Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Yargıtay Konferans Salonu'nda düzenlenen ''Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 18. Onur Günü''nün açılış konuşmasını yaptı.

''Demokratik yönetimlerde gizliliğe yer yoktur'' görüşünü dile getiren Başsavcı Yalçınkaya, alınacak siyasal kararların parti organlarında ve parti gruplarında tartışılmasının kamuoyu üzerindeki kuşkuları da ortadan kaldıracağını belirtti.

Yalçınkaya, ''Rejimin sağlıklı işleyebilmesi, demokratik kuralların toplumda ortak bir değer oluşturması için de öncelikle parti içi demokrasi gereklidir ve toplumun demokratik kültürü ancak bu yolla oluşturulabilir'' dedi.

Yönetimlerde demokratik olmayan tutum ve davranışlar, diyalog ve uzlaşmadan kaçış, ideolojik aşınmalar ve çıkara dayalı siyasetin siyasal rejimin kilitlenmesine neden olacağını ifade eden Yalçınkaya, şöyle devam etti;

''Yönetilemeyen demokrasi olgusunun en önemli nedeni, uzun zamandan beri ileri sürdüğümüz gibi siyasal sisteme, siyasal kadrolara karşı güvensizlik görüntüsü ve olgusudur. Ağır bir güven bunalımı, toplumla siyasal kadroların birbirleri ile ayrı düştükleri görüntüsünü ortaya çıkarmış, bu, partiler ve siyasal kadroların, Türkiye'nin sorunlarına çözüm getirebileceği yönünde umut ve beklentileri azaltmıştır. Özellikle, siyasal partilerin örgütlenme modellerinin ve iç işleyişlerinin çözümsüzlüğe ve giderek siyasal krizlere yol açtığı bilinmektedir.

Demokratikleşme açısından ilk ve derhal yapılması gereken, 'siyasal sisteme, siyasal aktörlere duyulan bu güvensizlik duygusunun ortadan kaldırılması, güven duygusunun tekrar tesis edilmesi' için Siyasi Partiler Kanunu'nun belirli maddelerinin ve kısımlarının, bu amaçları gerçekleştirmeye yönelik olarak değiştirilmesi gerekmektedir.''

Yalçınkaya, Siyasi Partiler Yasası'nda, parti üyeliklerinin keyfi olarak silinmesini engelleyecek, olağanüstü kongreye çağırma yöntemi, genel başkan adaylığının demokratik esaslara uygun hale getirilmesi, parti üyelerinin parti organlarında temsili, il ve ilçe kongrelerinin zamanında yapılması, il ve ilçe yöneticilerinin görevleri, aday belirleme yöntemleri gibi konularda değişiklikler yapılması gerektiğine işaret etti.

Abdurrahman Yalçınkaya, ''Siyasi partiler, kamu yararından çok, kendi çıkarlarını gözettiğinde ve iktidarı elde etme ya da kaybetmeme uğruna her yolu meşru gördüklerinde demokrasinin gerçekleşmesi mümkün olmadığı gibi, halkın siyasi partiler rejimine ve demokrasiye olan güveni de zedelenmiş olur'' diye konuştu.

‘ADLİ KOLLUK, SİYASİ OTORİTEDEN BAĞIMSIZ OLMALI’
Cumhuriyet savcılarının, görevlerini yerine getirirken adli kollukla çalışmasının kaçınılmaz olduğuna işaret eden Yalçınkaya, adli kolluk kuvvetlerinin ''insan haklarını, sorgu teknik ve taktiklerini, delil toplama ve değerlendirme, kriminalistik bilime, ceza muhakemesi hukukuna, suçlulukla mücadele yöntemlerine, bilgisayar teknolojisine, yeterli teknik elemana ve her türlü teknik araç ve gereç, laboratuvarlara'' sahip olması gerektiğini belirtti.

Yalçınkaya, ''Adli kolluk, siyasi otoriteden tamamen bağımsız, onunla doğrudan veya dolaylı olarak bağlantısı bulunmayan, teminatlı ve savcıya bağlı bir örgütlenmeye sahip bulunmalıdır'' dedi.

SADECE GİZLİ TANIKLIK ÜZERİNDEN SORUŞTURMA OLMAZ
''Gizli tanıklık'' uygulamasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yalçınkaya, ''gizli tanıklığın, amacından saptırılıp, basitleştirilerek kullanılması, sadece gizli tanıklık üzerine kurulmuş bir ceza soruşturması ve kovuşturmasının, hukuk devleti ilkesine aykırı'' olacağını belirtti.

Son dönemlerde kamuoyu dikkatinin ceza ve hukuk davalarına çekildiğini ifade eden Yalçınkaya, bunun sonucu olarak da mahkemeler ve savcılar tarafından medyaya objektif bilgilerin iletilmesi ihtiyacının doğduğunu kaydetti.

''Kamuoyunda yargıya güvenin sağlanması, demokratik bir toplumda çok önemlidir'' diyen Yalçınkaya, hakim, savcı ve medyanın ''masumiyet karinesi, adil yargılanma ve özel yaşam gibi temel ilkelere saygı göstermesi gerektiğini vurguladı.