Uğur Dündar: Derin azap duyuyorum

Gazeteci Uğur Dündar, "Northcliffe, 'Haber bir yerlerde  güç odaklarının örtbas etmeye çalıştığı şeydir, gerisi reklamdır' der. Nedim Şener işte o şeyin peşinden koşan gazetecilerden biriydi" dedi.

07.03.2011 - 11:27

Gazeteci Çetin Emeç, öldürülüşünün 21. yıldönümünde mezarı başında anıldı. Anma törenine Emeç ailesi ve gazeteciler katıldı.

Törene katılan Star Haber Grup Başkanı Uğur Dündar, NTV canlı yayınına katıldı ve Can Ertuna'nın Ergenekon soruşturmasında tutuklanan aralarında Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın da bulunduğu gazetecilerle ilgili sorularını yanıtladı.

Dündar'ın değerlendirmesi şöyle: "Gazeteciler mesleklerini yaparken güç odaklarının istemediği bir takım gerçekleri toplumu bilgilendirmek için sunuyorlarsa bambaşka tehlikelerle de karşılaşıyorlar, örneğin günümüzde olduğu gibi.

Çetin Emeç basın meslek ilkelerine ne kadar bağlı idiyse Nedim Şener de o kadar bağlıdır, Çetin Bey'den farkı soruşturmacı gazeteci olmasıdır.

Modern gazeteciliğin duayeni İngiliz medya patronu Lord Northcliffe, 'Haber bir yerlerde  güç odaklarının örtbas etmeye çalıştığı şeydir, gerisi reklamdır' der. Nedim işte o şeyin peşinden koşan gazetecilerden biriydi. Ama gerçek bazen acıtıcıdır. Sorgusu basına nasıl yansıdı bilmiyorum, ne kadarı doğru? Sorulan sorulara bakınca hakikaten sadece mesleğini -benim adım karıştığı için de söylüyorum- dürüst ve tarafsız olarak yapmanın bile neredeyse başlı başına bir suç haline geldiğini görmekten derin azap duyuyorum.

42 yıllık meslek hayatım boyunca hep yargıya duyulan güvenin sarsılmaması için gayret gösterdim. Ergenekon sürecinde de birileri tarafından servis edilen belgelerin aslında soruşturmanın gizliliğine halel getirdiğini bildiğim için bunların hiçbirine itibar etmedim. Serinkanlılıkla soruşturmanın bitmesini ve ondan sonra hazırlanan iddianamenin kamuoyuna yansımasını bekledim.

Şimdi tabi ki gizlilik gerektiren bir soruşturmada yorum yapmak doğru değil ama yandaş tabir ettiğimiz ve sadece iktidarın yaptıklarını alkışlama konumunda bulunan gazetelere çarşaf çarşaf servis edilen, doğruluğu şüpheli, insanların şeref ve onurlarını zedeleyici, manipülatif bazı bilgilerin bugüne kadar hiçbir müdahale görmeden yayınlandığını düşünürsek bunu nasıl değerlendiririz artık kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

İçişleri Bakanı'mız sayın Atalay'a da bir mesaj göndermek istiyorum. Kendisinin yüreğinin temiz olduğuna inanıyorum ama söylediği 'Türkiye'deki basın özgürlüğü ABD'den daha ileridir' sözünün gelecek kuşaklar için çok önemli bir ironi olacağını düşünüyorum. İçişleri Bakanı'ndan haksızlıklara karşı kendi alanında müdahale etmesini ve sadece gazetecilik yapan insanların onur ve haysiyetleriyle oynanmasının önüne geçmesini diliyorum."

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...