NTV

Türk: Başbakan'la görüşme talebimiz var

Anadolu Ajansı

Türkiye

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, Kürt sorunuyla ilgili olarak Başbakan ile görüşmek için bugün resmi olarak talepte bulunacaklarını söyledi.

Türk, partisinin TBMM grup toplantısında, yapılan son operasyonlarda en yakın çalışma arkadaşları da dahil olmak üzere 300 civarında parti üyesinin gözaltına alındığını, bunlardan 100'ünün tutuklandığını söyledi.

Operasyonun siyasi olduğunu ve bunun birinci nedeninin DTP'nin yerel seçimlerdeki başarısının hazmedilememesinden kaynaklandığını iddia eden Türk, ''İkinci neden, PKK'nın seçimden sonra yaptığı açıklamadır. PKK, (silahları 1 Hazirana kadar susturacağız) dedi. Daha üzerinden değil günler, saatler bile geçmeden, savaş tamtamlarını çalmaya başlayanların neden endişelendiklerini görmek için dahi olmaya gerek yok. Çünkü biliyorlar ki Kürt sorunu demokrasiyle çözülürse, Türkiye demokratikleşecek, AB üyeliği hızlanacak ve kendileri güç kaybedecekler'' diye konuştu. 

Üçüncü nedenin, Türkiye'ye barışın egemen olması ihtimalinden kaynaklandığını savunan Türk, şöyle devam etti: ''Kürtler; Türkiye, İran, Suriye ve Irak olmak üzere Orta Doğu'da dört parçada yaşıyorlar. Dört parçanın Kürt siyasetçileri; bu coğrafyada barış sürecini başlatma ve Kürtlerin demokrasi taleplerinin ne olduğu konusunda ortak bir karara varma konusunda arayış içindeler. Türkiye kurumsal statükosu, bundan rahatsız oldu. Dördüncü neden ise DTP'nin Türkiye'deki demokrasi güçleriyle birlikte yürüttüğü ortak mücadele, birlik ve dayanışma girişimini engellemektir''

DTP'nin parlamentoda grubu bulunan, ülkenin dördüncü büyük partisi olduğunu ifade eden Türk, partilerinin, Türkiye'nin, en temel sorununu çözmek için olağanüstü bir fedakarlık örneği sergilediğini söyledi. 

Bir siyasi partinin böyle bir hizmeti devletin sunduğu Hazine yardımıyla yapabileceğini kaydeden Türk, ''İki büyük seçim geçirmemize rağmen, şimdiye kadar tek bir kuruş yardım almış değiliz'' dedi. 

Cumhuriyet tarihinden bu yana grubu bulunup da Hazine yardımı alamayan tek parti olduklarını öne süren Türk, şöyle devam etti: 

''Sayın Başbakan çıkıp diyor ki (DTP belediyeleri, kendi bütçelerini hizmet için kullanmıyor) Oysa, benim belediyelerim (hesaplarını) devletin en deneyimli müfettişlerine ayda iki kez A'dan Z'ye kontrol ettiren belediyelerdir. Harcamalarıyla, yönetimiyle, hizmetiyle en şeffaf belediyeler, DTP'li belediyelerdir. Deniz Feneri bizde yok Sayın Başbakan. Yolsuzluğu bizde bulamazsınız. Zatıalinize sormak istiyorum: Ben yüzde 80 oy aldığım bir ile tek bir parti bayrağı gönderecek parayı denkleştirememişim, siz ve denginiz partiler ise seçimlerde sadece İstanbul'da reklam gideri olarak 600 milyon TL para harcamışsınız...

İstanbul, İzmir, Ankara ve Kocaeli toplamında bu rakam 2 milyar TL'ye ulaşmıştır. Hazineden aldığınız yardım tutarı belli. Yaptığınız harcama, Hazine yardımını aşıyor. Peki bu paranın kaynağı ne? Çıkıp bunları kamuoyuna dürüstçe açıklamanız gerekir. Böyle yavuz hırsızlık yaparak mı, kendi suçlarınızı,yolsuzluklarınızı örtbas edeceksiniz? Bu halk her şeyi görüyor, her şeyi biliyor. Artık mızrak çuvala sığmıyor.''

TÜRKİYE MİLLETVEKİLLİĞİ
Ahmet Türk, Hükümetin, ''Türkiye Milletvekilliği'' adı altında, adil bir siyasi temsil modeli oluşturacağını ileri sürdüğünü ancak seçim barajına dokunmadığını söyledi. Çok masum ve adil bir reform paketi gibi sunulmaya hazırlanan bu değişikliğin, aslında DTP'yi bir sonraki seçimde grup bile kuramayacak hale getirmek için tasarlanan siyasi bir tuzak olduğunu iddia eden Türk, ''Halk iradesinin parlamentoya yansımasının yolu Türkiye Milletvekilliğinden değil, seçim barajının en az yüzde 5'e düşürülmesinden geçmektedir'' dedi. 

Türkiye'nin her tarafında 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlanırken Hakkari'de bir çocuğun kafasına dipçikle vurularak dövüldüğünü öne süren Türk, bunun Kürt halkına karşı beslenen kin ve düşmanlığın açık bir ifadesi olduğunu iddia etti. Ahmet Türk, ''Bu, Filistinli çocuğun kolunu kıran İsrailli askerin görüntüsünden farklı değildir. 12 Eylül'de bizlerin kafasına vurulan dipçik darbeleri, şimdi de çocuklarımızın başına indirilmektedir. Davos'ta İsrail Devlet Başkanı'na (Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz) diyen bir Başbakan, kendi ülkesindeki çocukların başına gelenler karşısında üç maymunları oynuyor. Bir kez daha Sayın Başbakan'ı, Kürtlerden ve çocuklardan özür dilemeye çağırıyoruz''diye konuştu. 

Türkiye'nin önünde önemli bir fırsat bulunduğunu ifade eden Türk, şunları söyledi: 

''PKK'nın 1 Haziran'a kadar uzattığını açıkladığı eylemsizlik kararı devam etmektedir. Bu umut verici ve sevindirici bir gelişmedir. Bu, aynı zamanda DTP'nin seçimlerdeki yükselişiyle oluşan ve asla heba edilmemesi gereken önemli bir fırsattır. 1993'te, 1995'te, 1998'de ve yine 1999-2004 arası süreçlerde Türkiye, silahların sustuğu ortamların doğurduğu bu çok değerli fırsatları heba etti. Devlet ve dönemin iktidarları, çözümü değil şiddeti derinleştirdi. Bugün itibariyle artık bu tür seçeneklerin hepsi tüketilmiştir. Geriye denenmemiş tek bir seçenek kalmıştır. O da sivil, demokratik ve barışçıl yöntemdir. Demokratik siyaset, bugün Kürt sorununun çözümü için yegane araç durumundadır. 

Seçim sonrası başlattığınız operasyonlar ve baskılar ile halkın iradesini teslim alacağınızı ve bu şekilde çatışmalı ortamı sürdüreceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Çatışmalı ortamda ısrar ederseniz, duygusal kopuşa yol açar ve bunun sonucu olarak Kürt'leri kaybedebilirsiniz.

BAŞBAKANLA GÖRÜŞME TALEBİ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a görüşme çağrısında bulunan Türk, bu taleplerini bugün resmi olarak ileteceklerini bildirdi. 

Sorunların çözümü için konuşulması gerektiğine işaret eden Türk, ''Gençlerimizin ölmemesi için, demokrasi ve kalkınma için, ortaya nasıl formüller koyabiliriz? Bunları tartışalım, Meclis'te bir inisiyatif ortaya çıkaralım. Bu parlamentonun, rüşdünü kanıtlaması için bir imkan yaratalım. Vesayet altında olmadığını, gerçek bir demokrasiye doğru gittiğini herkese gösterelim'' dedi. 

1 Mayıs kutlamalarına da değinen Türk, sendika ve meslek örgütlerinin düzenlediği tüm etkinliklere katılacaklarını söyledi. 

Ahmet Türk'ün konuşmasının ardından, salonda bulunan Türkiye Barış Meclisi adına konuşan Tayfun Mater de ABD'nin Kürt sorunu için plan ve programı olduğunu, ancak ABD'nin plan ve programlarının halklara hayır getirmediğini söyledi. 

Seçimlere de değinen Mater, Kürt halkının, neyi seçtiğini, temsilcilerinin kim olduğunu belirlediğini ifade ederek, ''Kürt halkı temsil kabiliyetine ulaşmıştır'' dedi.