Terörsüz Türkiye raporu komisyonda kabul edildi. Kurtulmuş: Rapor af mahiyetinde değildir
17.02.2026 10:24
Son Güncelleme: 18.02.2026 17:29

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 21'inci toplantısı yapıldı.
Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu son kez toplanarak süreç raporunu tamamladı. Komisyonda oylanan rapor, 47 "evet" ile kabul edildi. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, raporun af mahiyetinde olmadığını ifade etmişti.
Terörsüz Türkiye raporu tamamlandı.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlık ettiği komisyon son toplantısını bugün gerçekleştirdi. Toplantının ardından sürece dair ortak rapor açıklandı.
SÜREÇ RAPORU KABUL EDİLDİ
60 sayfalık terörsüz Türkiye raporu komisyonda 47 oyla kabul edildi. AK Parti, CHP, DEM Parti, MHP ve Yeniyol Partisi “Evet”, TİP ve EMEP “Hayır” dedi.
Kabul edilen raporun ardından açıklama yapan Kurtulmuş; “Komisyon görevini başarıyla yaptı.” dedi.
“4 BİN 199 SAYFA TUTANAK”
Kurtulmuş ortak rapor hakkında bilgi verdi. Raporun 7 bölümden oluştuğunu ifade eden Kurtulmuş, birinci bölümde komisyonun çalışmalarının, ikinci bölümde komisyonun temel hedeflerinin, üçüncü bölümde Türk-Kürt kardeşliği tarihinin, dördüncü bölümde komisyonda dinlenen kişilerin analizlerinin, beşinci bölümde PKK'nın kendini feshinin, altıncı bölümde sürece ilişkin yasal düzenleme önerilerinin ve yedinci bölümde demokratikleşmeye yönelik önerilerin yer aldığını açıkladı.
Kurtulmuş, raporun özetini okuyup şöyle devam etti:
“88 saat çalışma yapıldı. 4 bin 199 sayfa tutanak tutuldu. Komisyonun hazırladığı rapor 7 bölümden oluşuyor. Terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz. Barış ve huzurun sağlanması tarihi bir sorumluluk. Raporda PKK'nın kendini feshetmesine ilişkin yasal düzenleme var.
“MİLLETİMİZ DAĞILMAYI DURDURACAK”
Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı destekleyen her sözü ve her adımı desteklemekteyiz. Bu mesele farklılıkları derinleştiren ezber kalıpları değil kararlı adımlarlar çözüme kavuşturacaktır. Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracak. Meclis vazifesini tereddütsüz bir şekilde yürüttü. Terörün ülkemizin gündeminden çıkarılması her birimiz için tarihi bir sorumluluktur. Alınan tedbirler hukukla sağlam bir şekilde ilerleyecektir. Kardeşliğimizi güçlendiriyoruz. Komisyon acılarımızı inkar etmeden geleceği birlikte korumak kararlılığın açık bir ifadesidir.
“RAPOR AF MAHİYETİNDE DEĞİL”
Rapor af mahiyetinde değildir. Komisyon, toplumsa huzur ve sukünü zedeleyen terör eylemleri ve şiddet ikliminin sona erdirme iradesini rapor haline getirmiştir. Yaptığımız çalışmalar, gelinen aşamayla sınırlı ve tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilemez. Hazırlanan rapor toplumsal barışın zeminini koruyor. Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil, bilakis atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı olarak kabul edilmelidir.
ANAYASA MESAJI
Raporda bahsedilen düzenlemelere ek olarak raporlarda ifade edilen daha demokratik, sivil, özgürlükçü, katılımsı ve kapsayıcı anayasaya ihtiyaç duyulmaktadır. Yeni anayasa hazırlama Komisyonumuzun görevi olmamakla birlikte ülkemiz için yerine getirilmesi gereken ortak ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmakta."
GÖZLER ATILACAK ADIMLARDA
Komisyon üyesi AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, "Buradan bir 'Türkiye İttifakı' çıkmıştır. Bir 'Türkiye Uzlaşısı' çıkmıştır." dedi.
“İNFAZ SİSTEMİ YAMALI BOHÇAYA DÖNMÜŞTÜR”
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da bu süreçte söylemeyen bir söz kalmadığını ifade edip “Komisyonumuzun temel anayasa ilkelerini üniter devlet yapısını dönüştürmek gibi bir yetkisi misyonu yoktur.” dedi.
“Terörsüz Türkiye vizyonu tam burada salt bir güvenlik politikası olarak görmekten mesele beka meselesidir.” diye konuşan Yıldız, infaz sisteminin “yamalı bohçaya" dönüştüğüne vurgu yapıp “Düzeltilmesi lazımdır.” diye konuştu.
Yıldız, AİHM kararlarına hukuk devleti olarak uyulması gerektiğinin de altını çizdi.
“RAPOR LAFTA VE RAFTA KALMAMALI”
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise "Rapor lafta ve rafta kalmamalı." diyerek yasal adımların ivedilikle atılması gerektiğine vurgu yaptı.
Emir, AİHM ve AYM kararlarını hatırlatıp Can Atalay, Tayfun Karaman ve Selahattin Demirtaş’ın durumuna dikkat çekti.
DEM PARTİ ŞERH DÜŞTÜ
DEM Parti ise raporda “'Terörsüz Türkiye süreci', ‘terör örgütü’, ‘terör belası’ gibi kavramların kullanılmasını uygun bulmuyoruz.” diyerek metne şerh düştü.
SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?
Gözler, iktidarın hazırlayacağı yasa teklifinde. Edinilen bilgiye göre, sürecin hızlanması ve özel yasa teklifinin Meclis Genel Kurulu'na gelmesi, istihbarat ve güvenlik güçlerinin vereceği saha raporlarına bağlı. Silah bırakma takvime göre ilerlerse yasal adımlar da hızlanacak.
Nisan ayı itibarıyla koordinatör grup başkanvekillerinin bir kez daha bir araya gelmesi bekleniyor.
Siyasi parti temsilcilerinin ortak bir yasa teklifi için uzlaşı zemini arayacağı belirtiliyor.
RAPORUN AYRINTILARI
Rapor 60 sayfa ve 7 bölümden oluşuyor.
Raporda öne çıkan başlıklar ise üniter devlet yapısı, toprak bütünlüğü, Türkçe'nin resmi dil statüsü ve laik Cumhuriyet ilkesinin korunması.
Raporun birinci bölümünde komisyonun çalışmalarıyla ilgili süreç de anlatıldı. İkinci bölümünde Komisyonun temel hedefleri üzerinden toplantılardaki tartışmalara yer verilirken, Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku raporun üçüncü bölümünde aktarıldı. Dördüncü bölümde Komisyonda dinlenenlerin söylemlerinden yapılan analizlerden ortaya çıkan mutabakat alanları, beşinci bölümde terör örgütü PKK'nın kendini feshetmesi ve silah bırakması süreci anlatıldı.
Sürece ilişkin yasal düzenleme ile demokratikleşmeye ilişkin önerilere ise Komisyon raporunun altıncı ve yedinci bölümlerinde yer verildi. Söz konusu bölümler TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt tarafından Komisyon salonunda okundu.
Buna göre, "Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri"nin yer aldığı raporun altıncı bölümünün "Kritik Eşik: Örgütün Silah Bırakması" alt başlığında şu ifadeler kullanıldı:
"Süreçte en kritik eşik, PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesidir. Tespit ve teyit sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması yalnızca silahlı örgüt tehdidinin sona erdiğinin ilanı ile sınırlı kalmayacak, aynı zamanda oluşan yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin hayata geçirilmesi için bir başlangıç noktasını teşkil edecektir. Tespit ve teyit mekanizmasının, devletin ilgili kurumları arasındaki eş güdümle objektif, ölçülebilir, şeffaf ve denetlenebilir ölçütlere göre işlemesi gerekir. Örgütün tüm unsurlarıyla feshi ile silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır."
YASAL DÜZENLEMELER
Aynı bölümün bir diğer alt başlığı olan "Toplumsal Bütünleşmeyi Güçlendirecek Yasal Düzenlemeler" bölümünde ise "Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere, silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır." değerlendirmesinde bulunuldu.
Silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olmasının tavsiye edildiği söz konusu bölümde, şunlar kaydedildi:
"Kanun, silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır. Bu doğrultuda kanun, örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasındaki hukuki durumlarını tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Kanun, aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı bir şekilde toplumla bütünleşmesini de hedeflemelidir. Kanun, kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli, kapsamı yorum yoluyla genişletilmeye müsait olmayacak şekilde net, bütüncül ve anlaşılır olmalıdır."
“AF ALGISI OLUŞTURULMAMALIDIR”
Aynı bölümün "Örgüt Mensuplarının Durumu" alt başlığında ise mutlaka bir adli işlem yapılmasının gerektiği belirtilerek, "Yasal düzenlemeler, toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır" vurgusuna yer verildi. "Toplumsal Bütünleşme" ile ilgili ise raporda, "Yürütülen süreçte örgüt mensuplarının silahları bırakarak toplumsal düzene adapte olabilecek dönüşümü gerçekleştirmeleri hedeflenmelidir. Bu nedenle süreç, kişilerin toplumsal hayat içerisinde yaşamını idame ettirebilmesine yönelik tedbirleri içeren, kamu düzenine uyumuna ve toplumla bütünleşmesine yardımcı olacak hazırlık çalışmalarını kapsamalıdır." ifadeleri yer aldı.
SÜRECİ İZLEYECEK VE RAPORLAYACAK MEKANİZMA
Toplumsal bütünleşme sürecinin sağlıklı biçimde ilerlemesi, adalet ve eşitlik duygusunun toplumun tüm kesimlerinde kökleşmesine ve her bireyin ortak geleceğe eşit fırsatlarla dahil olmasına dayanan kapsayıcı bir anlayışı ve buna yönelik politikaların belirlenmesini zorunlu kıldığı belirtilen raporda, "Toplumun uyum kapasitesinin artırılması açısından ekonomik ve sosyal imkanların geliştirilmesi öncelikler arasında yer almalıdır. Bu kapsamda, şimdiye kadar bölgeye yapılan yatırımlar ile ekonomik ve sosyal programların geliştirilerek, genişletilerek ve zenginleştirilerek uygulanmaya devam edilmesi beklenmektedir." tespiti yapıldı.
"İzleme ve Raporlama Mekanizması" alt başlığında ise kanunla, örgüt mensuplarının tabi olduğu sürecin izlenmesini ve raporlanmasını temin edecek yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşturulması gerektiği kaydedilerek, "Bu mekanizmanın tespit ve teyidi çerçevesinde, uygulamaların etkinliği ve hedefe ulaşma düzeyi denetlenmiş olacaktır. Böylece sürecin sağlıklı bir şekilde yürüyüp yürümediği gözlemlenecek ve gerekli tedbirler zaman kaybetmeksizin alınabilecektir. Bu çerçevede, kamuoyunun her aşamada bilgilendirilmesi de sağlanmış olacaktır. Kanunla yürütmeye verilecek çerçevesi belirlenmiş yetki kapsamında, kamu kurum ve kuruluşları arasında eş güdüm sağlanması ve bu suretle sürecin etkin bir şekilde yürütülmesi temin edilmelidir." denildi.
Süreçte Görev Alanlara Yasal Güvence Sağlanması alt başlığında ise "Yürütülen süreçte görev alanlar, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun toplantılarına iştirak edip görüş, öneri ve değerlendirmelerde bulunanlar ile Komisyon çalışmalarında yer alanlar ve görevlilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerilmektedir." ifadesi kullanıldı.
"AİHM VE AYM KARARLARINA EKSİKSİZ UYUMU TEMİN EDECEK MEVCUT MEKANİZMALAR GÜÇLENDİRİLMELİDİR."
Komisyonun hazırladığı raporun yedinci bölümünde yer alan "Demokratikleşme ile İlgili Öneriler" başlığında, Türkiye'nin demokratik standartlarının yükseltilmesi amacıyla atılması gereken adımlar konusunda önerilerde bulunmanın, Komisyonun başlıca görevlerinden olduğu bildirildi.
Güvenli bir toplumsal ve siyasal ortamın, demokrasinin eksiksiz işleyebilmesi ve standartlarının yükseltilmesi ile kurumsallaşmasının ön koşulu olduğu belirtilirken, demokrasinin özü gereği fikirlerin eşit koşullarda ve özgür bir ortamda serbestçe ifade edilebildiği bir kamusal alanın varlığını gerektirdiği aktarıldı.
Raporda, silah, şiddet ve teröre dayalı yöntemlerin siyasal tartışmayı işlevsiz hale getirdiği gibi sorunların demokratik zeminde tartışılarak çözülmesini de zorlaştırdığı vurgulandı.
Karşılıklı saygı ve hoşgörü çerçevesinde, zor ve hassas konuların dahi müzakere edilebildiği bir siyasal ortamın oluşturulmasının temel bir gereklilik olduğuna dikkati çekilen raporda, "Bu yaklaşım, toplumsal bütünlüğün korunması ve güçlendirilmesi açısından da belirleyici bir rol oynamaktadır. Ancak, bu çerçevede toplumsal bütünlüğün güçlendirilmesi bireylerin tek tip düşünce ve kimlikler etrafında şekillendirilmesi anlamına gelmemektedir." denildi.
Söz konusu bölümün "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) Kararları" alt başlığında, AYM kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı vurgulandı.
Türkiye'nin AİHM kararlarını icra etme oranının yaklaşık yüzde 90 olduğu, hukuk devleti olma niteliğini perçinleme hususunda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının öneminin belirtildiği raporda, "AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli, ayrıca etkili yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. Kararlara uyumun sağlanması çerçevesinde, idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir." ifadelerine yer verildi.
İNFAZ DÜZENLEMESİ
Raporun "Yargılama ve İnfaza İlişkin Düzenlemeler" alt başlığında, "İnfaz mevzuatının AİHM ve AYM içtihatları ile tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler bağlamında gözden geçirilerek infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden ele alınması önerilmektedir" denilerek, şunlar kaydedildi:
"Özellikle mahkumların infaz süreçlerinin, koşullu salıverilme şartları ile infaz süreleri de dahil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeleri kapsamında daha adil, daha eşitlikçi ve daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması düşünülmelidir. Hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlüler için, yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alınarak, infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir. Cezaevleri idare ve gözlem kurullarının yapısı ve karar süreçleri, uygulamadaki aksaklıklar tespit edilerek gözden geçirilmelidir. Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM'nin yerleşik içtihatları doğrultusunda, tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir. Kanundaki tutuklama şartlarına bağlı kalınarak, tutuklamanın istisna olduğu ilkesine uygun biçimde mevzuat gözden geçirilmelidir."
“MEVZUAT YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLMELİDİR”
"Hak ve Özgürlüklerin Genişletilmesi ile İlgili Düzenlemeler" alt başlığında ise doğuştan gelen, dokunulamaz ve devredilemez nitelikteki, insan onurunun vazgeçilmez bir parçası olan temel hak ve özgürlüklerin tam ve eksiksiz kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması hedefiyle mevzuatın gözden geçirilmesi istendi.
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun hak ve özgürlükleri genişletecek ve hakkın özünü muhafaza edecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilen raporda, diğer öneriler şu şekilde sıralandı:
"Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, etkinliği artırılacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Şiddet içermeyen hiçbir fiil terör suçu olarak nitelendirilmemeli ve ifade özgürlüğü kapsamında olması gereken eylemler terör suçu sayılmamalıdır. Bu bağlamda, Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve ilgili mevzuatın kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde ifade özgürlüğünü güçlendirecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Şiddet çağrısı, nefret söylemi ve terör propagandasıyla etkin mücadele sürdürülürken, hukuki sınırlar içinde kalan her türlü eleştiri, itiraz ve talebin demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak korunduğunu gözetmek ve temin etmek maksadıyla, basın ve yayınla ilgili kanunlar gözden geçirilmelidir.
Haberleşme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları, suç oluşturmaz. Bu hükme bağlı olarak uygulamada basın özgürlüğünü sınırlayıcı sonuçlar doğuran yasalar hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri çerçevesinde yeniden ele alınmalıdır. Şeffaflık, demokratik katılım, parti içi demokrasi, çoğulculuk ve temsilde adalet ilkeleri doğrultusunda Anayasa'nın 79'uncu maddesi çerçevesinde genel yargısal süreçler ile seçim yargısının belirlilik ve kanunilik ilkelerine uygun şekilde düzenlenmesi amacıyla yeni bir Siyasi Partiler Kanunu ile yeni seçim kanunlarının siyasi partilerin uzlaşısı ile hazırlanması önerilmektedir. Demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarından olan siyasi partilerin kurumsal kimliklerinin korunması esas alınarak eksik ve yanlış uygulamalar gözden geçirilmelidir. Siyasi Etik Kanunu'nun hazırlanması önerilmektedir."
DÜZENLEME ÖNERİSİ
Raporun "Yerel Yönetimler" alt başlığındaki önerilerinde, demokratik siyaset zeminini güçlendirmek amacıyla idari sistemin "daha demokratik ve hukuki standardı daha yüksek" bir şekilde organize edilmesinin mümkün olduğu anlatıldı. Söz konusu başlıkta, "Anayasadan kaynaklanan idari vesayet yetkisinin demokratik toplum gereklerine uygun olarak kullanılması, başkanın kanunda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda sadece belediye meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuatın düzenlenmesi önerilmektedir." denildi.
"İÇ HUZUR, SAĞLAM ZEMİNLER ÜZERİNDE YÜKSELECEKTİR"
Raporun, "Sonuç ve Değerlendirme" bölümünde ise Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun Meclis'in temsil gücünü, siyasetin çözüm üretme kapasitesini ve milli iradenin denetim imkanlarını aynı zeminde buluşturan bir örneklik ortaya koyduğu belirtildi.
Toplantılar boyunca oluşan müşterek kanaatin, şiddet ve terörle mücadele yönteminin sadece güvenlik tedbirleriyle sınırlı kalmaması gerektiği yönünde olduğuna dikkati çekilerek, "Tam demokrasiye dayanan yurttaşlık bilincinin, eşitlik temelli kardeşliğin ve kurumsal şeffaflığın kalıcı huzur ve barışı mümkün kılacağı değerlendirilmektedir. Komisyon raporu, idari ve hukuki düzenlemeler için yol gösteren bir çerçeve ortaya koyarken, toplumla uyum adımlarının ertelenemez bir alan olduğunu hatırlatmaktadır." ifadeleri kullanıldı.
Siyasetin görevinin, toplumun farklı seslerini ortak geleceğin dilinde buluşturmak olduğu kaydedilerek, "Milletin vicdanıyla, aklıyla ve irfanıyla yürüyen bu süreç, kalıcı sonuç üreterek kardeşlik, birlik ve bütünleşme temelli bir vatandaşlık anlayışıyla güçlendiğinde, 'Türkiye Modeli'nin en kıymetli kazanımı olan iç huzur, sağlam zeminler üzerinde yükselecektir." denildi.
Raporda, oluşan müşterek kanaatin sürecin kamu düzenini koruyan, hak ve hürriyetleri genişleten, toplumsal rızayı büyüten ve ortak geleceği kurumsal bir disiplin içinde taşıyan bir yol üzerinde ilerlemesi yönünde olduğu anlatıldı.



.webp?width=358&height=202&format=webp)