Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Anadolu Ajansı Editör Masası'na konuk oldu.

Yalçın Akdoğan, şu ifadeleri kullandı:

Buradan bir kez daha uyarıyorum, seçim günü hile yapan, vatandaşı tehdit eden, okul bahçesinde veya sınıflarda vatandaşın iradesini şekillendirmeye çalışan, bir şekilde onların yerine oy kullanmak isteyen, oy kullanan... Bunların gerçekten cezası çok ağırdır. Herkes bunun bedelini öder, hukuk içinde bunların hepsinden hesap sorulur.

Çözüm Süreci'nin şu anda 'buzdolabında olması' bizim 'Kürtleri kucaklamayacağımız, hizmet etmeyeceğimiz, yatırım yapmayacağımız, yaptığımız reformlardan geri adım atacağımız' anlamına gelmiyor. Oradakiler bizim vatandaşımızdır. Hangi etnik kökene, mezhebe ait olursa olsun biz, bütün vatandaşlarımıza hizmet etmeye devam edeceğiz.

Bu süreci zehirleyen, süreci sürdürülemez hale getiren bir örgüt ve eylemeleri var. Siz isteseniz de yapamıyorsunuz. Bu sürecin devam edebilmesi, bunların devre dışı kalması gerekiyor. Bütün bu illegalitenin, baskının, şiddetin, terörün devre dışı kalması gerekiyor ki o ortamda Çözüm Süreci devam edebilsin. Bundan dolayı bu operasyonlar önem taşıyor.

Şimdi Kürtlere zulmeden, baskı yapan Esed ile işbirliği yapabiliyorlar. Kürtleri yok eden Baba Esed, oğul Esed. Kürtlere onlardan daha büyük zarar veren kimse geldi mi insanlık tarihinde? Ama işbirliği yapabiliyorlar. Bunlarda Stockholm sendromu var.

Kobani'deki kendilerine tabi olmayan Kürtleri kaçırdılar. Oradaki Arapların, Türkmenlerin evlerini yaktılar. Onları zorla göç ettirmeye çalışıyorlar. Tam bir sindirme ve kaçırma politikası izlediler. Kandil'den getirdikleri silahlı adamlarla oraya çöktüler, ceberut bir yapı kurdular. 'Bunu nasıl geliştirebiliriz, oradaki farklı olanları kaçırdık, şimdi Fırat'ın batısındaki Arapları da Türkmenleri de oradan nasıl kaçırtabiliriz', böyle bir yaklaşım içinde. Kimse kusura bakmasın, Türkiye buna seyirci kalmaz.