NTV

YARSAV Başkanı'na protesto

Türkiye

Kendilerine "Hukukun Üstünlüğüne İnanan Avukatlar Platformu" adını veren 50 avukat, yargı bağımsızlığı ile ilgili bir panel başlamadan önce basın açıklaması yaptı.

Avukatlar, Adalet Bakanlığı'nın, Ergenekon soruşturmasıyla ilgili eleştirileri nedeniyle Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu hakkında dört ayrı soruşturma başlattığını hatırlattı.

Açıklamada, yargıyı etkilediği iddia edilen Eminağaoğlu'nun yargı bağımsızlığıyla ilgili bir panele katılmasının “kabul edilemez “ olduğu vurgulandı.

YARSAV Başkanı Eminağaoğlu ise, bir gazetecinin avukatların basın açıklamasıyla ilgili sorusuna, ''Ben bir hukukçu olarak tek bir düşüncenin savunucusu değilim. Bütün düşüncelere saygı gösteririm, herkesin de her düşünceye saygı göstermesini beklerim. Ancak hukukçuların ve kamuoyunun şunu bilmesi gerekir ki Adalet Bakanlığı'nın sadece ve sadece YARSAV bünyesindeki faaliyetlerini gerekçe göstererek başlattığı soruşturma, Avrupa'da ve dünyada sadece totoriter ve otoriter yönetimlerde gerçekleşen bir soruşturmadır. Hukukçularımızın olayın bu boyutunu, özellikle dikkat ederek açıklama yapmaları beklentimdir, eğer hukuksal doğrular savunuluyor ise...'' şeklinde yanıt verdi.

EMİNAĞAOĞLU'NUN AÇIKLAMALARI
Panelde konuşan YARSAV Başkanı, ''Adeta yamalı bohçaya dönen 1982 Anayasası'nda her bölüm değişikliğe uğramasına rağmen, yargı bağımsızlığını güçlendirme anlamında, yargı bölümünde tek bir değişiklik yapılmadığını görüyoruz'' dedi.

Bursa Barosu tarafından düzenlenen ''Yargı Bağımsızlığı'' konulu konferansa konuşmacı olarak katılan Eminağaoğlu, Türkiye'de yargı bağımsızlığının her zaman en güncel yaşanan sorunlarla insanların karşısına çıktığını söyledi.

Yargı bağımsızlığı denildiğinde her zaman akıllara yargı reformunun geldiğini, yargıda sürekli reform yapılmasına rağmen her reform yapıldıkça daha fazla reform gereksiniminin ortaya çıktığını anlatan Eminağaoğlu, bunun da Türkiye'de yargı reformunun nasıl yapıldığını, yargı reformu adı altında yapılan çalışmaların gerçekte reform olup olmadığını ortaya koyduğunu öne sürdü. Eminağaoğlu, ''Adeta yamalı bohçaya dönen 1982 Anayasası'nda, her bölüm değişikliğe uğramasına rağmen yargı bağımsızlığını güçlendirme anlamında yargı bölümünde tek bir değişiklik yapılmadığını görüyoruz'' dedi.

UZLAŞI MESAJI
Eminağaoğlu, tüm siyasi partilerin programlarında ortak bir payda olarak yargının bağımsızlığının güçlendirilmesi, bu konudaki sorunların çözülmesi konusunun yer aldığını bildiklerine işaret ederek, ''Bütün partilerin uzlaşı içinde oldukları böyle bir konuda her nedense Anayasa'nın yargı bölümündeki sorunları gideren bir düzenleme yapılamamıştır ve 1982 Anayasası yargıya yönelik hükümleri adeta yargı bağımsızlığına çekince koyan hükümlerle doludur. Kuşkusuz burada Anayasa'nın yargı bölümünde değişiklikler yapılması gerekmektedir. Ancak bunu bir siyasi partiye bıraktığınız zaman veya bir çoğunluk partisine bıraktığınız zaman bu da doğru sonuçlar vermemektedir. Çünkü bu durumda da siyasi partiler kendi bakış açısına göre yargı modeli ortaya çıkarma amacı taşımaktadırlar. Yargı bölümüne ilişkin değişikliklerin mutlaka ve mutlaka uzlaşı içinde ve özellikle de yargının istek ve beklentilerine uygun değişiklikler olarak gerçekleşmesi gerekir. Aksi halde bir iktidar partisinin 'yargıda düzenleme yapalım' diyerek her konuya el atması demek, iktidar partisinin bakış açısına göre bir yargı modeli yaratmak anlamı taşımaktadır'' dedi.


RUANDA ÖRNEĞİ
Ruanda'da yargı reformu yapılırken, erkler ayrılığı ile hukukun üstünlüğü kavramlarının gözetildiğini, yasa taslağının tamamının hukukçular tarafından oluşturulan komisyonlarca hazırlandığını ve sonrasında hükümet tarafından yasama organına sunulduğunu anlatan Eminağaoğlu, Türkiye'de ise bir anda iktidar partisinin ''Anayasa Mahkemesi'nin yapısının değişmesi lazım. Biz oturduk hazırlıyoruz'' açıklaması yaptığını ya da ''hükümet bir şeyler hazırlıyor'' denildiğini ifade etti.

Ömer Faruk Eminağaoğlu, ''Türkiye'de neden yargı reformu hiçbir zaman gündemden düşmüyor? Çünkü bu şekilde siyasi iktidarlar her zaman kendi bakış açılarına göre ve yargı mensuplarının görüşlerini öne çıkarmadan düzenlemeler yapma yoluna gidiyorlar. Somut bir Ruanda örneği bile ortada'' diye konuştu.

ANAYASA MAHKEMESİ'NDEN BEKLENTİ
Bir gazetecinin ''Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın sizi destekleyen bir konuşması var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusu üzerine Eminağaoğlu, ''Biz bütün hukukçuların hukuksal duyarlılığı göstererek kamuoyuna mesaj vermesini, hukuki doğruları yansıtmasını bekliyoruz'' dedi.

Ömer Faruk Eminağaoğlu, bir hukukçudan başka bir söylem beklemediklerini ifade ederek, ''Ancak Anayasa Mahkememizden şöyle bir beklentimiz var: Yargıda siyasallaşma tartışmalarının doruğa çıktığı bir dönemde, yargıç adaylığı mülakat kuruluna ilişkin yasanın Anayasa Mahkemesi önünde beklememesini bir an önce görüşülmesini talep ediyoruz. Yine, Adalet Bakanlığı bursu ile okuyanların yazılı sınavdan muaf tutulmasına ilişkin yasanın bir an önce görüşülmesini bekliyoruz, yargıda siyasallaşma tartışmalarının olmaması için. Ancak, Türkiye'nin hukukla ilgili sorunları bütün hukukçularca görülüyor herkesçe biliniyor. Bu bir kamuoyu duyarlılığına da dönüşmüş durumda. Bu sorunların bu şekilde kamuoyuna da yansıtılarak ilgili karar odakları tarafından bir an önce çözülmesini bekliyoruz. Biz de aynı görüşleri ifade ediyoruz'' dedi.

ERGENEKON DAVASI VE AİHM
Eminağaoğlu, ''Ergenekon davası ve uygulamadaki bazı aksaklıkların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yansıması olabilir mi?'' sorusunu ise, ''İnsan haklarıyla ilgili konulardaki sıkıntılar belli. Buradaki davalar sonuçlanmadan, belli konularda ise iç hukuk yollarını tükettikten 6 aylık süre içinde herkes için başvuru yolları açık. Amaç, insan haklarını korumak, ihlal etmek değil. Bu konuda başvuru yolları neyse, herkes o başvuru yollarını kullanabilir'' yanıtını verdi.

Eminağaoğlu, ''RTÜK Başkanı Zahit Akman'ın Almanya'da savcıya mektup yolladığı yönünde çıkan haberler var. Nasıl yorumluyorsunuz?'' sorusuna da ''Somut olaya yönelik... Ona bir şey söyleyemem'' dedi.