İSTANBUL- Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin Balyoz Planı davasında haklarındaki mahkumiyet kararlarının bozmasının ardından 62 kişinin yargılandığı davanın 2. duruşması bugün yapılıyor.

Sanık sayısının fazlalığı nedeniyle Anadolu 4. Ağır ceza Mahkemesince, Şehit Hakan Kılıç Konferans Salonu'nda yapılan duruşmaya 25 tutuksuz sanık katılırken, çok sayıda izleyici de hazır bulundu.

Duruşma öncesinde bazı sanık ve avukatlar Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının 76 yılı dolayısıyla saat 09.05'te saygı duruşunda bulundu.

ÖZKÖK: DUYMADIM, BİLMİYORUM
Tanık olarak dinlenilmesine karar verilen, makam aracı ve korumalarıyla adliyeye geldiği görülen eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök, duruşma salonuna alındı.

Sanıkların isimlerinin tek tek okunduğu Özkök, tanıdıkları için "evet", tanımadıkları için "hayır" dedi.

Mahkeme Başkanı Özlem Karaçam'ın "Balyoz Planı davasıyla ilgili olarak ne biliyorsunuz?'' sorusu üzerine Özkök, ''Daha evvelki duruşmalarda ifade ettiğim üzere Ergenekon davasında da Balyoz Planı ile ilgili sorular sorulmuştu. Aynı sorular bir önceki celsede ve daha önce de soruldu. Balyoz ve benzeri planlarının hiçbirini duymadım, hiçbir şey bilmiyorum'' diye konuştu.

‘KENDİSİNE AÇIKÇA SORDUM’
Çetin Doğan'ın savunması hatırlatılan Özkök, ''Kulağıma duyumlar ve ihbar mektuplarının geldiğini söyledim. Bir orgeneralin yüzüne karşı konuşmak en doğrusudur. Kendisine açıkça sordum. Elinde bir belge olsaydı zaten yargıya iletirdi'' dedi.

‘MEKTUP VE E-MAILLER GELİYORDU’
Karaçam'ın ''Geçen duruşma duyumlar aldığınızı söylediniz. Bu duyumları nereden aldınız?'' sorusuna Özkök, ''Bir, iki kişi, sivilden ve gelen imzasız mektuplardan duydum. Dedikoduydu. Bunlar her zaman olan şeylerdi. Ciddi olduğuna dair herhangi bir bilgi edinmedim. Bu kişileri hatırlamıyorum. Sahte isimli mektuplar ve e-mailler geliyordu" yanıtını verdi.

ÇETİN DOĞAN’IN SES KAYDI
Özkök, şöyle devam etti:

''Ergenekon davasında Balyoz ile ilgili soru sorulması üzerine de söylemiştim. Bir CD geldiğini, kaynağını bilmediğim, bazı amacı aşan ifadeler tespit ettim. Bunu Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na ilettim. Bunlar ses kayıtlarıydı. Ses kaydı da Çetin Doğan'ın konuşması olduğu iddia edilen bir CD'ydi. Meşru bir tarafı yok.''

Savcı Ramazan Öksüz'ün ''Kara Kuvvetlerinin inceleme neticesinde ne kararı verildi?'' sorusu üzerine Özkök, ''Daha sonrasını hatırlamıyorum. Çok yoğun günlerdi. Irak-ABD konuları vardı. Çok yoğun faaliyet vardı. Bir geri dönüş olduğunu hatırlamıyorum'' diye konuştu.

Üye hakimin ''CD Genelkurmay arşivlerinde midir?'' ve ''CD'nin tamamını dinlediniz mi?'' diye soru sorduğu Orgeneral Özkök bir bilgisi olmadığını ifade ederek, ''Karargah alır, inceler. Karargah yapar işlemleri. CD'nin tamamını dinledim galiba. 11-12 sene önceden bahsediyoruz, çok hatırlamıyorum ama daha sonradan Çetin Doğan'ın kendi konuşmasını kabul ettiği konuşmalar vardı'' dedi.

YALMAN: DARBEYİ BEN ENGELLEMEDİM
Hilmi Özkök'ün tanık olarak dinlenilmesinin ardından, eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman içeri alındı.

Mahkeme başkanı Özlem Karaçam, Yalman'a, bildiklerini dosdoğru söylemesi uyarısında bulunarak yemin ettirdi.

Yemin ettikten sonra beyanda bulunan Yalman, "Bu Balyoz davasıyla ilgili olarak ayın 3'ünde vermiş olduğum ifadede de belirttiğim gibi, Balyoz davasıyla ilgili bir istihbarat almadım. Bu konuda herhangi bir bilgi veya belgeye sahip değilim. Dava ile ilgili hususları dava açıldıktan sonra basından öğrendim. Bu darbeyi engelleme hususunda dahilim ve engellemem olmamıştır" dedi.

Karaçam'ın "Davaya konu seminerde olasılığı en yüksek tehlikeli senaryonun görüşülmesi konusunda bir bilginiz var mı?" sorusuna Yalman, "Bu olasılığı en yüksek senaryo benim bilgim dışında cereyan etmiştir. Bu bilgi bana intikal etmemiştir" yanıtını verdi.

Yalman, Karaçam'ın, "Bu konunun seminerde görüşüldüğü konusunda bir bilginiz var mı?” sorusuna da bu konuyu 2010 yılında basından öğrendiğini söyledi.

Başkan Karaçam'ın, "Bazı gazetelerde daha önceden darbe planı yapıldığını ve bunu sizin engellediğiniz, beyanatlarda bulunduğunuz yönünde haberler yapıldı. Bu şekilde beyanatlarda bulundunuz mu?" şeklinde yönelttiği soru üzerine de Yalman, şöyle konuştu:

"Bu tamamen düzmecedir. Yalan bir haberdir. Özellikle söylüyorum ben zaten darbeyi engellemiş olsam ve buna herhangi bir işlem yapmasam suç işlemiş olurum. Böyle bir şey söz konusu değildir. Bir gazetecinin talihsiz bir beyana dayalı olarak yaratılmış düzmece bir algıdır. Tamamen yalandır ben hiçbir şekilde darbeyi engelledim demedim."

‘EMİR ALMADIM, BİLGİLENDİRİLDİM’
Yalman, Cumhuriyet Savcısı Ramazan Öksüz'ün, "Tanık Hilmi Özkök, beyanında seminerin incelenmesi için Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na talimat verdiğini söylemişti. Böyle bir inceleme yapıldı mı?” sorusunu şöyle yanıtladı:

"Hayır, yapmadım. Ben kendi aldığım duyumlar ve kendi tespitlerim sonrasında inceleme yaptım. Genelkurmay Başkanı özellikle bu konuda bir emir vermedi. Ancak bazı konularda bilgilendirdi. Benim konuyla ilgilenmemi istedi, bilgi verdi ama o bilgi tabii ki askerlikte bir ölçüde emir telakki eder. Benim belirli temaslarım oldu tabii bu seminer sonrasında. Ama bu ses kayıtlarıyla ilgili değil. Seminerin bütünüyle alakalı olarak bazı temaslarım olmuştur."

Yalman, mahkeme heyeti başkanı Karaçam'ın, "Ne gibi bir şey iletildi size Genelkurmay Başkanlığı’nca bu konuda " sorusu üzerine, "Genelkurmay Başkanımız telefonla beni aradı. Seminer kayıtlarının bir başka vasıtayla kendisine intikal ettiğini ve burada bazı rahatsız edici hususlar olduğunu ifade etti. Hepsi bu kadar. Onun dışında herhangi bir çalışma yapmam şeklinde bir emir almadım. Emir almadım ama beni bilgilendirdi, ben de bu bilgiyi almıştım zaten seminerin icrasıyla alakalı. Onunla ilgili temaslarım oldu" diye konuştu.

Karaçam'ın, "Sonrasında yaptığınız incelemelerde ne tespit ettiniz " sorusuna da Yalman, "Bu seminerin verilen emirlere ne kadar uyulup uyulmadığı hususunu yerinde gördüm ve bazı farklılıklar gördüm. Onun da gereğini yaptım zaten. Askeri bir tavır olarak bu olayı mütalaa ettim ve gereğini yaptım" yanıtını verdi.

‘İKAZ ETTİM’
Karaçam'ın, "Gereğini yaptım derken, ne yaptınız?" diye sorduğu Yalman, "İkaz, ettik ilgili arkadaşlarımızla konuştuk. Birçok isimle temasımız oldu. Emir komuta zinciri itaati esas olduğunu askerlikte çeşitli şekilde, çeşitli platformlarda konuştuk. Bir disiplin ihlali ile karşı karşıya olduğumuzu gördük. İkaz ettim. Genelkurmay Başkanına da bilgi verdim" diye konuştu.

‘BASINDAN ÖĞRENDİM’
Yalman, bir soru üzerine seminerin içeriğini 2010 yılında basından öğrendiğini, öncesinde bilmediğini söyledi.

Cumhuriyet Savcısı Öksüz'ün, "Sizin ikazda bulunmanızı gerektiren ihlal edilen kural neydi " sorusuna da Yalman, şu yanıtını verdi:

"Burada Egemen isimli bir planın oynanması söz konusuydu. Ancak 1. Ordu'nun 12 Aralık tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığına bir teklifi söz konusu. Dönemin Genelkurmay Başkanı da bana böyle bir teklif olduğunu ifade etti. Ben de 'Hayır Egemen planı oynanacak, EMASYA planı oynanmayacak' dedim ve 3 Kasım'da verdiğim ifadede de belirtmiş olduğum gibi, çok yoğun siyasi ve askeri olaylar nedeniyle tatbikata katılamadım ancak müşahit gönderdim. Sonra müşahit de EMASYA planının oynandığını söyleyince o zaman ben hemen harekete geçtim. İstanbul'a gittim, ilgili arkadaşlarla görüştüm. Olayı anlamaya çalıştım. Sonunda bir disiplin tecavüzü olduğunu gördüm ve gerekli ikazları yaptım. Genelkurmay Başkanlığına sonra bilgi verdim. Benim için olay, o aşamada bu kadardı. Daha sonra 2010 yılında bu dava açıldıktan sonra bu seminerin muhteviyatını, yoktan konuşmaları öğrendim."

Yalman, hakimin "Seminerlerde konuşmaların kayıt alınması olağan mıdır?" sorusu üzerine "Pek olağan değildir" dedi.

Cumhuriyet Savcısı Öksüz'ün "Seminere katılan kişilerin özel seçildiği hususunda ne biliyorsunuz Ya da daha önce açıklanan listeye göre mi seçilirdi?" sorusuna Yalman, bu konuda bilgisinin olmadığı yanıtını verdi.

Yalman, "Seminere katılacak kişilere 1. Ordu Komutanlığı mı karar verir?" sorusuna karşılık da "Evet. Seminer içerisinde oynanacak olan senaryonun, katılan kişiler bunlar bir dosya halinde Kara Kuvvetleri Komutanlığına bildirilir. Genelkurmay Başkanlığı seviyesinde halledilecek meselelerdir. Bana intikal etmedi" ifadelerini kullandı.

Avukat Hüseyin Ersöz'ün, "Sayın Yalman seminerdeki bu planın uygulanmamasının, yargılama konusu olan Balyoz Harekat Planı ile bağlantısı var mı?" şeklinde soru yönelttiği Yalman, "Ben Balyoz Harekat Planı'nı bilmiyorum. Benim o gün EMASYA planının oynanmaması husunda verdiğim emir, tamamen o günün siyasi ve sosyal şartlarıyla alakalıydı. Böyle bir değişikliğe ihtiyaç hissetmemiştim. Ama Balyoz Planı'yla ilgili bir irtibat olduğunu düşünmüyorum" diye konuştu.

SAVCININ GÖRÜŞÜ
Sanık avukatlarına bilirkişi heyetiyle ilgili görüşlerini sunmaları için süre verilmesini talep eden Cumhuriyet Savcısı Ramazan Öksüz, sanık vekillerinin ortaklaşa hazırladığı bilirkişi heyetine sorulacak soruların cevaplanmasını istedi.

Mahkeme, ara kararını açıklamak üzere duruşmaya ara verdi.

Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Yargıtay'ın 25 sanıkla ilgili "beraat verilmesi gerektiği" yönündeki ilamına uyarak, 25 sanığın beraatine hükmetmişti.

Heyet, Yargıtay'ın, "ceza verilmesine yer olmadığı" gerekçesiyle haklarındaki hükümleri bozduğu 62 kişinin dosyasını ise, sanıkların özlük haklarını etkilemesi ve beraat kararına göre daha aleyhe olması nedeniyle ayrılarak farklı bir dosyadan yürütülmesine karar vermişti.

Dosyası ayrılan 62 sanık için yeniden oturum açılarak görülen davada, ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, bu dava dosyasının, "yeniden yargılama" kararı verilen ana dava dosyasıyla birleştirilmesi taleplerini reddetmişti.

YARGITAY'IN BOZMA KARARI
Balyoz Planı davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 365 sanık hakkında yaptığı yargılama sonucunda 21 Eylül 2012'de kararını açıklamış, 88 sanığa "Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek'' suçundan çeşitli cezalar vermişti.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, temyiz incelemesinin ardından 9 Ekim 2013'te açıkladığı kararında Abdullah Dalay, Ali Aydın, Halil Helvacıoğlu, Abdurrahman Başbuğ, Ahmet Necdet Doluel, Ahmet Türkmen, Bülent Akalın, Cumhur Eryüksel, Doğan Uysal, Gökhan Çiloğlu, Güllü Salkaya, Hakan Ilıca, Hüseyin Polatsoy, İlker Yunus, İsmet Kışla, Şafak Duruer, Tevfik Özkılıç, Tuncay Küçük, Adem Ceylan, Cafer Uyar, Canatan Turgut, Kenan Yüce, Murat Dülek, Ömer Faruk Ağa Yarman ve Tülay Delibaş'ın, "sanıkların cezalandırılmasına yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından" beraat etmesi gerektiğini belirtmişti.

‘CEZA VERİLMESİNE YER YOK’
Yargıtay ayırca, sanıklar Bora Serdar, Hasan Gülkaya, Levent Görgeç, Ahmet Tuncer, Ali İhsan Çuhadaroğlu, Ali Rıza Sözen, Aytekin Candemir, Bahtiyar Ersay, Barbaros Kasar, Behcet Alper Güney, Burhan Göğce, Can Bolat, Cemal Candan, Cüneyt Sarıkaya, Doğan Fatih Küçük, Dursun Tolga Kaplama, Erdoğan Koçoğlu, Erhan Kuraner, Fatih Altun, Fatih Musa Çınar, Fuat Pakdil, Gökhan Gökay, Hakan Akkoç, Halil Yıldız, Hamdi Poyraz, Harun Özdemir, Hakan Barsi Aslan, Hasan Hakan Dereli, Hasan Nurgören, İkrami Özturan, İlkay Nerat, Kemal Dinçer, Mehmet Alper Şengezer, Mehmet Kemal Gönüldaş, Muharrem Selçuk Ünal, Murat Ataç, Mustafa Erdal Hamzaoğulları, Mustafa Yuvanç, Namık Koç, Nedim Ulusan, Nihat Özkan, Orkun Gökalp, Refik Hakan Tufan, Sami Yüksel, Sırrı Yılmaz, Soydan Görgülü, Süha Civan, Timuçin Eraslan, Veli Murat Tulga, Yaşar Dilber, Yunus Nadi Erkut, Yüksel Gamsız, Zafer Karataş, Ahmet Şentürk, Ahmet Topdağı, Gökhan Murat Üstündağ, Kasım Erdem, Levent Ergün, Mümtaz Can, Nurettin Işık, Recail Elmaz, Suat Dönmez ve Turgay Bülent Göktürk için de anlaşma suçu kapsamında kalması nedeniyle haklarında 5237 sayılı TCK'nın 316/2. ve CMK'nın 223/4-a maddeleri gereğince "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiğini kaydetmişti.

Bu gerekçelerle 88 sanık hakkındaki mahkumiyet kararını bozan Yargıtay, dosyayı İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndermişti.

Yasalarda yapılan değişiklik üzerine TMK'nın 10. maddesi uyarınca görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılmasının ardından, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, yasa gereği elindeki dosyaya bakamamıştı.

Balyoz Planı dosyası da dava konusu seminer Üsküdar'daki 1. Ordu Komutanlığı'nda hazırlandığı için Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na yollanmıştı.