Babası Beddi Tan Diyarbakır Cezaevi’nde işkence sonucu ölen araştırmacı-yazar Altan Tan, Diyarbakır Cezaevi’nin kapatılması yönündeki kararı NTV’ye değerlendirdi.

İlişkili Haberler


Altan Tan, şunları söyledi:

“İnsanlık tarihinin en vahşi, en insafsız ve en zorba hareketleri bu cezaevinde yaşandı. Bu cezaevi hakkında ne kadar konuşsak azdır. Hakkında şarkılar, ağıtlar, hoyratlar ve romanlar yazıldı... O dönem insanlık tarihin yüzkarası safhalarından bir safhadır.

AK Parti, bunu her zaman yapıyor. Ucuz, kolaycı, halkı oyalama taktikleriyle netice almaya çalışıyor. Bu cezaevinin kapatılma meselesi yeni değildir.

İnsan olan herkesin iki isteği var. Burası ya bir müze olacak ya da yıkılacak. 12 Eylül’den bugüne kadar ister dağda hayatını kaybeden asker kardeşlerimiz, ister PKK’lıler, ister cezaevinde işkenceye maruz kalıp ölenler olsun bütün mağdur ve masumların anısına bir anıt dikilmelidir.

Bir bakanın gelip bunu Diyabakır’da ifade etmesini bir bilinç eksikliği olarak görüyorum. Babamın öldürüldüğü bir mekanda benim oğlum nasıl ders görecek? Bu insanların bilinçlerini silme hareketidir. Bu bilincin taze kalması lazım. Dedesinin, babasının öldürüldüğü, işkence gördüğü bir mekanda o çocuklar hangi psikolojiyle ders görecekler? Devletin okul açacak başka mekanı yok mu? Buna sonuna kadar karşı çıkacağım. Burası ya yıkılacak çünkü bazi insanlar o caddeden geçmek bile istemiyor ya da ibret olsun diye müze yapılacak. Bunun dışında yapılanlar bilinç silme hareketidir.

Bunun birinci meshulü orada işkence gören insanlardır. Hayatını kaybedenler ondan sonra da bölge insanlarıdır. Onlara sorulmadan yapılacak her şey devlet refleksidir. ‘Ben senin için düşündüm ve bunu uygun gördüm. Gel sen de cezaevinde davul çal, kutla’ demektir. Ben eğitim kompleksine değil, bilinç silme hareketine karşıyım. Eğitim kompleksini devlet elli yerde yapsın, ben de katkı sunayım.”