NTV

Yemekten önce seyretmeyin!

Türkiye
Yemekten önce seyretmeyin!

Süpermarketten aldığımız ve ailemize sunduğumuz gıdalar hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz? Soruya cevap arayan Oscar adayı sarsıcı belgesel Food Inc.'de...

Önce Hayat, sonra Koy ve şimdi de Gıda AŞ... NTV Yeşil Ekran’nın yine çok ses getirecek 2010 Oscar adayı belgesel filmi “Gıda A.Ş./Food,Inc. Cuma 22:00’de NTV’de yayınlandı.

Süpermarketlerden aldığımız ve ailelerimize sunduğumuz gıdalar hakkında gerçekten ne kadar bilgi sahibiyiz? Gıda A.Ş.’de Robert Kenner gıda endüstrisinin üzerindeki örtüyü kaldırıyor, ABD hükümetinin izniyle uzun süredir müşterilerden saklanan mekanikleştirilmiş sistemi gözler önüne seriyor. Belgesel ne gibi gıdalarla beslendiğimiz, gıdalarımızın nasıl üretildiği, bu gıdaların sağlığımıza etkileri ve bu değişim dalgasının nasıl küresel gıda endüstrisini boydan boya etkilediği hakkında şaşırtıcı hatta şoke edici gerçekleri ortaya seriyor... Ödüllü yönetmen Robert Kenner, araştırmacı yazar Eric Schlosser ve Michael Pollan ile birlikte gıda sektörünü insan sağlığı, işçi hakları, hayvan hakları açılarından araştırarak sarsıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.

YEMEKTEN ÖNCE SEYRETMEYİN!
ABD'deki gıda endüstrisini ve şirketlerini ağır bir şekilde eleştiren Robert Kenner tarafından çekilmiş ilgi çekici bir belgesel Gıda A.Ş./Food Inc. Birçok film festivalinde gösterilen Food Inc, bu yıl Oscar’a da aday oldu ve heykelciği The Cove/Koy’a kaptırdı.

Gıda A.Ş./Food Inc. sapsarı başaklarla göz alabildiğince uzanan bir tarla sahnesiyle başlıyor ve inekleri süren bir kovboy görüntüsüyle devam ediyor. Bu hoş sahnelerin ardından kendimizi iştah kabartıcı bir süpermarkete buluyoruz. Sebze reyonunda dört mevsim kıpkırmızı kalan domates, bir başka rafta pırıltılı ambalajlarda etleri iştahla izliyoruz. Iyi ama bu domatesler dört mevsim nasıl kırmızı kalıyor? Yemyeşil toplanan bu domatesler nasıl kızartılıyor? Ya etler… Hayvanlar hangi şartlarda yaşıyor ve kesiliyor? İşte belgeselin en can alıcı sahneleri yediğimiz gıdaların hangi şartlarda üretildiği ve pazara sürüldüğünü gösterdiği bölümleri oluşturuyor.

Amerikan gıda sektörü için yetiştirilen bir tavuğun yaşamı yalnızca altı hafta. Hareket etmelerinin imkansız olduğu daracık kafeslerde, hiç ışık görmeden yaşıyorlar. O kadar şişmanlatılmış durumdalar ki, kendi ağırlıklarını taşımaları, ayağa kalkmaları imkansız. Bugün, Amerikalı bir çiftçinin kendi mısırını üretmesi söz konusu değil, yalnızca bazı firmaların genetiği değiştirilmiş ve patenti alınmış mısırını satın alıp yetiştirebilir. Başka bir örnek: Amerika’da tüketilen etin hepsi yalnızca dört büyük şirketten geliyor. Tavukların göğüsleri büyüdükçe ve domatesler dayanıklılık adına genetik olarak değiştirildikçe, her yıl 73.000 Amerikalı E. coli bakterisinin kurbanı oluyor. Diğer yandan obezite ve şeker hastalığı hızla artıyor.

Gıda A.Ş. Amerikalıların marketlerden aldıkları yiyeceklerin aslında nereden geldiğini ve bunun gelecek nesillerin sağlığı için ne anlama geleceğini anlatıyor. Aynı zamanda, bir takım şirketlerle devlet kurumları arasındaki dostane ilişkiyi anlatıyor; tüketici sağlığına, tarıma, çiftçilere, hayvan haklarına ve çevreye düşman bir dostluğu. Ne yediğimize dair korkunç gerçekler başka bir dizi gerçekle iç içe geçiyor; endüstriye, sömürüye ve açgözlülüğe dair gerçeklerle…