Türk: Jandarma abartılı hazırlanmış

'Tufan' planının ortaya çıkmasıyla gözlerin çevrildiği eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, "Planını şimdi görüyorum, haberim yoktu. Plandan anlaşılıyor ki ölçüyü kaçırmışlar, jandarma biraz da abartılı bir şekilde hazırlık yapmış" dedi.

07.04.2011 - 11:45

Bayrampaşa Cezaevi'ne 11 yıl önce yapılan operasyonun adının 'Hayata Dönüş' değil 'Tufan' olduğu ortaya çıktı, yeni plan operasyonun bilinen bütün detaylarını ters yüz etti.

28 mahkum ve 2 askerin kaybettiği cezaevi olaylarının yaşandığı dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, gelişmeleri NTV canlı yayınında değerlendirdi.

Tufan planından haberiniz var mıydı?

Türk: Türkiye'de zaman zaman hükümlü ve tutuklular isteklerini kabul ettirmek için ölüm orucu yapmıştır. 2000'de benzeri bir durum oldu, daha önce 97'de 12 insan yaşamını yitirmişti. Buna meydan vermemek amaçlanıyordu. O düşünce ile 20 Ekim 2000'de başlayan açlık grevi ve ölüm orucu eyleminde bunun sona erdirilmesi için girişimler yapıldı, bakanlık girişimde bulundu.

Sanatçılardan rica ettik, TBMM İnsan Hakları Komisyonu bu konuda çaba gösterdi. STK'lar, barolar, Türk Tabipler Birliği gibi kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları da çaba harcadı ama bu eylemi yürütenler bir taraftan F tipinin kapatılması bir taraftan Terörle Mücadele Kanunu'nun kaldırılmasını istiyorlardı. Ve isteklerinden vazgeçmediler, eylem sürdü.

Tabi ki şu var, daha önce yaşanmış olan acı bir tecrübeden hareket ederek yeniden ölümlere meydan vermemek için hazırlıklar yapıldı. Görüşmeler devam ediyor ama 60'ıncı günde ölümlerin olabileceği ifade edildiği için, o güne kalmadan o günü geçirmeden hiçbir hükümlünün yaşamını kaybetmesine sebebiyet vermeden hazırlık yapıldı. Adalet bakanlığı cezaevlerinin sadece sahibidir, dış güvenlik jandarma tarafından sağlanır. Bir genel arama şeklinde, Cumhuriyet Savcılığı tarafından istenen bir arama... Mukavemetle karşılaşıldığı için maalesef silahlı çatışmaya döndü ama anlaşılıyor ki jandarma hazırlık olarak bir takım şeyler, planlar hazırlamış. O planları şimdi görüyorum ama jandarma bu işle görevlidir, kendi sorumlulukları gereği hazırlık yapmışlar ama anlaşılıyor ki biraz ölçüyü aşmışlar.

Olayın acı olan tarafı, amacını aşan bir müdahale oldu. Ama bu müdahalede bazı hükümlüler örgütlerin talimatı doğrultusunda kendilerini yakmak suretiyle yaşamlarına son verdi. 12 kişi Bayrampaşa'da, toplam 30 kişi yaşamını yitirdi.

60'ıncı günde uyarı aldığınızı, müdahaleyi 60'ıncı gün yapmayı planladığınızı söylediniz. Plandan haberdar değildiniz, bu normal mi?

Türk: Jandarma cezaevlerinin dış güvenliğinden sorumludur. Adalet Bakanlığı binaların sahibidir. Adalet Bakanlığı görevlileri halkımızın gardiyan olarak adlandırdığı infaz koruma memurlarıdır ve silahsızdır. Jandarma gerektiğinde silah kullanır. Hangi durumda silah kullandığı, teşkilat kanununda vardır. O durum ortaya çıktı ki silah kullanıldı. Anlaşılıyor ki onu öngörerek biraz da abartılı biçimde bir hazırlık yapılmış, mukavemetle karşılaşılınca maalesef böyle oluyor.

Ama bir de şu var, PKK koğuşlarında can kaybı olmadı, orada bu genel aramaya karşı direniş yaşanmadı, rahatça yapıldı. Diğer koğuşlarda özellikle DHKP-C'lilerin koğuşunda direniş olduğu için önceden hazırlık yapıldığı belgelerden anlaşılıyor. 70 kadar silah olduğu yönünde istihbarat var jandarmada. Sanıyorum çatışma sonucu böyle istenmeyen ölümler oldu, kim olursa olsun ister mahkum ister jandarma kaybolan Türk milletinin evlatlarıdır. Bunları derin üzüntü ile yaşadık.

Genel arama kararları rutin midir? Hangi durumlarda alınır? Devletin diğer birimlerinde alınmış bir karar var mıydı?

Türk: Genel arama zaman zaman yapılır, rutin olarak yapılır. Bir de ihbar üzerine ya da bilgi geldiği zaman. 60 güne yakın eylem devletin başka birimlerinde de kaygı uyandırdı, konu Milli Güvenlik Kurulu'nda da konuşuldu. Bunun sonlandırılması için bir tavsiye kararı çıktı. Bittikten sonra da MGK'da görüşüldü, bu şekilde de bir tavsiye var.

Dönemin Üsküdar Başsavcısı Adalet Bakanlığı yetkililerinin jandarmaya operasyon izni vermesi konusundaki talimatını kayıt altına almış. Ve üstelik talimat operasyondan 4 gün önce, görüşmelerin sürdüğü sırada verilmiş.

Türk: Olası bir gelişmeye karşı bir hazırlık olarak düşünülebilir. O eylemin hiç kimsenin burnu kanamadan sona erdirilmesini amaçlıyordu. 19 -20 Aralık gecesi son dakikaya kadar bu girişimler sürdü. İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman son dakikaya kadar girişimde bulundu ama maalesef sonuç alınamadı. Eylemi yürütenler taleplerinden vazgeçmedi, müdahale zorunluluk haline geldi. Müdahale yasanın öngördüğü sınırların ötesine taştı mı, buna yargı karar verecek. Acaba jandarma görev sınırları içinde mi kaldı yoksa onun dışına çıktı, ölçülü davranmadı mı? Yargı buna karar verecek.

'Devlet içinde paralel devlet var, biz bu görüşmeleri biraz da boş yere yapmışız' yorumları yapılıyor aydınlar tarafından?

Türk: Boş yere değil, bir sonuca ulaşılsaydı böyle bir müdahale olmayacaktı. Bunlardan sonuç alınamazsa o takdirde uygulamak üzere hazırlık. Her konuda devletin hazırlıkları olabilir, böyle bir hazırlık görüşülmüş değil. Ayrıca şu var, 9 Aralık 2000'de televizyonlarda canlı yayında F tipi cezaevlerinin açılışını erteleyeceğimizi duyurduk, yeter ki eylemler bitsin istiyorduk. Biz göreve başladığımızda 6  F tipi tamamlanmıştı, açılması bir sonraki yılın nisan ayı gibi düşünülüyordu. Fakat bu harekat gerçekleşince -Rahşan affı çıkmamıştı o zamana kadar- zorunlu olarak F tipi zamanından önce devreye girdi. Tutuklular buralara nakledildi. Olayın bu şekilde olması çok acıdır, keşke olmasaydı, maalesef bu noktaya geldi.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...