurulma kararını nasıl değerlendirileceği sorusu üzerine Arınç, şunları ifade etti:

"Bu termik santarlin belli bir uzaklığı taşımadığı için yürütmeyi durdurma kararı aldı. Şüphesiz bir yargı kararı olduğu için buna uymak bizim için bir görevdir. Biz burada taraf değiliz. Taraf olan şirkettir. Bu durumu takip etmekle yükümlüyüz.

Hükümetimizin verdiği desteklerle her taraf zeytin ağacı olmuştur. Ancak Türkiye'nin enerjiye ihtiyacı var. Doğanın korunması ve enerji arasındaki dengeyi kurallara bağlamak gerekiyor. İşin içinde başka şeyler olabilir. Ortada bir karar var, bu karara uyulacak.

Daha önce de Bakanlar Kurulu'na sunmuştum. Herkes bilmeli ki bugün Bursa'nın Gemlik diye çok güzel bir ilçesi var, deniz kenarında yüz binlik nüfusuyla çok güzel doğası, tabiatı zengin tarım kaynakları ve diğerleri.

Ama maalesef ki Gemlik birinci sınıf deprem kuşağında yani dörtlük beşlik altılık bir deprem olsa Allah saklasın binalardan ayakta kalan olmayacak. Hükümetimiz Gemlik'in daha güvenli güçlü bir şehir yapısına kavuşması için güçlü bir arazi bulmak, bu arazi üzerinde hastanesini adliyesini konutlarını yapmak istiyor.

Ben de Bursa milletvekiliyim. İyi ama Gemlik'in böylesine güçlü bir tabanı olan bir arazi üzerinde yeniden inşa edilmesi için müracaat edeceğimiz tek yer de mevcut zeytinlik alanlar. Şimdi orada yaşayan insanların hayat memat meselesini bir kenara koyacaksınız, her an Allah saklasın bir deprem vukuunda Gemlik ne olacak diye uykularınız kaçacak ama sizin yeniden Gemlik'i inşa etmek isterken kullanabileceğiniz bir kısmı verimsiz belki küçük bir kısmı da verimli olan zeytin alanlarında hiçbir şeye müsaade edilmeyecek.

İnsan mı kıymetli yoksa dağ taşın zeytin dolduğu Türkiye'de belli ölçüde zeytin alanlarında inşaat yapılması mı daha önemli? Buna herkes, beni dinleyen herkes vicdanlı bir karar versin."

'TAŞ YERİNDE AĞIR'
Arınç, İdris Naim Şahin'in parti kuracağı iddialarına ilişkin "Taşın yerinde ağır olacağını söylemeliyim. Hadi ben bir parti kurayım demek Türkiye siyaseti için bir şey ifade etmez. Türkiye'de 100'den fazla siyasi parti var. Toplumun ciddi bir kesimine hitap edebilecek olanlar parti kurmalı" şeklinde konuştu.

'BİZ MASADAYIZ, KALKMADIK'
HDP'nin İmralı'ya gitmek için Adalet Bakanlığı'na başvuruda bulunup yanıt gelmediği ve sürecin ne durumda olduğu hakkındaki soru üzerine ise Arınç, bu sorunun yanıtının Adalet Bakanı tarafından verilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

"Ancak son günlerdenki tartışmalara bakılırsa bir grup HDP vekilleri Ada'ya gitmek istiyor. Sürecin devam edip etmediği konusunda da Başbakanımızn açıklamaları var. Bakınızn çözüm süreci devam ediyor. Biz masadayız, kalkmadık. Asıl HDP ne yapacak, neyi temsil edecek?

HDP'li dostlarıma söyleyeceğim tek şey şudur: Siz, Öcalan'ın örsüyle Kandil'in çekici arasında kalmayın. Siz bir siyasi partisiniz. Özgür olun, kararınızı kendiniz verin ve burada üstleneceğiniz rolü, cesaretle üstlenin.

Başbakanımızın sözü sözdür. Önce kamu güvenliği esas olacak. Eğer yapılan şiddet eylemleri varsa bunlar eleştirilecek."

Arınç, ayrıca terör örgütü liderlerinden "Bahoz Erdal" kod adlı Fehman Hüseyin'in vurulduğu iddialarına yönelik, "Şu anda bizim kaynaklarımız bunu teyit etmiyor" dedi.

'BİN 500 CİVARINDA FAZLALIK'
"Bugün bir haber yansıdı kamuoyuna, 'Emniyet Teşkilat Kanununda değişiklik yapılabileceği, birinci sınıf emniyet müdürlerinin resen 3 ay içinde emekli edilebileceği, polis kolejlerinin kapatılabileceği' yönünde. Hükümetin bu yönde bir hazırlığı var mıdır?" sorusuna, Arınç, şu yanıtı verdi:

"Önce bu haberlerin yansıdığı gazetenin sabıkalarını bana saydırmazsınız inşallah. Hiçbir şekilde tasfiye vesaire, böyle bir iddiamız yok. Ancak emniyet teşkilatının yeniden organizasyonuna ihtiyacımız var çünkü, her teşkilatta bir şema olur, bu şema düzgün bir şekilde görev ifa eder. Eğer emniyet teşkilatında bunu bir piramit olarak kabul edersek, piramit geometride bildiğimiz şekildir.

Oysa şu anda emniyet teşkilatındaki piramit bunun tam tersidir. 81 ilimiz var ama birinci sınıf emniyet müdürü sayımız 2 bine yakın. Bunların hepsinin emniyet müdürü, il emniyet müdürü olması mümkündür. Polis müfettişi, başmüfettiş vesaire olarak istihdam edilenlerin dışında en az bin 500 civarında fazlalık olduğunu biliyoruz.

Bu insanlar hiçbir görev verilmeden sadece yaş haddini bekliyorlar. Bu doğru bir şey değil. Dolayısıyla rantabl, verimli kullanılması lazım. Yine başkomiserlerde veya diğer dördüncü, üçüncü sınıf emniyet müdürlerinde birikmeler var. Bu birikmeler hiyerarşiyi de disiplini de bozuyor."

'EMEKLİLİKTE ÖZENDİRME YAPTI'
"Emeklilik meselesi kötü bir şey değildir" ifadesini kullanan Arınç, Meclis Başkanı olduğu dönemde kadrolardaki tasavvuru kendi imkanlarıyla gerçekleştirdiğini belirtti. Arınç, şöyle devam etti:

"Ama Sayın Cemil Çiçek bizden sonra Meclis Başkanı oldu. O şişkin kadrolarda yaş haddine 5 yıl kalanlara yüzde 30, 2 yıl kalanlara yüzde 40, şu kadar olanlara bilmem ne kadar diye emeklilikte özendirme yaptı ve hepsini emekli etti. Herkes de al gülüm ver gülüm çok memnun oldu. Yine TRT'de, bana bağlı olduğu için biliyorum, galiba yüzde 30 fazlasıyla vererek, kadrolardaki şişkinliğin arzu edenler için bir özendirici tedbir de getirdik.

Sanıyorum burada da aynı şey olacaktır. Yani bin 200, bin 500 kişi 'ben ne zaman il emniyet müdürü olacağım' diye beklerse belki bir 100 yıla ihtiyacımız var. O yüzden bu piramidi bizim düzeltmemiz ve bu sıkışıklığı, birikimi bir şekilde ortadan kaldırmamız lazım. Özlük haklarına dokunmadan."