2007 yılında Kayseri'de Rukiye S. ile evlenen Hakan S., evliliklerinin üçüncü yılında yılında boşanma davası açtı.

Hakan S. boşanma dilekçesinde eşinin evlilik sorumluluğunu yerine getirmediğini, uyarılarına rağmen, açık ve dekolte kıyafetler giydiğini söyledi. Eşinden 40 bin TL manevi tazminat istedi.

Rukiye S. de mahkemeye verdiği dilekçede eşinden şiddet gördüğünü iddia etti ve 50 bin TL maddi, 50 bin TL de manevi tazminat ödemesini talep etti.

Davaya bakan mahkeme çiftin boşanmasına karar verdi. Mahkeme çiftin karşılıklı eşit kusurlu olması nedeniyle tazminat taleplerini reddetti.

Kadının giyim tarzı ve yalan söylemesinin dayakla eşit kusurlu olduğu mahkeme kararında şöyle yer aldı:

"Kadın, evlilik öncesindeki yaşam tarzı, kılık ve kıyafet serbestliğini devam ettirmiştir. Yapılan uyarıları ılımlı ve kısmen de olsa olumlu karşılamayarak, başına buyruk hareketlerini sürdürmüştür. Bu davranışlardan sonra kadının az kusurlu olduğunu iddia etmek mümkün değildir."

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, mahkemenin çiftlerin boşanmasına ilişkin verdiği kararın doğru olduğuna, ancak çiftin eşit kusurlu bulunmasının doğru olmadığına karar verdi.

Daire kararında eşine fiziki şiddet uygulayan kocanın kusuru ile dekolte giyen kadının kusurunun aynı olmadığını, kocanın eşine tazminat ödemesi gerektiğini belirterek yerel mahkemenin kararını bozdu. Bozma kararı sonrasında dava dosyası, yerel mahkemeye gitti. Yerel mahkeme ilk kararında direndi.

Direnme kararı sonra dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun gündemine geldi. Kurul, oybirliği yerel mahkemenin direnme kararını bozdu.