Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nde rektörlerle bir araya gelen Başbakan Erdoğan, bugünkü anlamıyla üniversitenin kuruluşuna ilişkin birbirinden farklı tezler öne sürüldüğünü, bazı bilim adamlarının, 1846'da kurulan Dar-ül Fünun'u bu topraklardaki ilk üniversite olarak kabul ederken, bazı bilim adamlarının, Fatih döneminde kurulan medreseleri modern anlamdaki ilk üniversiteler olarak değerlendirdiğini kaydetti.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Erdoğan, Galileo'ya izafe edilen dünyanın döndüğü keşfinin, ondan yüzyıllar önce El Biruni tarafından, mikrobun, Pastör'den 400 yıl önce Akşemseddin tarafından, cebirin, bu bilime de ismini veren El Cabir tarafından keşfedildiğini kaydederek, ''Sıfır kavramının ilk kez bizim medeniyetimiz tarafından bulunduğu elimizdeki eserlerle tartışmaya mahal bırakmayacak derecede ispatlanmış gerçeklerdir'' dedi.

Amerika'da, Kolombiya Üniversitesi'nden Profesör Edward Said'in, Filistin'de, Filistinli çocukların direnişine destek vermek için taş atarken çekilmiş fotoğrafının yayınlanmasının ardından büyük bir tartışma başladığını, Said'in, Kolombiya üniversitesi'nden atılması için kampanya yürütüldüğünü, üniversite rektörünün, bu kampanya karşısında yayınladığı mesajın son derece anlamlı olduğunu vurgulayan Erdoğan, rektörün, 'Kolombiya'da, diğer öğretim görevlileri gibi, Edward Said'in de faaliyetleri, akademik özgürlük teminatı altındadır. Biz Kolombiya'da ifade polisi gibi davranmayı reddederiz' dediğini belirtti.

'SAKAL, BIYIK, KILIK KIYAFET KONUŞULDU'
Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle devam etti:

''Üniversitelerimizi tartışırken, üniversitelerimizin sorunlarını konuşurken, devletin ve hükümetlerin sorumluluklarını konuştuğumuz kadar, bizzat üniversitelerin, bizzat üniversite mensuplarının sorumluluklarını da konuşmak ve tartışmak durumundayız. Biz, komünizm tehdidi gerekçesiyle, Rus Dili ve Edebiyatı bölümlerinin kapatıldığı dönemleri gördük. Ardından, irtica paranoyasıyla, Arap Dili ve Edebiyatı bölümlerinin kapatıldığına, bu bölümlere öğrenci alınmadığına şahit olduk. Nice bilim adamlarımız, nice bilim kadınlarımız, mastır ve doktora tezlerinde seçtikleri konulardan dolayı, referanslarından, dipnotlarından dolayı takibe uğradılar, soruşturmaya tabi tutuldular, hatta üniversiteden uzaklaştırıldılar. Özgürlüklerin zemini, özgürlüklerin teminatı olması gereken üniversiteler, bizim ülkemizde on yıllar boyunca yasaklarla, kısıtlamalarla, baskılarla, üzülerek ifade ediyorum 'ikna odaları' gibi insanlık dışı uygulamalarla anıldılar. On yıllar boyunca bu ülkede, bilim, bilim insanlarının sorunları, üniversitelerimizin kalitesi değil, maalesef sakal, bıyık, kılık kıyafet konuşuldu.''

Şimdi birilerinin çıkıp, ''Öyleyse protestocu gençlerin maruz kaldığı muamele nedir?'' diye soracağından emin olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

'PROTESTOCU GENÇLERLE İLGİLİ SUÇ DUYURUM OLMADI'
''Peşinen söylüyorum: Benim bu konuda hiç bir suç duyurum olmamıştır. Mesele tamamen yargının tasarrufudur. Hatta yaşandığı söylenen olaylardan bile haberim olmamış, gazete haberlerinden sonra bilgi sahibi olmuşumdur. Ayrıca, protestonun, kırıp dökmek olmadığı, şiddete başvurmak olmadığı, demokratik bir hak olarak protesto ile yakıp yıkmanın yan yana gelemeyeceği de açık bir gerçektir. Hiç kimse, demokratik ortamdan, özgürlük ortamından istifade ederek, bu hakkı başkalarını susturmak, başkalarını konuşturmamak, başkalarına şiddet uygulamak olarak kullanamaz. Özgürlük ortamı, eleştiriye, tartışmaya, sorgulamaya açık olmaktır, yumurta atarak, ayakkabı fırlatarak, hakaret ederek konuşan insanları susturmaya çalışmak, ifade özgürlüğü değildir. Üniversitesi için yatırım yapan, destek veren, açılışa gelen devlet yöneticilerine karşı öğrencileri kışkırtmak, eyleme sevk etmek de özgürlükten yana olmak değildir.''

Erdoğan, son 8 yılda, demokratikleşme noktasında, ifade özgürlüğü noktasında attıkları adımların bilindiğini, ideal bir konumda olmasa da bu doğrultuda 8 yılda büyük mesafe katettiklerini ve gelecek adına da çok önemli eşikleri geride bıraktıklarını söyledi.

'ÜNİVERSİTELER YASAKLARI YASAKLASIN'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, üniversitenin toplumun önünde olması, topluma öncü ve rehber olması gerektiğini ifade ederek, ''Üniversite, sadece topluma değil, devlete, siyasete, siyasi iktidara da öncü ve yol gösterici olmalıdır. Biz istiyoruz ki, artık üniversitelerimiz Türkiye'nin kronik sorunlarına yoğunlaşsınlar. Üniversitelerimiz, şekil sorunlarını aşsınlar, yasakları yasaklasınlar, statüko bekçiliği gibi bir hatanın içinde asla bulunmasınlar'' dedi.

Erdoğan, Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nde rektörlerle bir araya geldiği toplantıda yaptığı konuşmada, bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadığını, bilginin insanı değiştirdiğini, yücelttiğini, büyüttüğünü ve güçlendirdiğini çok iyi bildiklerini ifade erek, ''Ancak, biliyor olmanın, bilmeyenlerle arayı açmak, toplumla bağları koparmak, hatta kendi toplumuna sırtını dönmek şeklinde tezahür etmesinin son derece sakıncalı olduğunu da gördüğümüzü, acı şekilde tecrübe ettiğimizi hatırlatmak isterim'' dedi.

Toplumdan uzak, milletten uzak, bulunduğu şehirden, ülkenin ve milletin gerçeklerinden uzak bir üniversitenin, üniversite kavramının özüne ve ruhuna aykırı olduğunu ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Üniversite toplumun önünde olmalıdır, topluma öncü olmalı, rehber olmalıdır. Üniversite, sadece topluma değil, devlete, siyasete, siyasi iktidara da öncü ve yol gösterici olmalıdır. Bugün İngiltere'de, Amerika'da, o ülkelerin dış politikalarını şekillendiren, o ülkelere dış politika üreten üniversiteler olduğunu görüyoruz. Ülkelerin dış politikalarının, üniversitenin ürünleri çerçevesinde şekillendiğini müşahede ediyoruz. Biz de bunun olmamasından doğrusu rahatsızız. Biz kendi adımıza öz eleştirisini yaparız ve yapıyoruz ama aynı öz eleştirinin üniversitelerimiz tarafından da yapılması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye'nin gerçekten mühim ve acil sorunları var. Ekonomiden demokratikleşmeye, eğitimden kültüre kadar çok geniş bir yelpazede çözüm bekleyen meselelerimiz var. Siyasi iktidarın tüm bu sorunları tek başına aşması, kendi gayretiyle çözüme kavuşturması takdir edersiniz ki mümkün değildir. Biz istiyoruz ki, artık üniversitelerimiz Türkiye'nin kronik sorunlarına yoğunlaşsınlar. Üniversitelerimiz, şekil sorunlarını aşsınlar, yasakları yasaklasınlar, statüko bekçiliği gibi bir hatanın içinde asla bulunmasınlar.''