Yargı Strateji Belgesi'nin ilk paketi Meclis'te

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Yargı Strateji Belgesi'nin ilk paketine ilişkin 39 maddelik kanun teklifini TBMM Başkanlığı'na sunduklarını belirterek, "Teklifi vermeden önce muhalefet partilerini ziyaret ettik, dinledik, onların kanaatlerini de aldık. Toplumun ihtiyaçlarını olabildiğince karşılayacak bir düzenleme hazırladığımız inancındayız" dedi.

Anadolu Ajansı 30.09.2019 - 13:35 | Son Güncelleme : 30.09.2019 - 15:12

mehmet muş.jpg

son dakika haberi! 

AK Parti milletvekilleri, Yargı Strateji Belgesi'nin ilk paketine ilişkin 39 maddelik kanun teklifini TBMM Başkanlığı'na sundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, kanun teklifinin detaylarını basın mensuplarıyla paylaştı.

Kamuoyunda merakla beklenen Yargı Strateji Belgesi'nin ilk paketini Meclis Başkanlığı'na sunduklarını bildiren Muş, "Bundan sonra Yargı Strateji Belgesi çerçevesinde farklı paketleri de Meclis Başkanlığı'na sunmuş olacağız. Bugün 39 maddeden oluşan ilk teklif verilmiş oluyor" diye konuştu.

Kanun teklifindeki öne çıkan düzenlemeleri aktaran Muş, istinaf mahkemelerinde kesinleşen ve ifade özgürlüğüne temas eden suçlara Yargıtay yolunun açılacağını belirtti. Muş, düzenlemeyle içtihat birlikteliğini sağlamayı amaçladıklarını söyledi.

İnternette bazı sitelerin yasaklanması, kısıtlanması, erişime engellenmesi gibi uygulamaları hatırlatan Muş, "Burada da internet sitesinin tamamına yönelik değil, o içeriğin kısıtlanmasını getiriyoruz. Yani site açık kalabilir ama yalnızca suç unsuru ya da şikayet konusu olan unsur erişeme engellenecektir. İnternet sitesinin tamamının kapatılmasının önüne geçmiş olacağız" dedi.

CEZA SİSTEMİNE İKİ YENİ YARGILAMA USULÜ

Teklifle ceza adalet sistemine iki yeni yargılama usulü getireceklerine dikkati çeken Muş, şöyle konuştu:

"Seri mahkeme usulü yani cumhuriyet savcısıyla şüphelinin anlaşması. Bu, dünyada ABD'den Avrupa'daki pek çok ülkeye kadar olan bir uygulama. Bunu ceza ve adalet sistemimize getiriyoruz. Aynı şekilde belli bir yıla kadar olan suçlarda 'basit yargılama' yani 'duruşmasız yargılama' usulünü de Türk hukuk sistemine getirmiş olacağız. Kamuoyunda belli tartışmalar oluşturan uzun tutukluluk süreleriyle ilgili de bu tutukluluk sürelerini bir cezalandırma yöntemi olmaktan çıkarıp soruşturma aşamasına kadar belli bir zaman dilimi koyup bu süre içerisinde iddianamenin hazırlanmasını, eğer bu süreç içerisinde bunlar yapılmamışsa gözaltına alınanın ya da tutuklu olanın serbest bırakılmasını öngören bir düzenleme."

Teklifle mağdur haklarını güçlendireceklerini vurgulayan Muş, "Bu kanun teklifiyle adli görüşme odaları ve çocuk izleme merkezlerinin faaliyete geçmesini gündemimize alıyoruz. Amacımız çocukları mahkemelerin koridorlarından korumak ve mümkünse bir defada bunların ifadesini alıp bir daha bu çocukların bu tip bir yargılama süreci içerisinde, onların hem ruhsal hem de gelişmesine olumsuz etkileri olabilecek süreçleri minimize etmeyi amaçlıyoruz" diye konuştu.

HUKUK MESLEKLERİNE GİRİŞ SINAVI

Muş, düzenlemeyle Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı getirileceğini bildirerek, "Bundan sonra hukuk fakültelerinden mezun olanlar, Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı'na girecekler. Bu sınavdan en az 70 puan almak zorundalar. Hakim, avukat, savcı, noter olmak isteyenler 70 aldıktan sonra diğer kurallara göre adım atacaklar" dedi.

Türkiye Adalet Akademisinin kurulmasıyla hakim ve savcı adaylarının mülakatlarını yapan kurulun tabanını genişleteceklerini ifade eden Muş, daha geniş bir mülakat kurulu oluşturulacağını belirtti.

AK Parti Grup Başkanvekili Muş, teklifle avukatların uzunca bir süredir beklediği ve kamuoyunda tartışılan, kıdemi en az 15 yıl olan avukatlara yeşil pasaport alma hakkı getirileceğini dile getirdi.

Kanun teklifinde, Olağanüstü Hal döneminde (OHAL) el konulan pasaportların belirli kurallar çerçevesinde vatandaşlara iade edilmesine ilişkin bir düzenlemenin de yer aldığını anlatan Muş, "Kanun teklifi ülkemize, memleketimize hayırlı olsun. TBMM uygun bulur, onaylarsa teklif yürürlüğe girecektir. Bundan sonra takdir TBMM'deki komisyonların ve TBMM Genel Kurulunundur." şeklinde konuştu.

"MUHALEFETİN TEKLİFİN İÇERİĞİYLE İLGİLİ CİDDİ ELEŞTİRİSİ YOK"

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Muş, "CHP ile ikinci bir görüşmeniz daha olacaktı, gerçekleşti mi?" sorusu üzerine, "Teklifi verdikten sonra bir görüşmemiz oldu. O görüşmeden sonra bir görüşmemiz daha olmadı" dedi.

Muhalefet partilerinin teklifin içeriğine ilişkin eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Muş, "Yaptığımız görüşmelerde muhalefet partilerinin teklifin içeriğiyle alakalı çok ciddi eleştirileri yok. Olumlu bir paket, Türkiye'de hukuk sistemiyle alakalı atılmış önemli bir paket. Belli başlı bazı eleştiriler, teklifler vardı. Teklif içinde onlarla alakalı belli başlı bazı düzenlemeler yaptık" sözlerini sarfetti.

Pasaportların iadesine ilişkin İçişleri Bakanlığının onayının gerektiği hatırlatılarak, "Teklifte bu korunuyor mu?" sorusuna Muş, "Bu, teklifimizde bulunuyor. El konulan pasaportların belli kademelendirilmesi var. OHAL sürecinde el konulanlar var, Pasaport Kanunu'na dayalı olarak el konulanlar var, dolayısıyla yalnızca mahkeme kararıyla bunların iade edilmesinin yanında bir de İçişleri Bakanlığının tekrar inceleme yapmasıyla bunlar mümkün olabilecek. Belirli kriterler dediğim unsurlar bunları içeriyor" cevabını verdi.

"TOPLUMUN İHTİYAÇLARINI KARŞILAYACAK BİR DÜZENLEME"

"Komisyonda muhalefetin talepleri doğrultusunda bir değişiklik olacak mı?" sorusu üzerine Muş, "Komisyonun kendi çalışma usul ve prensipleri vardır. Teklifin orada değerlendirilmesi komisyon üyelerine aittir. Teklifi vermeden önce muhalefet partilerini ziyaret ettik, dinledik, onların kanaatlerini de aldık. Olabildiğince toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak bir düzenleme hazırladığımız inancındayız" diye konuştu.

Mehmet Muş, "Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı'nın yürürlüğü nasıl olacak? Bu yıl hukuk fakültelerine girenler buna dahil olacaklar mı?" sorusuna, "Bu yıl hukuk fakültelerine girenler dahil olmayacak, gelecek seneden itibaren kayıt yaptıranlar Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı'na tabi olacaklar. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı, şu an itibarıyla kayıtlı olanlar değil, yeni kayıt yaptıranlar için uygulamaya konulacak" karşılığını verdi.

"Ceza İnfaz Yasası'nda bir değişikliğin gündeme gelmesi bekleniyordu? Zamanlama var mı?" sorusu üzerine Muş, "Birden fazla paketimiz olacak. Ceza İnfaz Kanunu'nda da değişiklik öngören bir çalışmamız söz konusu. Orada çalışmalarımız yürüyor. Bittikçe, orada süreç devam ettikçe onu da sizlerle paylaşacağız" dedi.

SU ÜRÜNLERİ KANUNU'NDA DEĞİŞİKLİKLER ÖNGÖREN TEKLİF DE TBMM'DE

Yargı Strateji Belgesi'nin ilk paketine ilişkin 39 maddelik kanun teklifinin yanı sıra Su Ürünleri Kanunu'nda önemli değişiklikler getiren 19 maddelik kanun teklifini de hazırladıklarını aktaran Muş, söz konusu kanunun, 1971'den itibaren bu kadar detaylı bir değişiklikle gündeme geleceğini belirtti.

Kanun teklifindeki amaçlarının, "balık varlığını sürdürülebilir hale getirmek ve gelecek nesiller açısından deniz varlıklarının korunması" olduğunu ifade eden Muş, "Marmara, Karadeniz ve boğazlarda ışıkla avlanmayı yasaklıyoruz. Kaçak ve ruhsatsız teknelerle yapılan 'gırgır', 'trol' gibi avcılık yöntemlerini tamamen yasaklamayı hedefliyoruz" dedi.

Muş, söz konusu yöntemlerle avlananların teknelerine, av araçlarına el koyulmasını, tekrarlanması halinde ise bu balıkçılara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesini amaçladıkları kaydetti.

Türkiye'nin balık çiftlikleri konusunda önemli mesafeler aldığını anımsatan Muş, şöyle konuştu:

"Balık çiftliklerinin gelişmesinin önemli olduğuna inanıyoruz. Şu an itibarıyla Türkiye'nin 100 ülkeye 1 milyar dolar gibi bir balık ihracatı var. Bunun 2023'e kadar 2 milyar dolara çıkmasını, iç pazardaki talebin karşılanması maksadıyla yeni balık çiftliklerinin kurulmasını, bunların kurallarının daha net bir şekilde belirlenmesini istiyoruz. Burada kurulacak balık çiftliklerinin alanları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ortaklaşa belirlenecek. Buralarda kural dışı harekette bulunanlara 10 bin liradan 100 bin liraya kadar idari para cezası kesilecektir, tekrarı halinde bu para cezaları artırılacaktır."

Mehmet Muş, su kaynaklarına bırakılan yabancı türler konusunda da teklifte düzenleme bulunduğunu aktararak, "Ülkemizin iç sularında olmayan türler, bilerek ya da bilmeyerek bırakılarak yerli türlerimize büyük zarar vermekte. Hem bir farkındalık oluşması noktasında böyle bir düzenleme yapıyoruz hem de bu tip faaliyetlerde bulunanlara 10 bin liradan 20 bin liraya kadar idari para cezası kesilmesini istiyoruz" dedi.

"İSTANBUL HALKINDAN ÖZÜR DİLEMELİDİR"

Gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da cevaplandıran Muş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, İstanbul'daki depremin ardından düzenlenen AFAD toplantısına davet edilmediği yönündeki tartışmaya ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı:

"Depremin hemen akabinde bir toplantı yapılıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın başkanlığında 26 Eylül'deki toplantıda bakanlar, vali, belediye başkanı ve ilgili bürokratlar yer alıyor. Bu toplantıda belli konular müzakere ediliyor ve 27 Eylül'de saat 10.00'da tekrar bir toplantı yapılması konusunda Fuat Bey oradaki bütün hazırunu davet ediyor hatta talimatlandırıyor. 27 Eylül'deki toplantıya İstanbul Büyükşehir Belediyesinden 46 bürokrat katılıyor. Dolayısıyla 'davet edilmedi' gibi bir mesele yanlış. Kendisi davet edilmiştir. Toplantıya katılmamıştır. Zaten toplantının olduğu saatte başka bir toplantıda boy göstermiştir. Daha sonra belediye başkanının trolleri ya da CHP'ye yakın medya organlarından belediye başkanının toplantıya davet edilmediği yalanı ortaya atılmıştır. Bunun böyle olmadığı ortaya çıkınca da lastikli ifadeler kullanmıştır belediye başkanı. İstanbul halkından özür dilemelidir. Bir belediye başkanının böyle bir noktada bundan daha önemli bir işi olamaz. En son, bu konudaki tartışmalar başka bir noktaya gelince de 'Davet edilmedim' gibi bir yola başvurmuştur. Davet edilmeyen bir kişinin belediyesinden 46 bürokrat nasıl geliyor o toplantıya? Bu tip şımarık hareketler, bu tip siyasal şovların peşinde koşmayı toplumumuz hiçbir zaman tasvip etmez. İstanbullu kendi meseleleriyle ilgili göreve getirdiği kişiden bunlarla ilgilenmesini istemektedir. Dolayısıyla bizim tavsiyemiz, İstanbul'un sorunlarına eğilmesidir. Bu kadar önümüzde gündem varken bir kişinin toplantıya katılıp katılmadığı gibi şovlarının peşinde koşacak zamanımız yoktur. Herkes devlet adabının ve devletin gerektirdiği şekilde bu sorumlulukta davranmak zorundadır."

Sayfa Yükleniyor...