Açılışın hemen ertesinde Nuri Bilge Ceylan’ın ödül almasını da vesile ve bahane eden Türk standı ilk partisini Perşembe gecesi verdi. Biz de davete icabet etmekte hiç nazlanmadık elbette ve yemeğimizi yer yemez kendimizi Village International’e (tüm standların sıralandığı Uluslararası Köy) attık. Bir de gördük ki herkes çoktan gelmiş, eğlence faslında bir hayli yol alınmış. Hemen içecek bir şeyler kapıp kalabalığa karıştık.

Kalabalık demişken; kimler vardı kısaca bahsetmek lazım. Tabii ki Nuri Bilge Ceylan ve yapımcı Zeynep Atakan gecenin en özel misafirleri olarak baş köşeye yerleşmişlerdi. Zeynep Atakan’ın eşi Selim Atakan da partideydi haliyle ve gecenin en güzel sürprizi de az sonra ondan gelecekti. Ama ondan önce başka kimler vardı onları sayayım. Yönetmen Kutluğ Ataman, oyuncu Özgü Namal, kültür sanat duayeni Vecdi Sayar, oyuncu Gülçin Santıroğlu, film eleştirmenleri Cüneyt Cebenoyan ve Esin küçüktepepınar yaklaşık 100 kişinin bulunduğu kalabalıkta ilk gözüme çarpanlardı. Yabancı konukların da bulunduğu partinin ev sahipliğini ise her yıl olduğu gibi Ahmet Boyacıoğlu ve Başak Emre liderliğindeki stand ekibi ile İstanbul’daki Canbaz’ın efsane ismi oyuncu Rıza Sönmez yapıyordu.

Gelelim gecenin asıl sürprizine. Selim Atakan gün boyu standın iç kısmında duran klavyesini alıp partinin daha çok yayıldığı bahçe kısmına çıkınca her şeyin havası bir anda değişiverdi. Atakan’ın mahir parmakları artık çoğunu herkesin ezbere bildiği bestelerini çalmaya başlayınca aramızda ne kadar çok şarkıcı olduğunu da öğrenmiş olduk. Hep bir ağızdan söylenen Mamak Türküsü ve Çember gibi şarkılardan sonra özellikle bir sesin hepimizden daha baskın çıktığı anlaşıldı ve sahne amatörlerden kurtulup bir profesyonele, Gülçin Santırcıoğlu’na kaldı. Oyunculuğuyla tanıdığımız Santırcıoğlu’nun performansı o kadar başarılıydı ki Yekta Kopan hemen kendisine kaset doldurmak için etraflı bir teklif hazırlamak üzere bir yapımcı aramaya başladı. Şaka bir yana Selim Atakan’ın müthiş enerjisiyle renklenen gece daha güzel olamazdı diye düşünüyorduk ki hayatımızda gördüğümüz en güzel havai fişek gösterisi başladı ve gerçekten uzunca bir süre de tam tepemizde bir renk cümbüşü yarattı. Sonrasında ufak ufak otelimize doğru yollandık zaten, fazlasını kaldıramayacağımızı anlamıştık zira.