Türk'ten 'sil baştan' tepkisi

DTP lideri Ahmet Türk, “Sil baştan yaparız” diyen Başbakan Erdoğan’ı eleştirerek, “Bu açılım sürecinde kararlı olunmadığını gösterir” dedi.

Haberler 26.10.2009 - 12:56

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, parti yöneticileri ve DTP milletvekilleriyle parti genel merkezi önünde PKK'lıların gelişiyle ilgili gelişmeleri değerlendirdi.

Türk, ''bu adımın Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümü açısından yeni bir dönemi ifade ettiğini, bunun yüz binlerce insanın barış ve özgürlük için ortaya koyduğu coşku ve sevgi selinden açıkça anlaşıldığını'' savundu.

Türk, şunları söyledi: ''Bütün dünyanın dikkatle izlediği bu tabloyu özünden saptırmaya çalışan ve bir şov olarak gören yaklaşımları büyük bir talihsizlik olarak değerlendiriyoruz. Mütevazı bir barış adımını bile 'kahramanlık', 'teslim olma', 'teslim alma', 'yenme-yenilme' gibi kışkırtıcı bir savaş diliyle tanımlamak ancak ve ancak toplumun barış ve huzur taleplerine karşı sorumluluk duymayan siyasetçilerin işi olabilir. Maalesef ülkemiz ve halklarımız, ayrıcalıklı konumlarını ve iktidarlarını hala savaşçı söylemle sürdürmeye çalışan siyasetçiler tarafından sürekli olarak kutuplaştırılmaya ve kışkırtılmaya devam edilmektedir.''

Türk, ''Siyasi parti liderlerinin kullandığı dil, barış grubunun gelişini bir gerilim kaynağı olarak göstermek isteyen, ortamı kışkırtıp süreci provoke etmeye çalışan bir takım odakları beslediğini'' öne sürdü.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın konuya ilişkin ifadelerini hatırlatan Türk, ''Sayın Baykal, bu çıkışıyla barıştan değil, savaştan yana olduğunu, ölüm ve göz yaşından beslendiğini bir kez daha ortaya koymuştur'' dedi.

Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ''geliştirdikleri ırkçı söylemlerle 'yi tehlikeli bir noktaya sürüklediklerini'' iddia eden Türk, ''Bahçeli, 'İstanbul, Silopi değildir' diyerek kime, hangi mesajı göndermektedir. Kürtleri linç mi ettirmek istiyorsunuz, Kürtleri kıyımdan mı geçireceksiniz?'' ifadelerini kullandı.

ŞOV DEMEK HAZİN TABLO
''Olumsuz gelişmelerin bir tarafında da hükümetin yer aldığını'' öne süren Türk, ''Barış Grubu''nun gelişini açılım sürecine destek olarak görmesi gereken bir siyasi iktidarın işi en baştan şov olarak nitelendirmesinin, hazin bir tabloyu yansıttığını'' ileri sürdü.

DTP OLMASA BİLE...
Türk, hükümetin milliyetçi tehditlerden korktuğunu iddia ederek, ''Şunu açıkça belirtiyoruz, DTP olmasaydı dahi halk yine barış grubunu yüz binler olarak karşılayacaktı'' görüşünü dile getirdi.

'SİL BAŞTAN' KARARLI OLUNMADIĞINI GÖSTERİYOR
Terör örgütü üyelerinin karşılanması sırasındaki hassasiyetleri değerli bulduklarını ifade eden Türk, ''Ancak Sayın Başbakan daha sonra partimizi gerilim kaynağı olarak göstermeye çalışarak, başlangıçtaki bu olumlu yaklaşımını terk etme eğilimine girmiştir. 'Eğer böyle giderlerse sil baştan yaparız'' denilmesi, açılım sürecinde kararlı olunmadığını gösterir. Avrupa grubunun gelişinin engellenmesini bu çerçevede yorumluyor ve değerlendiriyoruz'' görüşünü savundu.

KİMSENİNİ BURNU KANAMADI
Karşılama sırasında herhangi gerginlik yaşanmadığını söyleyen Türk, ''Bu sevgi selini, barışa olan bir arzu, bir istemin ifadesi olarak değerlendiriyoruz. İnsanlarımız barışa kenetlenmiş. Bir umut olarak görüyor ve yüz binlerin, milyonların bir yerde en ufak bir olay olmadı, bir gerginlik olmadı, kimsenin burnu kanamadı. Şimdi, başından beri hassas davranıyoruz. Bundan sonra da hassasiyet göstereceğiz, bugün barış meclislerinden tutun bir çok kesime kadar Avrupa'dan gelecek büyük bir grup olursa her beraber büyük bir hassasiyet içinde karşılayacağız'' diye konuştu.

DTP'YE DE GELECEKLER
Türk, PKK’lıların DTP’yi ziyaret etmesi konusunda ise “Sonuçta biz de siyasi partiyiz, elbette partimize de geleceklerdir. Niyetlerini, niçin geldiklerini, mesajlarını vereceklerdir” dedi.

Avrupa’dan gelişlerin ertelenmesiyle ilgili olarak ise Türk, şunları söyledi: ''Tabii ki biz bu ertelemenin 28 Ekim tarihi üzerinde değerlendirdik. Bir gün sonra Cumhuriyet Bayramı, bu konuda doğru organizasyonun yapılmama imkanı doğdu, sadece bu yönü ile aldık. 

Bu barış sürecini akamete uğratmaya gerek yok. Korkmaya da ürkmeye de gerek yok. 30 yıllık sancılı bir sürecin sonunda bir noktaya gelinmiş, bunun inişli çıkışlı olacağını tahmin ediyorduk. Bu da kaçınılmaz bir süreç olarak görmemiz lazım.

Bütün bunların yaşanabileceğini hesaplayamazsak, o zaman bu barışçıl sürece hazır olmadığımızı ortaya koyuyor. Kolay olmadığını biz de biliyoruz.''

Sayfa Yükleniyor...