Erdoğan'dan TÜSİAD Başkanı'na eleştiri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİM heyetini kabulünde yaptığı konuşmada TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran-Symes'e yüklendi. Erdoğan'ın, Ağrı olayı nedeniyle HDP'ye, soykırım açıklaması nedeniyle de Papa'ya eleştirileri oldu.

ntv.com.tr 14.04.2015 - 17:16

Erdoğan'dan TÜSİAD Başkanı'na eleştiri

Cumhurbaşkanı Recep Rayyip Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi heyetini kabul etti.

Burada bir konuşma yapan Erdoğan, "Yüksek enflasyon kalıcı olabilir" uyarısında bulunan TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran-Symes'e yüklendi.

Yapılan açıklamaların "güveni baltalayan ve iş dünyasını tedirgin eden" bir yapısı olduğunu söyleyen Erdoğan, şunları söyledi:

"Burada bir derdimi paylaşmak istiyorum. Türkiye'de gerek ihracat gerek ekonomiyle ilgili noktalarda TÜSİAD var. Ama başkanı güveni baltalayan ve iş dünyasını tedirgin eden bir yapısı var. Onlar sorumsuzluk yapıyorlar. Onların menfaat ölçüleri farklı. Bu üslup yanlış. 

TÜSİAD Başkanı'nın gözleri cari açıktaki iyileşmeleri göremeyecek kadar ama. Türkiye, bir büyüme trendini nerelerden alıp nerelere getirdi. Bunlar ortadayken Türkiye'de bir istikrarsızlıktan bahsetmek kadar istikrarsız bir zihniyet olabilir mi? Şu anda TÜSİAD'ın mensuplarını yatırın masaya hepsi güçlerini bire beş katladılar. Bunu kendileri bize özel görüşmelerde söylüyorlar.

"AĞZINDAN ÇIKANI KULAKLARI DUYMALI"

Bire beş katlıyorsun ve ondan sonra hala istikrarsızlıktan bahsediyorsun. Böyle bir şey olabilir mi? Yalnız, bu ülkede bir istikrarsızlık olursa bu yanlışın bedelini ödeyecek olan da şahsen TÜSİAD'ın başkanı değil, tüm iş dünyası, tüm Türkiye'dir. Onun için TÜSİAD gibi kurumun başında olan insanlar ağızlarından çıkanı kulaklarının duyması gerekir. Ben her şeyi ortaya koyamam ama kendisinin onu düşünmesi lazım."

HDP'YE AĞRI TEPKİSİ

Ağrı'da 11 Nisan'da güvenlik güçleriyle PKK'lılar arasında çıkan çatışmaya da değinen Erdoğan, HDP'yi iki yüzlülükle suçladı.

Erdoğan konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

"Alınan duyumlar üzerine valilik etkinliğe izin vermiyor. Güvenlik kuvvetleri bölgede tedbir alıyor. Bu çerçevede görev yapan jandarma birimlerimize ateş açılıyor. Bir operasyon söz konusu değil. Bölgeye gelen vatandaşların güvenliğinin sağlanmasına yönelik bir önlem alınıyor.

Açılan bu ateşe güvenlik güçlerimiz misliyle karşılık veriyor. 4 asker yaralanırken, 5 örgüt mensubu ölü, biri de yaralı ele geçiriliyor. Bir provokasyon varsa bu devletin değil, terör örgütünün güdümündeki partinin kurguladığı bir provokasyondur. Yaralanan jandarma personelimizin kendi haline terk edildiği, böyle bir iddia var ya, güya orada jandarma yaralı halde bırakılmış, onları siviller, kendi mensupları oradan gelip almış. Bunların hepsi kayıtlarla resimlerle zaten elimizde mevcut. Bunların tümü, külliyen yalandır.

Bu meselenin istismarı vicdana sığmaz. Çözüm süreci hayati öneme sahiptir. İkircikli ve samimiyetsiz bir tavır halinde olduklarını biliyoruz. Bizler bugüne kadar 12 yıllık süreçte bu işi nasıl çözeriz diye düşündük. 

Verilen sözlerin hiçbiri yerine getirilmedi. Biz ne kadar hassasiyetle yaklaştıksak birileri son derece nobran ve sinsi bir tavır sergiledi. İş bunlara kalsa ortada çözüm süreci falan kalmazdı. 

"SİZ KENDİNİZİ NE SANIYORSUNUZ?"

Ağrı'da yaşanan hadisenin, devletin, çözüm süreci konusundaki duruşuyla kesinlikle bir ilgisi yok. Tam tersine bu olay, bölücü terör örgütünün ve onunla aynı çizgideki siyasi partinin samimiyetsizliğinin bir defa daha ispatı mahiyetindedir. Bunu, söz konusu siyasi partinin eş genel başkanının ve diğer yetkililerinin ifadelerinde açıkça görmek mümkün. 

Neymiş efendim, bölücü örgüt mensupları da bu etkinliklere katılma hakkına sahipmiş. Siz kendinizi ne sanıyorsunuz? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin örgütü beraraf etme konusunda bir eksiği yoktur.

"AĞRI VE OKMEYDANI FARK ETMEZ"

Ne yapsalar boş, başaramayacaklar. Güvenlik güçleri dışında elinde silah olan herkes bu milletin düşmanıdır. İster Ağrı'da olsun, ister İstanbul Okmeydanı'da olsun. Silaha karşı bir tavır koymaıp demokrasiden söz eden ikiyüzlüdür, riyakardır. Biz sözümüzden dönmeyiz ancak milletin huzuruna geleceğine kastedecek saldırılara kayıtsız kalmayız.

Silahların yurtdışına gönderilmesinden şuraya buraya saklanmasından bahsetmiyorum. İrlanda'da olduğu gibi betona gömülecek. Siyasetle silah, ateşle su gibidir birlikte olamaz. Eninde sonunda biri diğerini imha eder. Hiçkimse teröristi aklamak için yazdıkları senaryoların ardına saklanmaya çalışmasın.

Türkiye partisi olma iddiasında olanlar, milletin birliğini beraberliğini hazmedecek. Önce milletin oyunu baskıyla değil, rızayla almayı öğreneceksiniz."

PAPA'NIN SOYKIRIM AÇIKLAMASI

Erdoğan, Papa Françis'in "20. yüzyılın ilk soykırımı Ermenilere yapıldı" açıklamasından da üzüntü duyduğunu belirtti.

1915 olaylarına ilişkin arşivleri açmaya hazır olduklarını tekrarlayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Papa'nın, Ermenilerin coğrafyamızda yaşadıkları acıları soykırım olarak nitelemesinden üzüntü duyduğumu belirtmek isterim. Türkiye'ye geldiğinde farklı bir siyasetçi görmüştüm. Bu açıklamalardan sonra gerek siyasi kimliğindeki, gerek din adamlığındaki farklılığı, yüzbinlerce insanın kıyımına neden olan olayların yeni bir tezahürü olarak görüyorum. 

Tarihi olayların kendi mecrasından, kendi gerçek zemininden çıkartılıp ülkemiz ve milletimiz aleyhine bir kampanya aracı haline getirilmesine izin vermeyeceğimizi belirtmek istiyorum. Bir İtalyan siyasetçi Ermeni meselesiyle ilgilenmeyiz dedi. Biz Türkiye'nin her alandakli çıkışını izliyoruz, buna bakarız dedi. 

KINAMA VE UYARI

Ermeni meselesini tartışmak istiyorsak hadiseyi gerçek bir şekilde ortaya koymamız lazım. Tarihçilerin işini siyasetçiler, din adamları aldığı zaman oradan hakikat değil, işte bugün olduğu gibi hezeyan çıkar. Ben bu vesileyle tekrar ortak komisyon çağrımızı yineliyor ve arşivlerimizi sonuna kadar açmaya açık olduğumuzu vurgulamak istiyorum. Sayın Papa'yı da bu tür yanlışlara herhalde bir daha düşmez diye kınıyorum ve uyarmak istiyorum."

DÜNYADA GİRMEDİKLERİ YER KALMADI

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan diğer başlıklar şöyle:

"İhracatçıların kurlardaki değişimi fırsata dönüştüreceğini düşünüyorum. Bundan korkmuyorum. Ülkemiz ihracatçılarının neredeyse dünyada girmedikleri yer kalmadı. Şahsım ve milletim adına her birinize teşekkür ediyorum. Ziyaretlerimizde işadamlarımızın meseleleri en büyük konularımızdan biri oldu.

Eskiden dünyada işler yolunda giderken bir sık sık krize maruz kalırdık.  2002 sonundan itibaren tesis ettiğimiz güven ortamı sayesinde bunun önüne geçtik. Biz ihracata dayalı bir ekonomik anlayışı benimsemiştik ve bununla yolculuğa devam ettik. 

2008 yılından itibaren dünyada ciddi bir kriz ortaya çıktı ve etkileri devam ediyor. Ben o zaman Türkiye'yi teğet geçecek demiştim. Pek çokları bu sözüme inanmadı. Bu sözüme karşı çıkanlar alaya alanlar oldu. 

Türkiye bu krizi 2009 yılında sınırlı bir gerilemeyle atlattı ve sonra büyümeye devam etti. Geçen yıl gerçekleşen rakam arzu ettiğimiz bir rakam değil. Ama Avrupa'da bile ciddi sıkıntıların yaşandığı bir dönemde Türkiye'nin büyüme trendini sürdürmesi önemli. Büyüme eğiliminin yeniden yükselişe geçeceğine ben inanıyorum." 

Sayfa Yükleniyor...