NTV'nin Topkapı Sarayı'nda Banu Güven'in sunduğu özel yayınında geçtiğimiz hafta sonu Topkapı Sarayı'ndaki İdil Biret konseri sırasında yaşananlar enine boyuna değerlendirildi.

Programın başında canlı yayına bağlanan İdil Biret, "Benim için önemli olan, özür dilenmesidir. Her konserde çalarım, hiç tereddütsüz. Aynı şekilde bir organizasyonda da yer alırım" dedi.

Topkapı Sarayı Müdürü Prof. Dr. İlber Ortaylı, protestoya tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

"Her şeyin protestosu yapılabilir ama usulü vardır. Birisini rahatsız etmeyeceksiniz, özlük haklarını ve huzurunu bozmayacaksınız, yani kanuna uyacaksınız. İkincisi de usule uyacaksınız, bu kanunda yazılı olmasa da geçerlidir. İdil Hanım ve eşi içeri girerken rahatsız olmuştur. Afiş yakıldıysa hoş değildir, gayr-i kanunidir" diye konuştu.

BBP LİDERİ TOPÇU: PROTESTO PLANLI DEĞİLDİ
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Yalçın Topçu, yaşananların planlı bir eylemin sonucu olmadığını söyledi:

"Gençlerin özür dilemesini kutluyorum, takdir edilecek bir davranıştır. Yaptıkları tartışılacak bir tepkinin nedenlerini anlatmışlar. Tepki İdil Biret hanımefendi veya sanatına yönelik değildir. Olaylar hakkında Alperen Ocakları Genel Başkanı ile görüştüm. Alperenlerin başından böyle bir eylem planı yoktu. Topkapı Sarayı'na yakın bir semtte Doğu Türkistan'daki ölümleri protesto eylemi yapılmış. Eyleme katılan gençler, dönüşte Topkapı Sarayı'nın önünden geçerken afiş görülmüş ve tepki oraya yönelmiş. Gençler İdil Biret ve eşini görmüşler ancak hiçbir şekilde onlara yönelik bir tepki göstermemişlerdir. Özür kompleksimiz yoktur. Gençler büyüklerinden özür dilerler, üzerinde durmak yersizdir. Uzaydan gelmiş insanlar değiliz, babam devlet tiyatrolarında numaratörlük yapardı. Bu şahsiyetleri çocukluktan itibaren dinlemiş insanlarız. Nerede görülmüş, Çaykovski dinlerken mindere yayılacaksın, arada önündeki kadehten bir yudum alacaksın."

CEM MANSUR: İÇKİ İÇİLEN YÜZLERCE ÖRNEK VEREBİLİRİM
Yalçın Topçu'nun "Çaykovski dinlerken minderlere uzanarak şarap içildiği nerede görülmüş" şeklindeki sözleri üzerine Orkestra Şefi Cem Mansur şunları söyledi:

"Şimdi zaten bu olayın patlak vermesinden sonra benim gözlerim yaşardı. Ne kadar çok köşe yazarı 'Saraylarda konser verilir mi, içki içilir mi?" gibi konularda benden ne kadar çok şey biliyorlarmış. Yönettiğim onlarca konserde, tarihi mekanlarda veya açık havada verilenlerde içki ikramı yapılır. Buraya bilet alarak gelenler de zaten bunu bilirler. Bu 'Cemal Reşit Rey Konser salonuna şarabınızı da alıp gelin' demek değildir. İngiltere veya Fransa'nın en önemli tarihi saraylarında yönettiğim konserlerde kaç defa şeyi hatırlıyorum, Mozart'ın operasını yönetirken arkamda şaraplarını yudumlamaya devam eden insanlar vardı. Bunda hiçbir problem yok. Ben size onlarca örnek verebilirim, nerede görüldüğüyle ilgili. Nerede konser verilir, nerede içki içilir diye elinde mezurayla dolaşanlar mı karar verecek bu tür konserlere? Konu içmek değildir, bu kişinin kendi seçimidir. Bir klasik müzik konserine Türkiye'de 2 bin kişinin bilet alması sık rastlanan bir şey değildir."

PROF. ORTAYLI: KADEH SESLERİNDEN RAHATSIZ OLDUM
Prof. Dr. İlber Ortaylı, sahnede klasik bir eser sergilenirken kulağına kadeh sesleri gelmesinden rahatsız olduğunu anlattı:

"Topkapı Sarayı'nda birçok konser verildi, veriliyor. Burada ilk defa konser organizasyonu yapılmıyor. Ancak bir konser de konserdir, filanca firmanın reklamı konserin arkasında kalır. Burası sarayın girişidir, bir kutsalı yoktur. Sarayın içerisinde ise Mozart'ın 'Saraydan Kız Kaçırma' operası sahnelenir, her sene. Bu konsere ücretsiz olarak izin verdik. Konserde kadehle oturulmaz, bu konserde de bir ara şangır şungur sesler geldi. Elinden birkaç kişi kadeh düşürmüş. Biraz sonra hizmetliler o kadehleri topluyor ve yine şangır şungur sesler geliyor. Sahnede de o sırada 1812 uvertürü gidiyor. Bunlar ayıp şeyler. Hiç işi kutsala, kutsal dışına götürmeyelim. Her törenin bir adabı vardır. Adliye salonuna veya Ortodoks kilisesine girdiğin zaman ayak ayak üstüne atıp oturamazsın. Bu kadar Amerikanizme de taraftar değiliz. Plastik kadehle klasik konserin önünde dolaşılmaz mesela. Burası kutsal bir alan değildir, tarihi bir alandır. Tarih bilmiyoruz, şu Osmanlı sarayının gündelik hayatıyla ilgili yazılanlar birkaç yüz sayfadır ancak. Bir tek Kremlin Sarayı'nın tarihi bir tarihçinin boyunu geçiyor. Bu kadar uzmanların bilgiden uzak, okuyucunun hiçbir şeyle ilgilenmediği bir toplumda içki, kutsallık, yok o köşe kutsal gibi tam bir kör döğüşü gidiyor."

DOÇ. ERTUĞ: ÜÇÜNCÜ AVLUDA HİÇBİR ETKİNLİK OLMASIN
İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü'nden Doç. Dr. Zeynep Tarım Ertuğ, konserin sarayın birinci avlusunda yani halka açık kısmında verildiğine dikkat çekti:

"Birinci avlu zaten halka açık kısım. Burası kutsal bir alan değildir. Hırka-i Saadet dairesi üçüncü avludadır, arada iki avlu ve kapı vardır. Hırka-i Saadet dairesinin bulunması elbette Topkapı Sarayı'nı kutsal yapar. Üçüncü avlu, yani Enderun Avlusu'nda bir konser de olmasın, konu içki değil. Burada Cumhurbaşkanı da bir resepsiyon vermesin. İkinci avlunun iç kısmında zaten yıllardır konferanslar düzenleniyor. Üçüncü avluda herhangi bir tören ya da konser yapılmasın. Sarayı çok fazla kullanıma açmayı doğru bulmuyorum."

BBP LİDERİ TOPÇU: TEPKİ ABARTILIYOR
Daha sonra söz alan BBP lideri Yalçın Topçu, bundan sonra düzenlenecek konserlerle ilgili herhangi bir sorunlarının olmadığını vurguladı:

"Kutsal falan tartışmıyorum. İdil Biret konserlerinin dünyada standardı, usulü bellidir. İçki içilen konsere bir tane örnek gösterilebilir, o da bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde ticari kaygılar düşünülürse. Alperen Ocakları'na mensup gençlerin bu tepkisi planlı değildir. Gençlerin tepkisinin metodu tartışılabilir, metodlarının bu olamayacağını zaten Alperen Ocakları ifade ediyor. BBP Başkanı olarak, gençlere 'Aman ha, hukukun içerisinde kalın. Kanun neye izin veriyorsa tepkilerinizi o noktada gösterin. Geçmişte sokağı okulu, sırayı paylaşamadık, neticede birileri çıktı dört duvar arasını paylaşmak zorunda kaldık' diyorum.

Biz taşı toprağı kutsal yapıp önünde tapınılacak falan değiliz. Çocukların fotoğrafa bakışı şu: Evet birinci avlu doğru, herkesin ayak altıdır. Ama bir yerde de yazıyor ki, Osmanlı birinci avludan orduları sefere çıkarken askerlerini dua ederek gönderirmiş. Dua avlusu olarak telakki edilen bir yer. Etrafında kutsal emanetlerin sergilendiği yerler var, buralarda 24 saat Kuran okunuyor. Bakılan fotoğraf bu.

Polis ikaz etmiş, gençler dağılmış. Kanunsuz hiçbir şey olmamış, açık alanda yakılan bir iki pankart benzeri şeyler var. Gençlerin ortaya koyduğu beğenirsiniz beğenmezsiniz. Ama maksadı aşacak tutumları giderek kaşırsanız asıl provokasyon o zaman yapılmış olur.

Bu tip konserlerin nasıl tertip edileceğinin kuralları bellidir. Tarihi doku ve değerlerimize hep birlikte sahip çıkacağız. Bu tip mekanlara yasak getirilsin, aman oralarda sinek uçmasın demiyorum. Bundan sonra düzenlenecek konserlerle ilgili herhangi bir sorunumuz yok. Planlanmayan bir tepki olduğundan fazla abartılıyor."

PROF. ORTAYLI: TELAŞLI BİR ŞEKİLDE BEKLEDİM
Osmanlı döneminde Topkapı Sarayı'ndaki günlük hayatla ilgili bilgi veren Prof. İlber Ortaylı, protesto sırasında içeride hissettiklerini anlattı:

"Tabi ki içerisinde kutsal emanetler var. 15. asırdan sonra gelmiş emanetler. Kutsal emanetlerin konulduğu bölüm, daha önce padişahın günlük hayatında kullandığı bir alandı. Konser sırasında içeride olanlar tepkiyi görmedik, ben kapıdan çıktım ve geri döndüm. Yarı huzursuz ve telaşlı bir şekilde bekledim. Jandarma ve polis, sorunu bizim şükranla karşılayacağımız şekilde çözdü. İnsanlar konserin sonunda rahatça çıktılar, bir huzursuzluk yoktu."

Prof. AKŞİT: PLANLAMA YOKSA DA TEHLİKELİ
Maltepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Bahattin Akşit, provokasyonun sosyolojik analizini yaptı:

"Olayın anlatılışında bir eksiklik var. Tamam Doğu Türkistan'daki ölümlerle ilgili protestodan dönerken afişin görüldüğü söyleniyor. Ancak konserden bir gün önce bir gazetede bir haber çıkıyor. Belli ki, Alperen Ocakları mensupları tarafından bu haber okunmuş. Hiçbir planlama yoksa da çok tehlikeli bir şey. Çünkü yakın tarihimizde böyle provokasyona gelip o kadar şiddet olayları oldu ki. Genel Başkan da söyledi, dört duvarı paylaşmak zorunda kaldık diye. Bu tür provokasyonlara gelme, ilk kez olmuyor. 1960'ların başında bir tiyatro oyunundan provoke oldular ve tiyatro basıldı. Çorum'da, Kahramanmaraş'da veya Sivas'da provokasyonlar oldu, bu olayı o kadar büyütelim demiyorum. Bunların hepsinde protesto olayları şiddetin başlangıcıdır. İyi ki orada sağduyu gösterilmiş, içeriye girilmemiş. İdil Hanım tesadüfen oradan geçerken afişlerin yakıldığını da görmüş. Burada hem maddi hem de manevi şiddet olayı var. Olaydan kısa süre sonra yapılanların farkına varılıp özür dilenmesi çok olumlu bir şey. Olayı anlayıp iyi çözümlememiz lazım, bundan sonra bu tür provokasyonlara gelmemeliyiz."

PROF. ORTAYLI: KONSERLER SÜRECEK
Prof. Dr. İlber Ortaylı, Topkapı Sarayı'ndaki konserlerin devam edeceğinin altını çizdi:

"Topkapı Sarayı'nda bu yıl konserler devam edecek, burada her zaman konser olacak. Hem klasik hem de klasik Türk müziği konserleri verilecek. Şef Cem Mansur'un da bir konserine ev sahipliği yapacağız.

Bizim kuşağın klasik müzik terbiyesi çok sıkıdır. İçeride fotoğraf çekilemez, geç girilemez, konuşulamaz. Bakan bile olsan salondan içeri giremezsin. Bu disiplinle yetişen bir kavmin, ki bu bizim memlekete çok lazımdır, kendine göre bir anlayışı vardır. Buna da dikkat edilmesini de rica ederiz.

Topkapı Sarayı'nda resepsiyon ve kutlamalar sınırlıdır, zaten çok uygun da da değildir mekan bunlar için."

CEM MANSUR: KLASİK MÜZİĞİN TEK BİR DİNLEME ADABI YOKTUR
Orkestra Şefi Cem Mansur, klasik müziğin sevdirilmesi için kalıplardan kaçınılmasını önerdi:

"19 Ağustos'ta bir konser planladık, Ulusal Gençlik Senfoni Orkestra'sıyla. İçki meselesini bu kadar konuşuyor olmamızı aslında ben çok sığ buluyorum. Televizyonlarda Berlin Flermoni Orkestra'sının açık hava konserleri yayınlanıyor, tavsiye ederim izlesinler. Orada neler yeniyor, neler içiliyor görülecektir. 'Konserin adabı sadece şudur' görüşüne ben çok katılmıyorum. Klasik müzik şöyle dinlenir, böyle dinlenir diyerek milyonlarca gencin hayatından klasik müzik çıkarılıyor. İlber Bey'i rahatsız eden konuda mutlaka ince ayarlar yapılabilir, içki servislerinde, bir takım şeylerde. Müzik şiddeti önleyici bir unsurdur, ben halka açık provalarımda hep bunu anlatmaya çalıştım. Umarım ki, 19 Ağustos'taki konserimizi şiddet olayları gölgelemesin."

BBP LİDERİ TOPÇU: METODU BENİMSEMİYORUM
Banu Güven'in 19 Ağustos'taki konsere gençlerin ve müzisyenlerin gönül rahatlığıyla katılıp katılamayacağı sorusuna BBP Genel Başkanı Topçu, şu yanıtı verdi:

"İnşallah 19 Ağustos'taki konsere bütün gençlerimiz katılır. Müziğin dili evrenseldir. Cem Bey'le paralel düşünmemiz yüzde yüz şart değildir. Araya bir kolbastı koyarak klasik müziği daha geniş kitlelere yayabilirler.

Daha önce ifade ettiğim gibi planlı bir gösteri değildir. Gençler İdil Hanım'ı görmelerine ve karşılaşmalarına rağmen geriye dönmüşlerdir. Kanuni olarak hiçbir muhalefet olmamıştır. İçeridekilerin hayatını tehlikeye atabilecek hiçbir şey olmamıştır.

72 milyon insanın hepsi kendini nasıl ifade ediyorsa, bunlara saygılı duyulmalıdır. Birbirimizi tanıyalım, tanımaya gayret edelim ve ötekileştirmeyelim. Bu eylemle ilgili rahatsızlığımı tekrar belirtmek istiyorum. Bu eylemdeki metodu benimsemiyorum, bunu defalarca belirttim."

DOÇ. ERTUĞ: SEBİLLERDE SABUN SATILIYOR
Tarihçi Doç. Dr. Zeynep Tarım Ertuğ, tartışmayla birlikte tarihi mekanların nasıl kullanılacağı üzerinde durulması gerektiğini dile getirdi:

"Konser için düzenlemeler yapılabilir. İstanbul'da 400 senelik sebiller var, içerisinde zeytinyağı ve sabun satılıyor. Onlar da tarihi mekan. Bu tartışma bu konuları konuşmamız için bir alan açsın."

Prof. AKŞİT: PLANLAMA YOKSA DA TEHLİKELİ
Sosyolog Prof. Dr. Bahattin Akşit, gençlerden bir eylem yapmadan önce düşünmelerini istedi:

"Doğu Türkistan'daki olayları protesto etmelerini saygıyla karşılıyorum. Ancak oradan dönerken bir afiş görüp tepkiyi başka yöne çevirmemeliydiler. İdil Biret konserini hedef alan bu eylemden Rabia Kadir de rahatsız olur. Bu ikisinin bir araya gelmesi hoş olmamıştır."