NTV

Yaprak ihtişamı

01.10.2012 12:07

Yaprak ihtişamı

Bazı şaheserler müzelerde asılıdır. Bazılarıysa bir ağacın dalından sarkar ya da incecik bir sapın ucunu taçlandırır.National Geographic Türkiye'den...

Hepimiz elimize en azından bir kez yaprak almış, bazen güz renklerini görmek için kilometrelerce yol kat etmiş, kimi zaman ağaç altından tırmıkla yaprak temizlemiş ya da gölgelerine sığınmış ve hatta tadına bakmışızdır. Yapraklar her yerdedir ve bu nedenle olsa gerek, çoğu zaman onların değerini pek bilmeyiz.

Ama biz değerini bilsek de bilmesek de yapraklar tek görevlerini, ışığı yaşama dönüştürme işlevini sürdürür. Güneş ışığı yeşil yapraklara vurduğunda, yeşil tayftaki dalga boyları gözümüze doğru yansır. Geri kalan kırmızılar, maviler, çivitler, morlarsa alıkoyulur. Bir yaprak, topladığı ışıkla aydınlanan odacıklarla doludur. Bu ışıltılı odalarda fotonlar sağa sola çarpar; yaprak da onların enerjisini yakalayıp bunu bitkilerin, hayvanların ve uygarlıkların temel taşını oluşturan şekere dönüştürür. Aslında yaprakta bu fonksiyonları güneş, su, karbondioksit ve besine ihtiyaç duyan kloroplastlar üstlenir.

Kloroplastlar bir milyar 600 milyon yıl kadar önce, güneş enerjisini kullanamayan bir hücrenin, kullanabilen bir hücreyi -bir siyanobakteriyi- yutmasıyla evrim geçirmişti. Böylece o siyanobakteri, canlı her kloroplastın atası haline geldi. Kloroplastlar olmaksızın bitkiler de bize benzeyecek, ne bulurlarsa onu yiyeceklerdi. Aksine onlar, yeşil avuçlarını iki yana açıyor ve ışığı yakalıyor. Yeryüzünde bir sihir varsa eğer, o da bu olsa gerek: Yaprakların içinde, güneşi yiyebilen ufacık canlıların torunlarının torunlarının torunları yer alıyor.

Yapraklar büyük, küçük, kalın, ince, bileşik, basit, kıvrımlı veya loblu olabiliyor. Üstelik bu terimler, botanikçilerin -tüysü, dikenli, püsküllü, beyazımsı tüylü, tüysüz, salgı tüylü, yapışkan tüylü, pulsu, top top, örümcek ağı gibi tüylü ve yünlü tüylü vb.- anlaması güç terimlerden oluşan zengin şiirsel sıfatlarla sınıflandırmaya çalıştıkları farkları tanımlama yolundaki ilk adımlar. Ancak yapısal farkları bir yana bıraktığımızda, çoğu yaprak özünde aynı şeyi yapıyor: Başlıca varlık nedenleri, kloroplastları canlı tutmak. Peki ama birbirinden bu kadar farklı geometrik şeklin tamamı, nasıl oluyor da güneşi mükemmel bir biçimde yakalayabiliyor?

Doğal seçilim, bu bilmeceye bir açıklama getiriyor. Çöl yaprakları genelde küçük, kalın yüzeyli, mumlu veya dikenli oluyor. Tuzlu topraklarda veya zorlu koşullar içeren diğer bölgelerdekiler de öyle. Evrimin susuzlukla başa çıkarken çok da fazla seçeneğinin olmadığının açık göstergeleri bunlar. Yağmur ormanlarındaki bitkilerin yaprakları ise genelde dar ve fazla suyun akıp gitmesi için uzun, ince "uçlar" taşıyorlar. Soğuk yerlerde de bu kez karşımıza huş ve kiraz ağaçlarındakiler gibi kenarları dişli yapraklar çıkıyor. Ama bu desenin ortaya çıkış nedeni hâlâ tartışma konusu.

Devamını National Geographic Türkiye'nin Ekim 2012 sayısında okuyabilirsiniz.