İklim Ağı, Türkiye’nin iklim karnesini hazırladığı raporla değerlendirdi. 26 Kasım - 7 Aralık 2012 tarihleri arasında Katar’ın başkenti Doha’da başlayan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 18. Taraflar Konferansı nedeniyle hazırlanan raporda öne çıkan tespitler şöyle:

Türkiye, 2010 yılı sera gazı salımlarını 1990 yılına göre %115 arttırdı. Ülkemiz, söz konusu dönemde sera gazı salımlarını en fazla arttıran ülke oldu.

Bilim insanları iklim değişikliği ile mücadele etmek için fosil yakıt kullanımlarımızı azaltmamız gerektiğine dikkat çekiyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü’ne taraf olmasına rağmen, 8.404 MW’lık kurulu güce sahip 23 yeni kömür santralinin yapımına devam ediyor İlan edilmiş, lisans almış ve lisans başvurusu yapmış 28 santral ise sırada bekliyor. Oysa kömür yakıtlı termik santraller, küresel iklim değişikliğine neden olan sera gazı salımlarının en büyük kaynağı.

Kömür yakıtlı termik santrallere diğer fosil yakıt santral yatırımları eklendiğinde, 21.764 MW kurulu güce sahip fosil yakıta dayalı projenin halen inşa halinde olduğu görülüyor. Bu yatırımlarla Türkiye’nin iklim değişikliğine olumsuz katkısı artarak devam ediyor.

DARA tarafından hazırlanan rapora göre (Climate Vulnerability Report), Türkiye’de 2010 yılında iklim değişikliği bağlantılı doğal felaketlerden 2,5 milyon kişi etkilendi ve tahmini olarak 35 bin kişi bu felaketler sonucunda hayatını kaybetti. Ancak ülkemiz halen iklim değişikliğine uyum konusunda etkin politika ve uygulamalar hayata geçirmiyor.

Türkiye’nin uluslararası iklim müzakerelere yaklaşımı “bekle-gör” den ibaret. Dolayısıyla, Türkiye hazırlanacak bir uluslararası anlaşmaya ve çözüme ortak olma fırsatını kaçırıyor. Bu politikalar yüzünden, gelecek nesilleri de, yüksek karbon ekonomisinin ve hızla arttırdığı sera gazı salımlarının bedellerini ödemeye mahkûm ediyor.

Bulunduğu coğrafyada kendisini bölgesel bir güç olarak konumlandıran Türkiye, uluslararası iklim müzakerelerinde önemli bir rol oynayabilir. Türkiye, büyüyen ekonomisi ile sahip olduğu gücün beraberinde getirdiği sorumluluğun farkına varıp çözüme ‘gerçekten’ ortak olmalı. İklim Ağı’nın, karar vericilerden talepleri şöyle:

· Türkiye’nin sera gazı salımları için mutlak azaltım hedefi konulmalı,

· Bu hedef, iddialı enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji hedefleri ile desteklenmeli, bu alanlara yatırım artırılmalı.

· İklim değişikliğine uyum kapasitesini zayıflatan projeler derhal durdurulmalı, ekosistemleri bütünsel bir şekilde koruyacak uyum planları hazırlanıp uygulamaya konulmalı.

· Fosil yakıtlara uygulanan vergilerden elde edilen gelirler, yine fosil yakıt yatırımlarını teşvik etmek için kullanılıyor. Söz konusu gelirler iklim değişikliği ile mücadele ve iklim değişikliğine uyum çabalarında kullanılmalı.

· Türkiye müzakerelerde iklim dostu politikaları savunarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli.