İstanbul bu hafta küresel alanda gerçekleştirilen en büyük teknoloji etkinliklerinden bir tanesine sahne olacak. Dijital dünyanın nabzını tutan yüzlerce firma, 30 milyar dolarlık yatırım potansiyeliyle Türkiye’ye geliyor. Dev teknoloji şirketlerinin üst düzey yöneticileri, İstanbul’da düzenlenecek Webit 2012 Kongresi’nde tecrübelerini paylaşmak adına katılımcılara hayatlarında çok az bulabilecekleri bir fırsat sunacak.

İlişkili Haberler


Webit Kongresi’ni üç yıl önce hayata geçiren dijital teknoloji uzmanı ve işadamı Plamen Russev, Çarşamba günü başlayacak büyük etkinlik öncesinde ntvmsnbc’ye konuştu. Russev, dünyayı baştan aşağı değiştiren dijital teknolojiyle olan tecrübesine değinirken, Webit’in önemini vurguladı. Russev, “Türk girişimciler iki günde elde edecekleri kazanımlar sayesinde hayallerini sandıklarından çok daha erken hayata geçirebilir” ifadesini kullandı.

Çok genç yaşta geleceğin dünyasını oluşturacak dijital teknolojilerle ilgilenmeye başladınız. Kariyerinizin başlangıcı ve nasıl devam ettiği hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Açıkça söylemem gerekirse, bundan 20 yıl önce üzerinde uğraştığım konuları insanlara açıklamaya çalışırken çok zorlanıyordum. 10 yıl önce, bana hâlâ ne üzerinde çalıştığım yönünde sorular geliyordu. Anlatıyordum ama bu bir işe yaramıyordu. Ancak bugün, insanların beni anlaması konusunda bir sıkıntı yaşamıyorum.

Dijital teknolojilerle olan maceranız interneti bile yeni yeni kullanmaya başladığımız zamanlarda başladı. Bunu sağlayan ne oldu?

1993 yılından beri bu konularla ilgilendiğimi söyleyebilirim. Henüz 12 yaşında çalışmaya ve para kazanmaya başladım. 15 yaşımda VOA (Voice of America) Europe radyosu için çalışmaya başladım. Neden bu kadar erken çalışmaya başladığımı sorarsan, çünkü hayatın kendisi böyle. Varlıklı bir aileden geliyorum ama bu bir şeyi değiştirmez. Lisede, üç ayrı özel okulda üç ayrı alanda eğitim aldım. İngilizce, matematik ve ekonomiden mezun oldum. Eğitim gördüğüm esnada çalışıyordum ve eğitim masraflarını bu şekilde karşılama arzusu içerisindeydim. 16 yaşımda çalıştığım radyonun yöneticisi tarafından kendi programımı yapma izni aldım ve ürettiğim işi pazarlamaya da başladım. Bu çalışmamı iki yıl süren reklam ajansı deneyimi izledi. Daha sonra Columbia Try Star şirketinin Bulgaristan’da gerçekleştirdiği TV programlarında çalıştım. Radyo ve televizyon alanında tecrübe kazandığım gibi, yıllar boyunca çeşitli yazılı basın organında makaleler yazdım.

Edindiğiniz tecrübeleri kendi işinize dönüştürmeniz nasıl oldu?

1998-99 yıllarında Bulgaristan’da çok ciddi bir mali kriz yaşandı ve televizyon işim iflas etti. Bu noktada, artık geleneksel işler yapmamaya karar verdim. Televizyon, radyo ve basılı yayından vazgeçtim. Tek bir hedef seçtim, o da dijitaldi. O dönemlerde çok az kişi henüz dijital dünyanın sunduğu yeni teknolojileri kullanıyordu. Matematik okulunda Bilişim Teknolojileri (IT) eğitimimin temelini almıştım. Karşımda ne olduğunu bildiğim için adım adım ilerleyerek dijital dünyaya adım attım. Aradan birkaç yıl geçtiğinde, İngiltere’de ilk ofisimi açtım. İngiltere’nin ardından İsviçre ve Çek Cumhuriyeti’nde de ofisler açtım ve işim giderek büyümeye başladı.

Sizi dijital dünyaya iten ana faktör Bulgaristan’da yaşanan ekonomik kriz mi oldu?

Hayır. Teknoloji her zaman beni büyüleyen bir konu oldu. Aynı zamanda kendimi geliştirmemi sağlayan bir alan oldu. Bulgaristan’da, Sovyet dönemindeki eğitim çok disiplinliydi. IT alanında çok iyi bir eğitim aldım. Matematik okulunda öğrendiklerim benim için çok iyi bir altyapı sağladı. Bu sayede teknoloji beni ne kadar büyülüyorsa, onu o kadar iyi anlıyordum. 16 yaşındaki bir genç için ben iki katı hareketliydim. Elime geçen cihazları inceler, bozar, kurcalardım. Bunu kendimi bildiğim için yapardım. Kariyerimin sadece dijital alanda olduğunu gördüğüm zaman, yaptığım şeyler benim için bir değişim değil, yapmaya başladığım işin devamı olarak geldi.

Bulgaristan’da ilk Macintosh’u olan insanlardan biriydim. Aynı zamanda internete ilk bağlanan kişiler arasındaydım. Sıradan bir yazılımı indirmenin yarım saat sürdüğü günleri hatırlıyorum. Kısaca geldiğim noktayı kader ve şansın birleşimi olarak ifade edebilirim. Bir şekilde dijital teknolojiler alanında yer almam gerekiyordu.

“e-ACADEMY SİZİ YENİ DÜNYAYA HAZIRLIYOR”

Dijital teknolojilerdeki değişimi bir Balkan ülkesinde tecrübe etmek ve gözlemlemek, bu teknolojilerin doğduğu yerlere kıyasla ne kadar farklı?

Bu konuda tek bir şeyi kesin olarak söyleyebilirim, Bulgaristan gibi bir ülkede yaşamak sizi çok daha rekabetçi yapıyor. Çünkü dünyanın geri kalanına kıyasla, ortaya 10 kat daha fazla çaba koymanız gerekiyor. Bunun nedeni, başta girişimcileri zorlayan altyapı eksikliği. Öte yandan, böyle bir ortamda daha az rakibiniz olacağı için de bir avantaja sahipsiniz. Dijital teknolojilerin gelişimini Bulgaristan’da yaşamak beni daha rekabetçi yaptığı gibi, daha aktif olmaya itti. Dahası, bu piyasada nasıl hayatta kalınması gerektiğini öğretti.

Rakibinizin az olması her zaman iş alanınızı ve nüfuzunuzu artırabileceğiniz anlamına mı geliyor?

Böyle olduğunu söyleyemem. Rekabet, gelişim için gerekli olan bir faktör. Bu yüzden ilk ofisimi Londra’da açtım. İlk dijital ajansımı açtıktan bir yıl sonra, 2002’de, Yeni Zelanda hükümetinden ödül aldık. 2003’te, Yeni Zelanda’yı turizm alanında en iyi tanıtan dijital ajans ödülünü kazandık. İşimizi nasıl iyi yapacağımızın yolunu keşfetmiştik. Başarılı olabilmeniz için amacınızın arkasından gitmeniz gerekir. Benim amacım da insanların hayatlarına dijital dünyanın sunduğu araçlar yardımıyla değer katmaktı. Böylece, dijital araçların onların hayatlarını kolaylaştırdığını da anlamlarını istiyordum.

İnsanların interneti anlaması ve ondan faydalanabilmesi anlamında ne kadar başarılı olduk?

İnternet bugün küçük çocuklar gibi kullanılması gereken bir araç değil. Çünkü bazı insanlar zamanında böyle düşünmüştü. Ben ise böyle olmadığını anlatmaya çalıştım. İnternet aynı zamanda hayaletler için de oluşturulmuş bir araç değil. İnternetin, dijital teknolojilerin insanların hayatına katabileceği birçok şey vardı ve ben bunları onlara anlatmalıydım. Bugün benim yaptığım iş, insanlara interneti nasıl kendilerine yararlı olacak şekilde kullanabileceklerini anlatmak.

Burada e-Academy fikri aklınıza geldi?

Evet. Altı yıl önce hayata geçirdik. Amacımız, insanların dijital dünyada yaşanan değişimlere uyum sağlamalarını sağlamak. Çünkü dünya, sizin sandığınız yer değil. Sizin içinde yaşadığını düşündüğünüz dünya geçmişte kaldı, artık tamamen farklı bir yerde yaşıyoruz. Bugün içinde yaşadığımız dünya, mutlu yaşayabilmemiz adına anlamamız gereken yer. Birileri size bulunduğunuz yolda yardım etmeli. Daha kolay iletişim kurmanız, daha kolay satış yapmanız, markanızı hayata geçirmeniz, markanızı dünyaya tanıtmanız ve bunu dijital dünyada nasıl başarabileceğiniz hakkında yardım almalısınız. Ama tabii ki tüm bunlar sadece dijital dünyada yapılmıyor. Kullandığınız başka araçlar da var ancak dijital dünya inanılmaz bir fırsat. Ancak burada sadece basmanız gereken bir düğmeden bahsetmiyoruz. İnsanların konuştuğu, paylaştığı, ne yaptıklarını ve nasıl yaptıklarını içeren baş döndürücü bir platform.

Özellikle genç insanların dijital teknolojiyle çok iç içe olduğunu ancak yararlanabilecekleri araçların farkına varmadıklarını görüyoruz. Sizce bir kopukluk söz konusu mu?

Genel olarak baktığınızda, tecrübe daha fazla tecrübeyi getiriyor. Ne kadar tecrübe ederseniz, dijital teknolojiden de o kadar iyi faydalanıyorsunuz? Sormanı gereken soru, nereye gitmek istediğiniz. Bir otomobili A noktasından B noktasına gitmek için de kullanabilirsiniz, bir kişiyi öldürmek için de. Elinizde işinize yarayacak bir araç olabilir ama siz de onu kullanmayı bilmiyor olabilirsiniz. Hatta kötü niyetleriniz olabilir. Burada gerçekliği nasıl algıladığınız öne çıkıyor. Elinizdeki aracı kendinizi geliştirmek için mi kullanacaksınız, yoksa vakit kaybetmek için mi? Ya da her ikisini birden yapabilirsiniz.

Benim Webit Kongreleri ve e-Academy ile yapmak istediğim, insanlara dijital araçları öğreterek onlardan faydalanmalarını sağlamak. Ancak bu ilk olarak kurumları, işletmeleri ve devletleri eğitmek, ardından onlar aracılığıyla insanların tecrübesini artırmak olmalı. Örneğin işletmeler müşteri hizmetlerini ne kadar geliştirir ve insanların telefonda tuşlara basarak işlem yapmalarının önüne geçerse ayrıca sosyal medyadan faydalanma artarsa, kendileri de yaptıkları işten memnun olur ve bu memnuniyet müşteriye de yayılır. Dijital teknoloji herkes için mucize yaratabilir. Devletler, tek bir belge için insanların uzun kuyruklara girmesinin önüne geçebilir; hem yaptığı işe hem de hizmet verdiği insanlara verdiği değeri artırır.

Bazı insanlar beni dijital evangelist olarak görüyor. Böyle bir şey yok. Sadece insanların hayatlarını kolaylaştırmalarına yardımcı olmak istiyorum. Özellikle şirketlerin başarılı olmaları için yardımda bulunuyorum. Devletlerin dijital ortama geçiş yapmalarında rol oynuyorum. Ancak bahsettiğim husus e-devlet değil. E-devlet, verilen hizmetlere giriyor. Dijital devlet ise insanları önemsemeniz demektir.

Mobil cihazları ağırlıklı olarak oyun oynamak için kullanmak onlardan faydalandığımızı mı gösteriyor?

İnsanlara mobil cihazlarınızla oyun oynamayın, yararlı uygulamalardan faydalanın diyemezsiniz. Tabii ki oyun oynayacaklar. Ayrıca bu para kazanılması için gerekli. Dijital araçları tanımak için herkesin bolca vakti var. Herkes hayalini takip etmeli ve araya bir şey girmesine izin vermemeli. Eğer oyun oynamak kafanızı dağıtıyorsa bunu ara sıra yapın. Ama oyun oynamak size ilham veriyorsa, sürekli oyun oynayın.

e-Academy’nin faaliyetleri hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Özel bir eğitim programı uyguluyoruz. Tüm Avrupa Birliği (AB) üyelerine eğitim sertifikaları veriyoruz. Eğitim sonunda, tüm birlik tarafından kabul edilen özel sertifikalar ve diploma veriyoruz. Yaklaşık bir ay süreli, çok sayıda kurumuz var. e-Academy’yi kurduktan altı yıl sonra, aklımıza daha küresel bir yapı edinme fikri geldi. Bulgaristan’ın ardından Romanya ve birkaç Avrupa ülkesinde daha büro açtık. Yeni bürolar açmayı düşündüğümüz ülkeler var ve bu amaçla ortaklıklar kurmak için görüşmeler yapıyoruz. Türkiye’de büro açmak için şu an için özel bir planımız yok. Ancak eğitmenler ve konuşmacılar eğitim programlarımıza katılabilir. Türk öğrencilere her zaman kapımız açık.

Bir yılda ne kadar kişiye sertifika ve diploma veriyorsunuz?

Yaklaşık 300-450 kişi. Özel bir eğitim verilen, en fazla 15 kişilik gruplara eğitim veriyoruz. Verdiğimiz eğitimin o spesifik alanda bir döngü yarattığına inanıyorum. Her yıl bizden sertifika alan insan sayısı aslında oldukça yüksek. Akla gelebilecek her sektörden; bankacılık, reklam, pazarlama, otomotiv gibi sektörlerden büyük firmalar ve devlet kurumları, çalışanlarını eğitime yolluyor. Şirketlerin gönderdiği bir-iki kişi çok kapsamlı bir eğitim alıyor. Bu insanlar daha sonra kendi firmalarında bir döngü oluşturuyor. Dijital teknolojinin etkinliğini ortaya çıkarabilen, bu alanda planlama yapabilen çalışanlar, aynı zamanda bu teknolojiyi denetliyor ve maksimum faydayı nasıl elde edeceğini biliyor.

Son 15 yıl içerisinde çok büyük değişimleri yakından takip ettiniz? Sizce bu süre içinde hayatımızı en çok etkileyen teknolojik faktör neydi?

Bunun cevabı olarak teknolojinin tümü diyebilirim. Babanızın ve büyükbabanızın yaptığı işleri düşünün. Belki çiftçi, belki de demircilik yaptılar. Tüm bu işler çağlar boyunca değişim gösterdi. Eskiden, baba oğluna sıra geldiğinde bilgisini aktarırdı. Bir de bugün için düşünün. Babanız bugün yaptığınız işte size ne kadar yardım edebilir? Bilgisayarı sizin gibi kullanabilecek veya iletişim teknolojilerinden sizin gibi anlayabilecek mi? Arada inanılmaz bir teknoloji açığı var. Size istediği kadar yardımcı olmak isteyebilir ama bunu yapamaz. Çünkü dediğim gibi eski dünya artık sona erdi. Karşımızda yeni bir tane var. Sonuç olarak büyüklerimiz için çok zorlu bir mücadele alanı var. Kısaca, teknoloji tamamen farklı bir yaşam şekli ortaya çıkarmış durumda.

“TEKNOLOJİNİN GETİRDİĞİ DEĞİŞİM ÖLÇÜLEMEZ”

Mutlu olabilmek için teknolojiden anlamak zorundasınız. Aksi takdirde işiniz çok zor. İyi olan tarafı, teknolojiden anlamaya başladığınız andan itibaren, artık güvenli bölgedesinizdir. Teknolojinin son 15 yılda getirdiği değişimi ölçemeyiz. 100 yıl önce, dünya nüfusu sadece bir milyardı. 200 yıl önce ise 300 milyon bile değildi. Bugün dünya nüfusu yedi milyara yaklaşıyorsa, bu teknolojinin hayatlarımızı kolaylaştırmasından dolayı mümkün. Bizin e-Academy ve Webit ile yapmak istediğimiz de bu. İnsanları eğiterek teknoloji sayesinde hayatlarını nasıl daha kolay kılabilirler, bunu göstermek istiyoruz. İşlemleri kolaylaştırmak, hayatlarımıza değer katmak istiyoruz.

Teknolojideki ilerlemeyi ve getirdiği değişimi ölçmemiz mümkün değil dediniz. Bugün teknolojiyi takip etmek giderek zorlaştığı gibi çok fazla karmaşa, hukuk mücadelesi ve güvenlik tartışmaları var. Teknolojiyi kontrol edememek kaçınılmaz bir durum mu?

Bilimsel olarak, en akıllı insanların beyinlerinin maksimum yüzde 40’ını kullanabildikleri kanıtlandı. Kısaca, her şey zaten kontrolden çıkmış durumda, sadece dijital teknoloji değil. Tahmin bile edemediğiniz, öngöremediğiniz soruları nasıl çözeceksiniz? Daha bilmediğimiz çok fazla şey var. Bugün yaşanan patlamayı ve devrimi de sağlayan bu. Bugün büyük bir teknoloji devrimi yaşıyoruz, artık teknoloji evrim geçirmiyor. Devrimlerde, bir adım sonra ne yaşanacağını bilemezsiniz. Teknolojide güvenlik sorunları tabii ki var, ama güvenlik sorunları her zaman yaşandı. Tarih boyunca insanlar sanayide, bankacılıkta ne kadar çok sistem denemişlerse hep açıklar verdiler. Bu durum insanlığın bir parçası. Yapmanız gereken şey durumun farkında olmak. Bu, karşıdan karşıya geçmek isteyen ve yolda arabaların olduğunu bilen birisinin durumu gibi. Trafik akışını internet gibi düşünün. Orada virüsler, hacker’lar, aynı zamanda da iyi çocuklar var. Teknoloji her şeyi daha hızlı ve kolay yapar. Ancak sahip olduğu hız da, sorunları ortaya çıkarır. Siz daha hızlı olmak zorundasınız, hayatınızı yeniden yönlendirmek ve buna alışmak zorundasınız.

Burada teknolojiyi nasıl kullanmamız gerektiğini seçmemiz gerektiği anlamı mı çıkıyor?

Hayır, önemli olan hazırlıklı olmanız. Her ülkenin kendine özgü yasaları var. Siz karşıdan karşıya geçerken “Dur” levhasına dikkat etmezseniz, birisinin size çarpabileceğini bilirsiniz. Kısaca hazırlıklısınızdır. Eğer düzenlemeleri ve kuralları bilirseniz, gözleriniz kapalı hareket etmez ve içinde bulunduğunuz dünyanın sunduğu avantajları kullanabilirsiniz.

Teknolojinin insanların hayatını kolaylaştırması ve onu kullanmayı öğrenmeleri gerektiğinden bahsettik. İnsanları en kısa yoldan teknolojiye bağlayacak olan silah ne?

İnternet. Etrafınıza baksanıza, ‘online’ olmayan biri var mı? Bugün devletler internet altyapılarını geliştirmek için büyük yatırımlar yapıyor. Online olabilmek için gerekli olan ilk önemli faktör altyapı.

Webit'in kurucusu Plamen Russev.
Webit'in kurucusu Plamen Russev.

'GELİŞMEK TÜRKİYE'NİN KADERİNDE VAR'

Türkiye’deki gelişimi nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’de internet altyapısı çok hızlı gelişiyor. Geniş bant internet kullanımı ve mobil internet hızı çok yüksek. Bunların yanında telekomünikasyon altyapısını da eklersek, Türkiye dünyanın genelindeki birçok ülkeye göre çok ileride. Devletin öğrencilerin eğitilmesi adına Fatih Projesi adında önemli bir çalışması var. Türkiye demografik yapısıyla da öne çıkan bir ülke. Nüfusun yüzde 26’sı 14 yaş altında. Bu çok büyük bir potansiyel. Bir zamanlar Amerika’da yaşanan ve bugünün temellerini atan bebek patlamasının Türkiye’de yaşandığını söyleyebiliriz. Türkiye genç nüfusu sayesinde ekonomisini ve teknolojisini bir adım öteye taşıyabilecek.

Dışarıdan gözlemleyen birisi olarak, bahsettiğiniz bu alanlarda Türkiye’nin ilerlemesini ne gibi faktörler sağlamış olabilir?

İnsanlık tarihinde, bazı toplumların diğerlerinin daha önünde olmasını sağlayan döngüler yaşandı. Bence Türkiye’nin Atatürk döneminden bugüne kadar olan süreci, büyümek adına en ideal dönemdi. Bu bir nevi öngörülmüş, çizilmiş bir şeydi. Gelişmek Türkiye’nin kaderinde var. Türkiye’de gerekli olan potansiyelin tümü var. Gerçekliğe adapte olacak ilk sınıfı oluşturacak çok büyük, genç bir nüfus var. Bundan daha iyi ne olabilir? Teknolojiye adapte olacak büyük bir orduya sahip Türkiye. Dahası, Türkiye bu gençleri yetiştirmek adına altyapısını da güçlendiriyor. Bu gelişimi herkes görebiliyor.

Türkiye’nin bu hızla giderse yakın gelecekte teknoloji devi ülkelere kafa tutabileceğini söyleyebilir miyiz?

Türkiye’nin sahip olduğu potansiyeli kullanması halinde geleceğinde çok olumlu gelişmeler yattığını söyleyebilirim. Gelecek adına bir diğer düşüncem, küresel olarak rekabetin, kavganın azalacağı ama işbirliğinin artacağı. Türkiye, potansiyelini iyi kullanırsa, gelecekte teknolojinin önümüze sunacağı büyük tabloda ana rolde olabilir. Son iki yıla dikkat çekersem, eğitimi, iş dünyası, idari yönetim gibi alanlarda çok büyük yenilikler getirecek ancak hâlâ bu alanların tam olarak anlamadığı 500 milyon Euro’luk dev yatırımlar yapıldı. Bu kadar yüksek bir yatırım yapmak, ufak bir çocuğa oynaması için dev bir uçak vermeye benziyor. Bu yatırımın öncesinde Türkiye’de 20, 50 belki 100 girişimci vardı. Yapılan yatırımlar ve hızlı gelişim sayesinde bugün Türkiye’deki girişimci sayısı 1’den 100’e, 100’den binlere fırladı. Bu zihinsel anlamda çok önemli bir değişim. Yapamamaktan korkmamak ve bir şeyleri kendiniz yapmak için çalışmak demek bu. Maaşınızla kendinizi güvenceye almak değil ama kafanızı duvara çarpsanız bile başarısız olmaktan korkmamak.

“SİLİKON VADİSİ’NE GİTMENİZE GEREK YOK”

Türkiye’ye gösterdiğimiz önemin ve teknoloji liderlerini burada toplamamızın sebebi burada yaşanan gelişim. Türkiye’de büyümenin merkezleri ve potansiyeli var. Bu yüzden yüzlerce ismi buraya getiriyoruz. 72 ülkeden teknolojinin her alanında yer alan isimleri İstanbul’a getiriyoruz. Türk girişimciler bu insanlardan bir şeyler öğrenmek için Londra’ya, New York’a veya Silikon Vadisi’ne gitmek zorunda değil, dünya onların ayağına geliyor. Herkes Webit’in önemini anlıyor ve dijital dünyanın, yeni dünyanın gelişmesinde ve şekillenmesinde rol oynadığımızı biliyor. Ortaya, eskisinden çok daha dolu ve ilginç yeni bir piyasa çıkıyor. Rakamlara göre dönüşüm halindeki eski piyasalara yapılan girdinin yüzde 59’u yeni piyasalardan geliyor. Biz insanların yeni piyasaya dahil olmasında yardımcı olmak istiyoruz. Devletler en iyi çevreyi oluşturmaları halinde yeni piyasada mucizelerin kapısını aralayabilir. Bu çok kolay bir süreç değil ama Türkiye bunu başarabilir.

Webit’e gelen firmalar, beraberinde 30 milyar dolarlık yatırım potansiyeli getirecek. Oraya gidin ve kendi gözlerinizle görün. Kafanızdaki proje sandığınızdan çok daha hızlı gerçeğe dönüşebilir.

Teknolojiyi çok yakından takip etmeye çalışan bir insan olarak, ne kadar çok araç kullansam da bu işin içinden çıkamıyorum. Özellikle geleceği inşa edecek genç insanların teknolojiyi iyi takip edebilmesi için ne yapması gerekir?

Herkese tavsiye edebileceğim şey, hayatlarını daha değerli kılabilmeleri için basit yöntemler seçmeleri. Trafik ışıklarıyla verebileceğim çok basit bir örneği, yıllardır kendi yaptığım işlerde bir sistem olarak kabul ettim. “Yeşil”de geç, “Sarı”da dikkat et, “Kırmızı”da ise dur. Bir araba kullandığınızda, her saniye motorun ne kadar iyi çalıştığını, frenlerin tutup tutmadığını, motor yağının seviyesini kafanıza takarsanız kafayı yer ve kaza yaparsınız. Ancak her tarafımızda bizi trafik ışıkları gibi uyaran sinyaller var. Ne zaman hata yaptığınızı veya doğru hareket ettiğinizi anlayabilirsiniz ama herkesi ve her şeyi takip etmeniz mümkün değil. Bu yüzden kafanızdaki konuları sizin için olan önemi ve ortaya koydukları önem açısından kategorize edin.

Milyarlarca insanın aklını okuyamazsınız, binlerce şirketi takip edemezsiniz. HP’nin tek otomobilin girdiği bir garajda kurulmasını düşünün. Dışarıda kaç tane garaj var hayal bile edemezsiniz. Tüm garajları da takip etmeniz mümkün değil. Bir şeyleri kaçırıyormuşsunuz gibi hissetmenize gerek yok. Ortada çok önemli bir teknoloji varsa, eninde sonunda öğrenirsiniz. Ama size en kısa zamanda getiride bulunmasını beklemeyin. Ama şunu bilmeliyiz ki, bugünkü dünyada her şey çok daha kısa sürede gerçekleşebilir.

Bir önemli diğer husus, her konuda uzman olamayacağınız. Ben insanların zannettiği gibi teknolojinin her alanında uzman birisi değilim, sadece dijital teknolojilerde uzmanım. 20 yıldır bu alandayım ve kendimi dijital teknolojilerin geliştirilmesi ve uygulanmasında uzman biri olarak tanımlayabilirim. Öte yandan bana bir tarlayı sürmemi söylerseniz bu konuda cahilin tekiyim. Söyleyebileceğim son şey, “asla babanızın bugünkü konumuna düşmeyin çünkü bir gün siz de baba olacaksınız.” Yapmak istediğinizi bilin ve algınızı açık tutun. 50 yıl sonra çocuğunuzun sizden öğrenebileceği şeyler olabilir.

Webit Kongresi hakkında son bir şey söylemek ister misiniz?

Oraya gelecek olan insanlar sizinle tecrübelerini paylaşacak. Sözünü ettiğim insanlar tecrübeleri sayesinde her yıl milyarlarca dolar kazanan kişiler, bu yüzden iyi bir tecrübeye sahip olduklarına inanabilirsiniz. Sanayide, devlette, bankacılıkta, halkla ilişkilerde veya hangi sektörde çalışıyor olursanız olun, özellikle de girişimciyseniz Webit’e gelin. Hiçbir zaman bulamayacağınız bir kaynak sizin için iki gün boyunca tek bir yerde olacak. Eğer gelmezseniz, buna üzüleceğinizi söyleyebilirim…

Webit 2012 Kongresi hakkında kısa bilgiler:

· 72 ülkeden üst düzey yöneticileri ve profesyonelleri bir araya getiren Webit Kongresi ile İstanbul, özellikle gelişmekte olan pazarlar açısından dijital dünyanın ve teknoloji sektörünün en büyük merkezi haline dönüşüyor.

· Gelişmekte olan pazarlar için dünyada, bu derece kapsamlı başka bir etkinlik bulunmuyor. Global araştırmalar gösteriyor ki önümüzdeki 4 yılda, sektörel büyümenin itici gücü gelişmekte olan pazarlar olacak.

· Webit Kongresi’nin en önemli özelliği girişimcilere, henüz başlangıç aşamasında olan yeni iş platformlarına ışık tutacak olmasının yanı sıra Türkiye’nin ve gelişmekte olan pazarların girişimci yetenekleri ve genç yeteneklerin geliştirdiği büyük fikirler için de fırsat oluşturması.

· Webit Kongresi bu yıl, toplamda 30 milyar Euro’dan fazla yatırım portfolyosu olan yatırımcı ve başkan yardımcılarını ağırlayacak.

· Webit Kongresi’nde bu yıl 50’nin üzerinde uluslararası ve lokal stand yer alacak.

· Webit Kongesi ile İstanbul bu yıl, dünyanın dört bir yanından 187 konuşmacıyı ağırlayacak.