CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun tutuklanmasına tepki olarak Güvenpark'tan başlattığı yürüyüşün yedinci gününde Gerede yakınlarındaki Danişmentler mevkisinde Merkez Yönetim Kurulunu (MYK) topladı.

Eskişehir Odunpazarı Belediyesince kurulan çadırda gerçekleştirilen toplantı yaklaşık 45 dakika sürdü.

Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Bülent Tezcan, toplantının ardından yaptığı açıklamada, yargıya müdahale tartışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Bülent Tezcan, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na bir internet sitesi için gönderilen yazıyı gösterdi.

Tezcan, "Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği gizli ibareli bir yazıyla Ankara Cumhuriyet başsavcılığına bir talimat göndermedi mi? O talimatta kanuni işlem başlatın, sonucunu da bize haber verin ifadelerini kullanmadı mı?” diye sordu.

CHP Sözcüsü Tezcan’ın basın mensuplarına gösterdiği yazıda, bir internet sitesinde Cumhurbaşkanı'na hakaret içeren ifadeler yer aldığı belirtilip, işlem yapılması isteniyor.

"Adalet Yürüyüşü" ile ilgili konuşan Tezcan, tarihte belli kırılma anları olacağını belirterek, "Şu anda bu yürüyüşe katılanlar, destek verenler, herkes tarihin önemli bir dönüm noktasının hem tanığısınız hem de tarihi yapanlarız. Hep birlikte adalet, hukuk, hak mücadelesinde bir yeni tarih yazıyoruz" dedi.

Bütün İslam aleminin Kadir Gecesi'ni kutlayan Tezcan, Kadir Gecesi'nin bütün insanlığa barış, kardeşlik, huzur ve adalet getirmesini diledi.

Açık havada dün partisinin grup toplantısının yapıldığını, bugün de MYK toplantısının gerçekleştiğini kaydeden Tezcan, "Adalet katledilmesin, adalete kavuşalım, mazlumların sesi olalım diye MYK toplantımızı alanlarda yapmak zorunda kalıyoruz" diye konuştu.

“DARBELER ADALETE DÜŞMANDIR”

Türkiye'nin 15 Temmuz darbesini püskürttüğüne dikkati çeken Tezcan, "20 Temmuz darbesinin baskıcı ve zorba koşulları altında bütün bir millet ve halk eziyet çekiyor. Düşünce, ifade, örgütlenme, sendika, grev yapma özgürlüğü yok. Bütün temel hak ve özgürlükler, iktidar sahiplerinin iki dudağı arasından çıkacak bir KHK'ya kalmış durumda. Darbeler, adalete düşmandır. Darbeciler, zorbalar adalete düşmandır" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu'nun başlattığı yürüyüşe işaret eden Tezcan, yürüyüşe destek veren herkese teşekkür etti ve adaleti kararlılıkla arayanların bulacaklarını söyledi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yürüyüşten rahatsız olduğunu ileri süren Tezcan, "Her gün televizyonlarda bir iftar sofrasında önce 'Orucumu açtım' diyor arkasından da hakaret ve küfrün torbasını açıyor. Orucunu açıp, arkasından hakaret ve küfrün torbasını açan başka bir Müslüman var mı bilmiyorum. Ama bizim başımızda bir parti genel başkanı var" dedi.

Tezcan, "bu yürüyüşün duyulması nasıl engellenir" çabası içerisinde olunduğunu iddia etti.

“MÜDAHALELERİ YAZSAK ANSİKLOPEDİ SERİSİ OLUR”

Tezcan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Yargıya müdahale edilmesin" çağrısına karşı, "Kendisinin yargıya müdahalelerini yazsak ansiklopedi serisi olur. Yargıya müdahalelerini tarasak, bizim buradan İstanbul'a yürüdüğümüz yolun üç katı eder" iddiasında bulundu.

“YARGIYA MÜDAHALE DEĞİL Mİ?”

Anayasa Mahkemesi'nin Erdem Gül'ün tahliye kararına ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Anayasa Mahkemesinin kararını tanımıyorum" açıklamasını hatırlatan Tezcan, "Bu yargıya müdahale değil mi?" diye sordu.

“BİR YİĞİT ADAM ÇIKAR YOLLARDA ADALETİ ARAR”

Yürüyüşe ilişkin "Adalet sokaklarda aranmaz" ifadelerinin kullanıldığını dile getiren Tezcan, "Mecliste, devlette, mahkemede, adliyede adaleti bırakmazsanız, bir yiğit adam da çıkar yollara, yollarda adaleti arar, mazlumların sesi olur, millet de onun arkasına gelir" değerlendirmesini yaptı.

“TEHDİDE PAPUÇ BIRAKMAYIZ”

Kılıçdaroğlu'nun tehdit edildiğini öne süren Tezcan, şöyle devam etti:
"Genel Başkanımızı tehdit ederken savcılara da talimat veriyor. 'Birgün seni de aynı savcılar çağırabilir' diyor. Aslında biz onu da biliyor, okuyoruz. Diyor ki 'Önce sen yürümekten vazgeç, git evinde otur'. Oturmayacağız, tehdidine pabuç bırakmayacağız. İkincisi savcılara sesleniyor, 'Çağırın Kemal Kılıçdaroğlu'nu bu yürüyüşü sonlandırın, Türkiye'de mazlumların sesi kalmasın'. Bırakın çağırmayı Genel Başkanımıza dönük atılacak herhangi bir adımda gök kubbeyi dar ederiz. Biz, hukuka uygun bir yürüyüş yapıyoruz. Biz demokratik direniş hakkımızı kullanıyoruz. Gayrıyasal hiçbir şeyimiz yok. Sizin iktidarınız tepeden tırnağa gayrımeşru. Yasa dışı bir güç üzerinde oturacaksınız, yasal direniş gösterenleri korkutmaya çalışacaksınız."

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin gizli ibareli bir yazı gönderdiğini ileri süren Tezcan, hiçbir devlet makamının savcılıklara talimat veremeyeceğini söyledi.

Tezcan, "Siz kalkacaksınız yargıyı tahakküm altına, baskı altına alacaksınız, ondan sonra da mazlumların sesi olan Kemal Kılıçdaroğlu'na 'yürüme' diyeceksiniz. Yürütmeye alışanlar, yürümekten korkarlar. Yaşamları, siyasi hayatları boyunca yürütmeyi bir prensip edinmiş olanlar, devlet imkanlarıyla yürütmeyi prensip edinmiş olanlar, mazlumların sesi için yürüyenlerden hep korkmuşlardır. Şimdi de korkuyorlar” diye konuştu.

“SİZE HELAL, BAŞKALARINA HARAM MI?”

Genel Başkan Yardımcısı Tezcan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sayın Erdoğan, Diyarbakır mahkemesi tarafından hapis cezası alıp Pınarhisar Cezaevi'ne lüks araçlarla giderken İstanbul'da insanlar sokağa inip gösteri yaptığında onlar adalete müdahale olmuyor da konvoy halinde cezaevine giderken bunlar adalete müdahale olmuyor da sizin bu kadar adaleti katlettiğiniz yerde mazlumların sesi olan Kemal Kılıçdaroğlu'nun uzun yürüyüşü, büyük yürüyüşü yargıya müdahale oluyor, öyle mi? Yani anayasayı ihlal etmek size hak, helal ama sizin dışınızdakilere haram öyle mi? Sizin dışınızdakilerin en haklı davalarını 'anayasaya aykırı' diye ihlal edeceksiniz ama kendi davranışlarınızla kendinizi anayasanın merkezine oturtacaksınız? Bunu kim yapar? Bunu darbeciler yapar. Bunu darbe iktidarları yapar. Her dönemde darbeciler, iktidarın merkezine kendisini koyup hukukun merkezinde kendilerini görmüşlerdir."

Adaletin mazlumların güvencesi, zalimlerin prangası olduğunu dile getiren Tezcan, bunun için yürüdüklerini söyledi. "Adalet" sözünden zalimlerin, diktatörlerin, darbecilerin korktuğunu savunan Tezcan, adaletin mazlumların umut ışığı olduğunu, bunun için yürüdüklerini ve yürümeye devam edeceklerini ifade etti.

AK Parti iktidarı döneminde Türkiye'de adaletsizliğin kurumsallaştığını iddia eden Tezcan, bu adaletsizlik karşısında adaleti tesis etmek için yürüdüklerini söyledi.

"FETÖ'YE DE BÖLÜCÜ TERÖRE DE KARŞI ÇIKTIK"

Devlette adaletin kalmadığını, liyakat sisteminin yok edilerek yandaşların iktidarının kurulduğunu savunan Tezcan, devleti cemaatlerle bir iktidar bloğu halinde yönetme anlayışıyla bütün geleneklerin çökertildiğini belirtti.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin geleneklerinin, savunmasının, gücünün ve reflekslerinin çökertildiğini, kumpas davalarıyla Türkiye'nin en önemli geleneklerinin yok edildiğini öne süren Tezcan, "FETÖ ile mücadele ediyoruz yalanı altında yeni cemaat ve tarikat ittifaklarıyla devleti yeniden bir başka çöküşün eşiğine taşıyorlar. Biz FETÖ terörüne de bölücü teröre de karşı çıktık. Terörün her türlüsüne karşı çıktık. Bunlara karşı çıkarken bunlar bahane gösterilerek bir iktidar zulmü yaratılmasına ve despotizme de karşı çıkıyoruz. Bunun için yürüyoruz. Bunların tamamının karşısında tek bir ilaç var o da adalet ilacı" değerlendirmesinde bulundu.

Tezcan, mühürsüz oylarla milletin sandıktaki iradesinin çalındığını, mühürsüz seçimle halk oylamasında "hayır" diyen milletin iradesinin "evet" şeklinde sandıktan çıkartıldığını ileri sürdü.

"TEK BİR İLAÇ VAR O DA ADALET"

"Saraylarda lüks sofralarındaki bir dakikalık maliyet bir yoksul ailenin bir yıllık geçimine bedel" diyen Tezcan, bir tarafta zenglik, diğer tarafta yoksulluk olan bir Türkiye oluşturulduğunu anlattı.

HAKİM VE SAVCILARA SESLENDİ: KORKMAYIN

Tezcan, yürünecek çok yol olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu kutlu yürüyüşünü bütün dünyanın ve Türkiye'nin dikkatle izlediğini biliyoruz. Korkanlara sesleniyorum, korkan hakimlere, savcılara, Anayasa Mahkemesine, devlet görevlilerine, sendikacılara, siyasetçilere kim varsa... Korkmayın, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu mazlumların, 80 milyonun sesi oldu yollara düştü. Düşün arkasına. Hedef İstanbul, o büyük buluşma. Bu büyük yürüşün sonunda o büyük buluşmayla gerçekten adaletli, demokratik, özgür bir Türkiye kuracağız."

BAŞBAKAN’A YANIT

Bir gazetecinin, Başbakan Binali Yıldırım'ın Kılıçdaroğlu'nun çelişkili açıklamalar yaptığını söylediğini ve "Yollarda kendini heba etmesin bize lazım" dediğini aktarması üzerine Tezcan, Yıldırım'ın açıklamalarının birbirini tutmadığını ifade etti.
Başbakan Yıldırım'ın "OHAL şartları altında referanduma gitmeyiz" açıklaması yaptığını, daha sonra da referanduma gidilmesinde sakınca görmediğini aktaran Tezcan, zamanın "mizah zamanı" olmadığını belirtti.

Tezcan, şunları kaydetti:

"Sayın Başbakan, kendisini karikatürize edecek malzemeler vermesi konusunda derin yetenekleri var. Söylediği bir şey doğru. Sayın Genel Başkanımız, Sayın Binali Yıldırım'a da Adalet ve Kalkınma Partililere de lazım. Çünkü adalet bütün Türkiye'ye lazım. Öyle bir adaletsiz düzen yarattılar ki yarattıkları adaletsizlik içerisinde bir gün kendileri de boğulacaklar. Genel Başkanımızın yürüyüşü aslında onlar için de onların torunlarının da adaletli bir Türkiye'de yaşaması için başlatılmış yürüyüştür."

Yürüyüşüne devam eden Kılıçdaroğlu, Danişmentler mevkisinde bir süre mola verdi.
MYK toplantısı sonrasında devam eden yürüyüşe Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, tiyatro sanatçısı Genco Erkal ve gazeteci Emre Kongar da katıldı.