Eski İstanbul’un hanımları “Edirne sudan, İstanbul ateşten batacak” derlermiş. İstanbul’daki tarihî yapıların peşpeşe yanması akla birçok soru getiriyor. Gözümüz gibi bakmamız gereken bu yapıları koruyamıyor muyuz? Şu kesin ki, yanan eserler tekrar ayaklandırılsa da eski kimliklerinden pek çok şey yitiriyor.

İstanbul bir ahşap yapılar şehriydi. Muhtemelen Bizans ve sonrasında Osmanlı devrinde de şehirdeki konutların çoğu ahşaptı. İstanbul’da hepsi birbirinden etkileyici muhteşem ahşap saraylar inşa edildi. Ancak bir doğal felakete karşı gelişen bu mimari, özellikle kış aylarında başka bir felakete sebep oldu. Yangınlar zaman zaman evleri, mahalleleri hatta semtleri yuttu.

İstanbul’un her köşesinde büyük bir yangının izi vardır. Yangınlar çoğu zaman kaza ve dikkatsizlik sonucu çıkmış, bazen bunlara bir de ihmal eklenmiş. Halkın dikkatini başka konulardan uzaklaştıran yangınların bir devlet adamının adını kötüye çıkardığı olmuş, Osmanlı tarihi boyunca bazı devlet adamları yönetimlerinde yangın çıkartacak kadar uğursuz adamlar olarak anılmışlar.

Felakete uğrayan mimari şaheserler arasında Çırağan Sarayı, Bâb-ı Âli denilen sadrazam sarayı, Kandilli Kız Lisesi yatakhanesi olarak kullanılan Adile Sultan Sarayı, Yeniköy’deki Sait Halim Paşa Yalısı, Gazi Osman Paşa İlkokulu’na tahsis edilen Fehime Sultan Yalısı, Haydarpaşa Garı ve Beyazıt Camii Hünkar Kasrı var.

Geçen ay sonu yüreğimizi yakan Galatasaray Üniversitesi olarak kullanılan Çırağan Feriyesi yangını üzerine NTV Tarih Şubat 2013 sayısında İstanbul’un tarihini kül eden önemli yangınların analizini sunuyor. Yanan tarihi sanat tarihçisi Hayri Fehmi Yılmaz kaleme aldı.

Bâb-ı Âli 11 defa yangın geçirdi. 23 Mayıs 1878’deki yangında, yapının orta kısmı yanarak kül olmuştu. (Illustrated History Russo-Turkish War, 1879)

Meclis-i Mebusan olarak da kullanılan Sultanahmet’teki İstanbul Adliyesi 3 Aralık 1933 gecesi alevlere teslim olmuştu. (Cengiz Kahraman arşivi)

Yangın felaketi geçiren son tarihî yapı, Galatasaray Üniversitesi’ne tahsisli feriye sarayı oldu. Feriye, ikincil anlamda sahilsarayların sağına soluna yapılan ve hanedan mensuplarına tahsis edilen yavru saraylara deniyordu. Tahttan indirilen Abdülaziz’in son günlerinin, V. Murad’ın 28 yıl süren hapis hayatının anılarını taşıyan, iç dünyası bezemeli bir saray yavrusuydu yanan...