CHP Sözcüsü: Vatandaşlık konusunu bir vatandaşımıza soralım

CHP sözcüsü Selin Sayek Böke, Suriyelilere vatandaşlık tartışmaları üzerinden Cumhurbaşkanı ve hükümeti eleştirdi. Böke kararın referandumla verilmesi gerektiğini söyledi.

Anadolu Ajansı 13.07.2016 - 17:59

CHP Sözcüsü: Vatandaşlık konusunu bir vatandaşımıza soralım

CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke, "Eğer AKP Hükümeti, Suriyelilere kitlesel bir biçimde vatandaşlık hakkı verilmesi konusunda ısrarlıysa, bu böyle basit bir idari kararla yapılamaz. Her şey için referandum diyenlere sesleniyoruz: Eğer siz, vatandaşlık konusunu bir siyasi malzeme olarak değil, gerçekten samimiyetle çözmek istiyorsanız, o zaman buyurun vatandaşlık konusunu bir referandumla vatandaşımıza soralım" dedi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında, haftalık olağan toplantısını parti genel merkezinde gerçekleştirdi.

Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Böke, iktidarın, kısa vadeli hesaplarla siyaset yürüttüğünü, bunun en somut hissedildiği alanın dış politika olduğunu savundu.

Türkiye'nin uzun süredir kendi siyasi hesaplarını ülkenin çıkarlarının önüne geçirmiş bir iktidar, Türkiye'yi ateşe atmaktan çekinmeyen bir "saray rejimi" tarafından yönetildiğini iddia eden Böke, bu rejimin kendi siyasi ihtirasları için 10 yıl önce Irak'a müdahale etmeye kalktığını, buna CHP'nin başında bulunduğu iradenin TBMM'de engel olduğunu söyledi.

CHP'nin bu karşı çıkışının, uluslararası zeminde bir kez daha ispat edildiğini ifade eden Böke, aynı müdahaleci, kısa vadeli siyasi çıkarları önceleyen yaklaşımın, yıllar sonra Suriye'de mezhep temelli, hayalci, öngörüsüz bir politikayı ortaya koyduğunu öne sürdü.

Böke, iktidarın bu politikaları sonucunda, Türkiye'nin ilk defa radikal, cihatçı ve çok aşırıcı bir terörle, günlük hayatın içerisinde yaşamak zorunda bırakıldığını savunarak "Küresel cinayet şebekesi IŞİD, Türkiye'nin bir gerçeği haline dönüştü ve gerçekleştirdikleri vahşi saldırılar sonucunda yüzlerce vatandaşımızı kaybettiğimiz bir döneme girdik. Bugün IŞİD hala çok sistematik bir tehdit olarak Türkiye'nin karşısında durmaya devam ediyor" dedi.

Resmi yazışmalarda, "Türkiye'de, IŞİD'in 70'in üzerinde ilde hücrelerinin olduğunun tahmin edildiği" bilgisinin yer aldığı aktaran Böke, Hükümetin bu tehdide rağmen, bu konuyla ilgili naslı bir mücadele ortaya koyacağını tarif etmediğini ileri sürdü.

Bu tehditler karşısında, dış politikada ani bir "geri vites değişikliğiyle" karşı karşıya kalındığını kaydeden Böke, "Bu geri vitesle, geri dönülmeye çalışılan tozlu topraklı yolda tek kaybeden Türkiye oldu. Dış politikanın normalleşmesinin sağladığı faydalar tabii ki gözardı edilmemeli ancak geri vitese takılmış olan politikanın Türkiye'yi içinde bıraktığı toz, toprak da asla gözardı edilmemeli." diye konuştu.

"CANLI BOMBANIN ÜZERİNDE OTURUYORUZ"


Böke, Türkiye'yi aşırıcı, radikal terörle baş başa bırakmış ve buna karşı hala herhangi bir mücadele ortaya koymayan iktidarın, maliyeti Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün vatandaşlarına çıkardığını iddia ederek şunları söyledi:

"Maalesef, hala bir şey yapılmadığı için biz, canlı bir bombanın üzerinde oturmaya devam ediyoruz. AKP'nin ideolojik akrabalığı sebebiyle Türkiye'de palazlanmış olan IŞİD'e karşı AKP'nin seyirci kalmasının ağırlığını, bizler yaşadığımız kayıplarla her gün çok canlı bir şekilde hissediyoruz. Buradan bir kez daha iktidara sesleniyoruz: İktidarın en temel görevi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamaktır. IŞİD tehdidini gözardı etmenize, küçümsemenize, Türkiye'yi bir küresel cinayet şebekesinin insafına terk etmenize asla izin vermeyeceğiz."

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun, IŞİD'in Türkiye'deki yapılanmasına ilişkin Başbakan Binali Yıldırım'a 11 soru yönelttiğini anımsatan Böke, bu sorulara yanıt alamadıklarını dile getirdi.

Böke, bu sorulara verilecek yanıtı olmayanların, yalanla siyasete başvurmak zorunda kaldığını ileri sürerek CHP'nin hangi teskereye "evet", hangi teskereye "hayır" oyu verdiğine dair bilgilerin çarpıtıldığını savundu.

"3 MİLYON İNSAN ÜZERİNDEN SİYASET TASARLANIYOR"


IŞİD tehdidine karşı derhal, acilen iktidarın somut adımlar atması gerektiğini ifade eden Böke, bunların yapılmadığı her gün, Türkiye'nin bir güvenlik ateşine doğrudan atılacağını belirtti. Böke, "Bu adımların atılmadığı her gün, AKP'nin ideolojik akrabalığı olduğu IŞİD'i koruyor anlamına gelmesidir. Yani AKP bir kez daha maalesef hiçbirimizi şaşırtmayarak, bir terör örgütüne yardım ve yataklık yapıyor demektir." diye konuştu.

IŞİD'a verilen açık desteğin, Suriye'de uygulanan maceracı politikanın bir uzantısı olduğunu savunan Böke, şöyle devam etti:

"İşte bu kendi siyasi çıkarlarını herkesin ötesinde gören yaklaşım, maalesef Türkiye'de bir başka çıkmazı daha hayatımıza soktuğu bir dönem ortaya çıkardı. Milyonlarca insan Suriye'de vatanından oldu. O milyonlarca insanın 3 milyonunu, biz burada misafir ediyoruz, soframızı paylaşıyoruz. Ortak bir kültürümüz, ortak bir coğrafi tarihimiz, akrabalıklarımız var. Bir arada yaşamaktan daha doğal bir şey düşünülemez ancak unutmayalım ki Suriyeliler esasında burada değil, kendi vatanlarında olmak isterlerdi. Bize düşen en temel görev de onların kendi vatanlarında yaşamalarına imkan verecek düzende öncü rol oynamaktır. Oysa maalesef milyonlarca Suriyelinin evinden olmuş olmasının temel sebeplerinden biri, Türkiye'nin bu maceracı dış politikası olmuştur."

Böke, şimdi de yine bir siyasi hesapla, 3 milyon insanın üzerinden yeni bir siyasetin tasarlandığını öne sürerek bu insanların evrensel hakları göz ardı edilerek önce Avrupa Birliği ile pazarlık malzemesi haline dönüştürüldüğünü, şimdi de "vatandaşlık pazarlığının" ortaya konulduğunu iddia etti.

"TÜRKİYE KİMSENİN BABASININ MALI DEĞİL"


"Biz ensarız, Suriyelilere insanlık için kucak açtık" söylemleriyle herkesin oyalandığını söyleyen Böke, insan hayatı üzerinden siyaset yapıldığını savundu.

Böke, iktidarın bu siyasetle, Türkiye'nin bugününe de yarınına da ipotek koyduğunu iddia ederek "Çünkü saray rejimi, ne evinden barkından olan 3 milyon insana değer veriyor ne bu 3 milyon insanı misafir ederken, kendi ekonomik düzeni bozulduğu için umutsuzluğa sevk edilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına değer veriyor ne de milyonlarca sığınmacı bir anda vatandaş yapılırsa ortaya çıkacak maliyetlerin hesaplanmasına izin vermeyerek Türkiye'ye değer veriyor" dedi.

"Saray rejimi varsa yoksa kendisiyle meşgul. Onun için önemli olan kendi iktidarının devamı" diyen Böke, şöyle konuştu:

"Ancak unutmayalım, bu iktidarın devamı için hiçbir insanın siyasete malzeme edilmesine biz izin vermeyeceğiz. Suriyeli sığınmacılara ya da şimdi çark edilerek söylendiği gibi belli kriterlere uyan bir grup Suriyeli sığınmacıya hükümet tarafından keyfi bir şekilde seçilerek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarında tanımlanan prosedür ve süreçleri es geçen vatandaşlık verilmesi asla kabul edilemez. Böyle bir çılgınlığa kalkışmak, Türkiye'nin güvenliğine açık bir tehdit oluşturur. Bu, Türkiye toplumuna ihanet olur. Böyle bir çılgınlığa kalkışmak, Türkiye ekonomisinde öngörülemez zararlara yol açabilir. Milyonlarca dar gelirli vatandaşımıza açık bir ihanet olur. Böyle çılgınca bir adım Türkiye'nin sosyal yapısını altüst eder, Türkiye'nin huzuruna ve yarınına çok açık bir ihanet olur. Türkiye Cumhuriyeti kimsenin babasının malı değildir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı da kimse tarafından siyasi malzeme ve rüşvet aracı olarak kullanılacak kadar ucuz ve değersiz değildir."

"SURİYELİLERE VATANDAŞLIK DEĞİL, VATANLARI VERİLMELİ"


Uygulanan politikanın yabancı düşmanlığını da ortaya çıkardığını ifade eden Böke, "Sorunumuz kendi vatanından edinmiş olan ve çok zor koşullarda yaşayan Suriyeliler değil. Sorunumuz, bu gerçeği ortaya çıkarmış olan AKP iktidarı ve bunu çözmek yerine bir siyasi malzemeye dönüştüren, kendi çıkarlarını önceleyen siyaset yaklaşımıdır." diye konuştu.

Böke, Suriyelilere vatandaşlık değil, vatanlarının verilmesi gerektiğini dile getirerek şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bizler, Suriyelilere TOKİ'de ev değil, kendi topraklarında, kendi inşa etme lüksünü yaşayabildikleri evlerin vadedilmesini istiyoruz. Her şeyden önce bölgede barış ve barışın öncüsü olma gücü gösterecek bir Türkiye Cumhuriyeti özlemi içerisindeyiz. Nasıl ki Suriyelileri bir siyasi malzemeye dönüştürüp, onlara vatandaşlık verilmesine karşı çıkıyorsak, aynı şekilde evrensel insan haklarından yoksun bırakılmış olan Suriyelilere karşı ırkçı ve dışlayıcı bir söyleme de kuvvetle karşı çıkıyoruz. Bunu yapan ve bunu da bir siyasi malzemeye dönüştüren herkese de buradan aynı kuvvette 'dur' diyoruz."

Suriyeli sığınmacıların, evrensel insan haklarının olduğunu, kimsenin ırkçı hezeyanlar ve nefret söylemiyle bu insanları ve onların yaşam haklarını hiçe sayma hakkının olmayacağını vurgulayan Böke, meselenin bir "vatandaşlık" ve "ırkçılık" söylemi arasına sıkıştırıldığını ileri sürdü.

"VATANDAŞLIĞIN NASIL KAZANILACAĞI BELLİ"


Böke, akılcı, rasyonel bir şekilde 3 milyon insanın yarınına dair bir resmin ortaya konulması gerektiğini belirterek CHP'nin göçmen sorunlarını inceleyen komisyonunun bir rapor yayımladığını anımsattı.

Raporda, "Suriye'de barışın sağlanması, göç bakanlığının kurulması, sığınmacılara 'mülteci' statüsünün resmi olarak verilmesi, sorunun uluslararası biçimde paylaşılması, sığınmacı kamplarının şeffaf bir yapıya kavuşturulması, siyasetin, insanı kendine malzeme eden yaklaşımının terk edilmesi" gibi önerilerin yer aldığını hatırlatan Böke, meselenin rasyonel bir şekilde ele alınarak tartışılması gerektiğini aktardı.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının nasıl kazanılacağına dair yönergelerin çok açık bir şekilde yasalarda olduğuna işaret eden Böke, şunları kaydetti:

"Eğer AKP Hükümeti yasa ile belirlenmiş bütün bu koşulların etrafından dolanacağını itiraf ediyorsa, Suriyelilere kitlesel bir biçimde vatandaşlık hakkı verilmesi konusunda ısrarlıysa, bu böyle basit bir idari kararla yapılamaz. Bu kadar büyük bir karar, ancak ve ancak halkın iradesiyle verilecek bir karardır. Her şey için 'referandum' diyenlere buradan bir kez daha sesleniyoruz: Eğer siz, vatandaşlık konusunu bir siyasi malzeme olarak değil, gerçekten samimiyetle çözmek istiyorsanız, o zaman buyurun vatandaşlık konusunu bir referandumla vatandaşımıza soralım."

"VATANDAŞI DEĞİL, YANDAŞI ÖNCELİYOR"


Eğitim konusuna değinen Böke, eğitimin de dış politika gibi ideolojik bir çerçeveye sıkıştırıldığını iddia etti.

İktidarın, Türkiye'nin eğitim politikalarını, kendi iktidarını pekiştirecek yönde tasarlamak istediğini ileri süren Böke, eğitimin sorunları, kalitesiyle ilgili sıkıntılar varken ilkokul ikinci sınıflara Arapça dersi verilmesinin tartışma yarattığını söyledi.

Böke, okullar tatile girmeden önce, liselilerin karanlığa "hayır" dediği karanlığın bu olduğunu ifade etti ve CHP olarak Türkiye'de laik, bilimsel, herkese eşit fırsat yaratan bir eğitim sistemini savunduklarını söyledi.

Ekonomide de birtakım sıkıntılar yaşandığını öne süren Böke, iktidarın, Türkiye ekonomisini dışarıya muhtaç bıraktığını iddia etti. TBMM'ye bir "Varlık Barışı Yasasının" geldiğini hatırlatan Böke, bu yasanın, iktidarın vatandaşı değil, yandaşı öncelediğinin somut bir göstergesi olduğunu savundu.

Böke, varlık barışının, parayı kimin getirdiğini sorgulamadan, istediği miktarda, hiçbir vergi ödemeden yurt dışından para getirmeye imkan tanıdığını öne sürerek vatandaş öderken, kara para aklamak isteyenlerin vergi ödemeyeceğini iddia etti.

Sayfa Yükleniyor...