Yasak Düşünceler

Hangi tanrı size, canlı bombalar ile gidip çoluğu çocuğu katlederek şehitlik mertebesi verebilir?

27.03.2011 - 01:17

Yasak Düşünceler

" Bizi yok edecekler şunlardır;

İlkesiz siyaset,

Vicdanı sollayan eğlence,

Çalışmadan zenginlik,

Bilgili ama karaktersiz insanlar,

Ahlaktan yoksun bir iş dünyası,

İnsan sevgisini alt plana itmiş bilim,

Özveriden yoksun bir din anlayışı.."

Pek çok kişi, 20. yy toplumunun şu an yaşamış olduğu sosyal ve toplumsal problemlerini, yoğun ama o derecede de basit bir dil ile anlatan kişiyi belki de, hayatları boyunca çok da fazla duymadı.

Hindistan’ın Gjurati şehrinde, 2 Ekim 1869 yılında doğan Mohandas Karamçand Gandi, 30 Ocak 1948 yılında öldürülene kadar üstte yazılan kavramları, elinden geldiğince uygulayarak o dönemin en büyük imparatorluğu İngiliz imparatorluğuna karşı kafa tutmuş ve vatanı Hindistan’ı ve ileride Hindistan’dan ayrılacak olan, Bangladeş ve Pakistan’ı da bağımsızlığına kavuşturmuştur.

Hindistan resmi ulus babası olan Gandhi, gerçek ve kötülüğe karşı aktif ama şiddet unsuru içermeyen direniş ile tanınmıştır. Buna rağmen, aşırı uçtaki vatandaşları tarafından 30 Ocak 1948’de Delhi’de vurularak öldürülmüştür.

Hayatı boyunca doğruluk, pasif direniş, sadelik, inanç gibi öğeleri ön plana çıkartan Gandi, yaratmış olduğu düşünce biçimi ile de, tüm kendi kültürü gibi ezilen kültürlere örnek olmuştur. Uranüs’ün Koç burcunda hızla hareketi ile beraber dünya üzerinde, biraz araştıranların ve astrolojinin sosyal boyutunu bilenlerin bildiği pek çok gerçeğin hızla başladığı bir döneme girdik. Devrimleri, geleneksel olanın bitişini, yeninin kurulup eskinin yok oluşunu temsil eden bu sembol insan ırkının içinde var olan mücadele gücünü yeniden aktif bir konuma getirerek çok zorlu bir dönemi başlattı.

Astroloji’nin kendi içindeki mantığını bilmeyen doğa ve tabiat döngülerinin dönüşümü hakkında bilgisi olmayan, en azından insan ırkının dişisinin bile yumurtlama döngüsünün ayın çekim etkisi sebebi ile şekillendiğini göz ardı eden, yalnızca önüne bakan ve kendi dışında hiç bir şey görmeyen egoist modern insanı iyi günler beklemiyor.

Tabiat ana isyanda. Depremler oluyor. Herkesin inandığı ve güvendiği koskoca Japon toplumu, doğa ve tabiata karşı tüm teknolojik üstünlüğüne rağmen çaresiz kalıyor. Tabii ki ne yazık ki, ticari hollywood filmlerinde ki erkek kahramanlardan biri de gelip, yaşanmakta olan bu felaketleri durduramıyor. İlkesiz siyaset veya politika diyerek, birlikte olduğu grubun tabanından destek alarak bir toplumun başına geçmeye çalışan ilkel düşünce yapısı veya tiranlardan oluşan bir dönem bitiyor.

Hep bana diyen, erkek egemenliğinin baskınlığının hayatın her yönüne yansıyan politik bakış açılarının sonucunda, Uranüsyen değişim ile beraber şu an sırf kuzey Afrika ve Ortadoğu'da gibi görünen ama hızla tüm dünyaya yayılacak yönetimsel değişiklikler her yerde görülecek.

Tiranların çoğu yok edilecek.

Tunus’ta başlayan, Mısır’da devam eden, Libya’yı kana bulayan, Yemen’i, Bahreyn’i Sureyi’si, İran’ı derken en gelişmiş batı demokrasilerini bile farklılaştıracak olan bu değişime, hepimiz hazırlıklı olmalıyız.

Portekiz’de başlayan ekonomik problemler, İspanya, İngiltere derken önümüzdeki 6 ay içinde Avrupa’yı yeniden saracak. Gandi, vicdanı sollayan eğlence demiş. Biliyor musunuz, dünya insanının % 87 ‘ si nerede ise açlık ve yoksulluk içinde iken, yüzde 13’ü de dünyanın tüm kaynaklarını tüketen, bunu şiddetli savurganlık ile yok eden durumda.

Bir kısım insanlar, çalışmadan zengin olmaya çalışıp, aileleri, toplum içinde sahip oldukları belli bir oligarşinin gücü ile para ve kuvvetlerini daha fazla arttırabilmek için, hisse senetleri, borsalar gibi, gücü kullanarak faizle para vermeler gibi konuları ön plana çıkartıyor. Bunun ismi modern kapitalist sistem. Diğer ismi ile ruhumuzu sömüren egoizm. Hollywood yıldızlarının hayatlarını yayınlayan tv, dergi ve medyanın ABD ‘ de yapmış olduğu harcama, tek başına Sudan’da açlıktan ölmekte olan pek çok çocuğu kurtaracak boyutta. İnsanların birbirlerini öldürmek için, dünya üzerinde yıllık harcadıkları para; 2 trilyon doların üzerinde. Ülkelerin silahlanma ve milli savunma giderleri eğitim ve sağlık giderlerinin kat kat üzerinde. Bilgili ama karaktersiz insan demiş Gandhi. Bunu söylerken ahlaktan yoksun bir iş dünyası da demiş.

Pek çok hastalığın tedavisi konusunda çalışan modern bilim, bu hastalıkların tam anlamı ile tedavisini bulmasına rağmen, sanki kapitalist bir canavarı sürekli beslemesi için ve karnı doymayan bu canavarı, daha da şişmanlatmak için insan sağlığı ile oynayabilecek oyunlar yapmakta ve pek çok insan sevgisini alt plana itmiş bilim insanı olduğunu iddia eden şaklabanda bunları desteklemekte ve toplumun vermiş olduğu titr ile, insanları sömüren büyük kartellerin oyuncağı olmakta. En son domuz gribinde gördük. Aslında basit ve geleneksel bir gripten çok fazla etkisi olmayan bir enfeksiyon salgınının büyük ilaç baronlarına milyonlarca dolar para kazandırdığını, batı ülkelerinde ve pek çok doğu ülkesinde de bu ilaç firmalarından para alarak toplumu yanlış yönlendiren pek çok şaklabanın tv’lere çıkıp boy gösterdiğini gördük.

İnsan sevgisini alt plana itmiş bir şekilde bilimi kullanarak, etki tepki prensiplerine dayanarak çalışan gözlem ile yalnızca metrik konuları ön plana çıkartarak duygulardan arınmış bir sağlık sistemi ile ancak bedenleri tamir etmeye çalışabilirsiniz. Tüm dünyada prozac türevi antidepresanların insan ırkına maliyeti 4 milyar dolardan fazladır. Eğer inanç özveriden yoksun olur ise, o zaman insanların korkularına da cevap veremez.

Hangi tanrı size, engizisyonlar ile, kendi inandığınız dışında var olan inançlara sahip insanları yakarak öldürme gücünü vermiştir?

Hangi tanrı size, canlı bombalar ile gidip çoluğu çocuğu katlederek şehitlik mertebesi verebilir?

Ve hangi tanrı öldürmeyi meşru kılabilir?

Bunların ne tanrı ile , ne din ile ne de inanç ile alakası vardır.

Bir tarafta, iktidarı ele geçirmek için ilkesiz siyaset, bir tarafta üretmeden zenginlik ve bir tarafta iktidar için etik olmayan davranışlara giren bir iş dünyası ile insana hizmet edildiğini unutturan bir bilim. Sonunda tanrısı olmayan bir din çıkmıştır ortaya. Yeni çağın insanının ürettiği sanal bir din. Yalanlara inanan bir din. Kutsal kitapların değerini önemsemeyecek kadar geçmişine duyarsız ve vicdansızların desteklediği bir din. İşte size; 20. Yy’ın dünyası .

Uranüs bunların hepsini değiştirecek. Kendinizi sorgulayın. Yukarıda yazan değerlerden hangisine aitsiniz? Hangisine ait değilsiniz? Bu değerlerden bir tanesi bile kalbinize ve vicdanınıza işlemiş ise sizi zor bir dönem bekliyor. Canımızı yakacak çok şey göreceğiz.

http://www.astrologyanalyst.com

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...