Yaşar Kemal, yazısında "Anadolu'yu keyfiniz için bu hallere sokuyorsanız yanlışsınız.

İlişkili Haberler


Belki siz de Anadolulusunuz da başınız dönmüştür. Bugün varsınız yarın yoksunuz, bu Anadolu insanları kolay bağışlamaz. Anadolu, topraklarının üstüne titrer" dedi.

Vadilerden, köylerden, kasabalardan, şehirlerden yola çıkan Anadolu halkı, kervanlar halinde 40 gün 40 gece Ankara'ya yürüyor.

Yürüyüşçüler, doğa hakkının anayasal güvence altına alınmasını,Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı'nın geri çekilmesini, Anadolu'nun tüm akarsularının satılmasına neden olan ve sayısı 4 bini bulan HES ve barajların durdurulmasını talep ediyor.

Yürüyüşçülerin talepleri arasında dağları yok edecek olan 40 binin üzerindeki maden ruhsatının iptal edilmesi, nükleer enerji projelerinin durdurulması, 2B gibi ormanları yok edecek yasa tasarısının geri çekilmesi gibi doğa üzerinde yok edici etkileri olan faaliyet ve düzenlemeler de var.

Yaşar Kemal'in Büyük Anadolu Yürüyüşü için kaleme aldığı yazı: "Doğaya düşman olan bir ülke olduk. Toros dağları bizim dağlarımızdı. Çocukluğumda, gençliğimde dağlara yaylaya giderdik. Bahar ve yaz günlerimiz Toroslar'da geçerdi. Yaylalar çok güzeldi. Ormanlarda çiçeklerin kokusundan geçilmezdi. Yiyecek otlar herkese güç verirdi. Dağlarda insanlar hastalık bilmezlerdi. Bugüne geldik. Bu günler, o günler değil. Bu ağaçlar o ağaçlar değil, bu çiçekler o çiçekler değil. Yaylalara girildi, ormanlar kesildi, ağaçlar gece gündüz ovalara, şehirlere, kasabalara, köylere taşındı, ceviz ağaçları da başka ülkelere. Ormanlarda ceviz ağaçları tükendi. Eskiden her kırk, otuz, yirmi çınarın altındaki pınarlar kalmadı, kızlarına o pınarların adını suları ile köylerin, kasabaların, illerin evleri, bahçeleri, tarlaları sular altında kaldı. Yağmur suları artık her yeri kesip kıracak. Bu, kazançlarından başka dünyayı görmeyen, bilmeyen yöneticilerin
marifetidir. Bu, erozyon deyince gülenlerin, ne olduğunu bilmeyenlerin ahmaklığıdır.

Son yıllarda bir de barajlar çıktı. Bilenler bilir, dünyada birçok ülke barajların belasına uğramıştır. Bizde barajların ne olduğunu bilmeyenler gitsinler Rusya'yı Mısır'ı görsünler, gelsinler bizi
görsünler. Adana'yı, Urfa'yı görsünler. Gelenler bir de Allianoi'yi, Hasankeyf'i görsünler. Allianoi'nin ne olduğunu bilmeyenler üstüne çakıl taşı dökmüşler. Oysa burası insanlığın sağlık merkezidir, insanlığın kutsal bir yeridir. Bizim kıymetli barajcılarımız çok zekilerdir, üstünü çakılla, kumla örtmüşler. Niçin görsünler insanlar onları? Görsünler de güldüklerinden utansınlar. Bir de Hasankeyf var. Hasankeyf'te baraj yapılsın diye bize, bize
değil barajcılara bazı Avrupa ülkeleri para vermek istemişler, sonra da seçmenleri bu paranın nereye gideceğini anlayıp tepki verince parayı vermekten vaz geçmişler. Sayın ya elbette sayın politikacılar herhalde şaşırmışlardır. Bize gelince Anadolu babamızın çiftliği değildir. Size ben söylüyorum. Ben bir Anadolu köylüsüyüm. Anadolu'yu baştanbaşa gazeteci olarak
dolaştım. Bu halkı iyi biliyorum. Anadolu'yu keyfiniz için bu hallere sokuyorsanız yanlışsınız. Belki siz de Anadolulusunuz da başınız dönmüştür. Öyledir herhalde, bilemiyorum, başınız dönüyorsa
Allianoi'ye gidin, belki size bir ilaç bulunur.Size öğüt vermek istemiyorum, öğüt sevmem, konuşmamı öğüt saymayın.Bugün varsınız yarın yoksunuz, bu Anadolu insanları kolay bağışlamaz.
Anadolu, topraklarının üstüne titrer, Kurtuluş Savaşımız'a bakın.Bugün bir kez daha "Anadoluyu Vermeyeceğiz" diyerek yola çıkanların yolu açık olsun."
Yaşar Kemal
Nisan 2011