NTV

Yenerer: Aile terbiyem müsade etmez

Türkiye

Ergenekon davasında savunmasının ardından çapraz sorgusu tamamlanan tutuklu sanık Vedat Yenerer, duruşmada ''Hakkımdaki suçlamaları yapmama aile terbiyem müsaade etmez'' dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, sanık Vedat Yenerer, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel'in sorusu üzerine, Kemal Alemdaroğlu, Turhan Çömez, Sinan Aygün ve arkadaşı olan Tuncay Özkan'ı tanıdığını, ancak bu kişilerle bir irtibatının olmadığını söyledi.

Savcı Pekgüzel'in ''Drej Ali'' ile ilgili notları olduğunu hatırlatması üzerine Yenerer, Ali Yasak ile Cumhuriyet gazetesinde çalışırken röportaj yaptığını belirtti. Yenerer, savcının başka bir sorusu üzerine 1987 yılında girdiği Cumhuriyet gazetesinden 1992'de istifa ederek ayrıldığını anlattı.

Savcı Pekgüzel'in ''Veli Küçük'ün Kuvayi Milliye adlı bir dergisi mi var?'' sorusuna Yenerer, Küçük'ün kendisine bir dergi verdiğini ifade ederek, ''Verirken de 'Çıkartıyorum mu, destek mi veriyorum' tam olarak ne dediğini hatırlamıyorum. Küçük, Batı Trakya dergisinde danışman da olabilir. Kuvayi Milliye sakıncalı insanların çıkardığı bir dergi değil. Bu yasadışı olarak çıkartılmıyor'' dedi.

''YILIN KUVVACISI''
Savcı Pekgüzel'in ''Yılın Kuvvacısı'' ödülü fikrinin nasıl doğduğunu sorduğu Yenerer, 2004 yılında bir sohbet sırasında bu fikrin ortaya çıktığını, ''internetajans.com'' sitesi olarak ulusal bütünlüğe, Atatürkçü bütünlüğe sahip insanlara bu ödülü verdiklerini, 2006'dan sonra da ödülü vermeyi bıraktıklarını söyledi.

Savcı Pekgüzel'in ''PKK'nın kamplarına ne zaman gittiği ve devlete bilgi verip vermediği'' sorusuna da Yenerer, 1990-1997 yılları arasında bu kamplara gittiğini, bu kampların Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında olduğu için de hiçbir devlet kuruluşuna bilgi vermediğini kaydetti.

Yenener, 1992 yılında PKK tarafından rehin alınan 5 askeri, 1997 yılında da 7 askeri almak için buraya gittiğini, bu heyette milletvekillerinin de olduğunu anlattı.

Yenerer, gittiği bu kamplarla ilgili haberler de yaptığını söyledi.

Savcı Pekgüzel'in, bir yazısından ''Aydınların önderliğinde halk ayaklanmasından söz ettiğini'' hatırlatması üzerine Yenerer, burada silahla halk ayaklanmasından söz etmediğini aktardı.

Savcı Pekgüzel'in Veli Küçük ile yaptığı bir görüşmede, MHP'nin başına Ümit Özdağ'ın getirilmesinden söz ettiğini hatırlatması üzerine Yenerer, bu konuşmada MHP yönetimini eleştirdiklerini, MHP'nin üyesi olmadıklarını kaydetti.

Yenerer, Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın'ın ''Yılın Kuvvacısı ne demektir?'' sorusuna cevaben de bir espri mahiyetinde plaket, 20-25 YTL'ye ödül yaptırdıklarını söyledi.

Bir soru üzerine Yenerer, Sevgi Erenerol'un bulunduğu kiliseye gitmediğini, Erenerol'u ne zaman tanıdığını hatırlamadığını kaydetti.

Yenener, savcının başka bir sorusu üzerine Fadime Şahin olayını çalıştığı kanalın ortaya çıkardığını, bu kanaldaki bir toplantıya gelen Ümit Oğuztan ile de bu konuyu konuştuklarını dile getirdi.

Savcı Taşkın'ın, bir yazısında, emniyetin ele geçirdiği bombaları depoladığı ve bunları Ergenekon soruşturmasında kullanacağını yazdığını belirtmesi üzerine, Yenerer, bunun polise ihbar niteliğinde yazıldığını ifade etti.



"SAYIN KOMUTANIM"I BEN YAZMADIM
Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın, Vedat Yenerer'e, Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Hasan Atilla Uğur ve Levent Ersöz'ü tanıyıp tanımadığını sordu.

Yenerer de bu kişilerin hiçbirini şahsen tanımadığını belirterek, 17 Ağustos depreminde Yalova'dayken iaşe ve lojistikten sorumlu bir kişi olduğu için Hurşit Tolon'u, çalıştığı televizyonda programına çıkarttığını söyledi.

Şener Eruygur'un da Jandarma Genel Komutanı iken makamında görüştüğünü, Doğu ve Güneydoğu ile ilgili 4 bölümlük terörle mücadele belgeseli için konuştuklarını anlatan Yenerer, bu belgesel için TSK'nın kendisine destek verdiğini kaydetti.

Yenener, Veli Küçük'ün Bilecik'teki ikametgahında bulunan ''Sayın Komutanım'' başlıklı yazının da kendisine ait olmadığını anlattı.
 
Duruşmada müdahil Şebnem Korur Fincancı'nın avukatı Özkan Yücel usulle ilgili bir talepte bulunmak istedi.

Mahkeme Başkanı Köksal Şengün de müdahillerin soru sormalarıyla ilgili daha önceden karar verdiklerini, bu konuda tartışmak istemediğini belirtti.

Yücel'in ısrarı üzerine Başkan Şengün, savunma tamamlandıktan sonra istediği kadar konuşabileceğini dile getirdi.

Bu arada Vedat Yenerer savunmasında, yaklaşık 14 yıldır aynı telefon hattını kullandığını belirtti.

"ACINASI TÜRK MEDYASI''
Yenerer, iddianamede, ''ikametinde yapılan aramada bir erkek ile bir kadının müstehcen görüntülerinin ele geçirildiği, bu konuda "Acınası Türk Medyası'' başlıklı bir yazı yazdığı, yazının üstü kapalı bir tehdit niteliğinde olduğu'' bilgilerine yer verildiğini anlattı.

İddianamede, ''köşe yazısından ve iletişim tespit tutanağından, bahse konu kasetin örgütün amaçları doğrultusunda şantaj için kullanılmasının planlandığının öne sürüldüğünü'' belirten Yenerer, şöyle konuştu: ''Medyaya bir bakın. Spiker, sunucu, yazar pek çok ünlünün video görüntüleri ortaya çıkıyor. Kimisi gizli kamerayla çekilmiş, kimisi de bizzat kendileri tarafından fantezi amaçlı çekilmiş. Bu, videoları ortaya çıkan televizyoncular, gelişmiş toplumların aksine daha da ün kazanır ve büyük paralarla başka kanallara transfer olurlar. Bu kasetler elden ele dolaşır. Kimisi medyaya yansır, kimisi de yansımaz. Benim elime de tesadüfen bir kaset geçti. İzlediğimde midem bulandı. Gözaltına alınmadan yaklaşık 1 ay önce gazetedeki köşemde 'Acınası Türk Medyası' başlıklı bir yazı yazdım. Amacım, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Basın Konseyi'nin dikkatini çekmek ve gelişmiş Toplumlarda olduğu gibi etik prensipler geliştirilmesi yönünde uyarmaktı.''

Söz konusu kaseti, avukatının tavsiyesi üzerine, ileride yazısına ilişkin bir dava açılması ihtimalini göz önünde bulundurarak iş yerindeki çekmecesinde sakladığını anlatan Yenerer, görüntülerde yer alan kişilerin de şantaj söz konusu olmadığını söylediğini kaydetti.

''Kaseti, örgütün amacı doğrultusunda, şantaj amaçlı kullanmayı planladığım öne sürülüyor. Savcılar, bu hususu nasıl anlamışlar?'' diyen Yenerer, bu konuya ilişkin emekli Tuğgeneral Nejat Eslen ile yaptığı konuşmayı da klasik bir erkek muhabbeti olarak nitelendirdi.

Yenerer, ''Savcılar, vuku muhtemel bir senaryoyu kafalarında kurgulayıp onun üzerinden hayali suç yaratıyorlar. Bu, mesnetsiz ve hukuk dışı, çirkin bir iddiadır. Hiçbir kanıt, belge ya da şahide dayandırılmamıştır'' diye konuştu.

''Örgütün iletişim ve propaganda biriminde görevli olduğunun, şüphelilerden Veli Küçük, Sevgi Erenerol ve Emin Gürses'e bir internet sitesi adına (yılın kuvvacısı) ödülü verdiğinin'' iddialar arasında bulunduğunu anlatan Yenerer, anti emperyalist, Atatürkçü, laik ve ulusal bütünlükten yana olan çok sayıda kişiye plaket verildiğini söyledi.

Plaket verilen 75 kişiden çok azının sanıklar arasında yer aldığını, üstelik haklarında kesinleşmiş herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığını belirten Yenerer, bunun, suçu ve suçluyu övme fiiline ilişkin bir durum da yaratmayacağını ifade etti.



ONLARI NEDEN SORGULAMIYOR?
Yenerer, ''Benim suçsuz olduğumu, sayısını bilmediğim kadar çok yazar yazdı. Onları neden suçu ve suçluyu övmekten gözaltına almıyorlar? Örneğin Emin Çölaşan 3-4 kez yazdı, televizyonda da söyledi. Deniz Baykal 2 kez suçsuz olduğumu söyledi. Onları neden sorgulamıyorlar?'' diye konuştu.

''Kimsenin propagandasını yapmadığını, akıl ve mantık dışı, kanıttan yoksun bu suçlamayı şiddetle reddettiğini'' söyleyen Yenerer, şöyle devam etti:

''Kuddusi Okkır ve İlhan Selçuk'a yapılan muamele, Şener Paşa ve Hurşit Paşaya yönelik tavırlar ortadadır. Hurşit Paşanın adli tıbba gitmesini bile engelledi savcı Zekeriya Öz. 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıyla gitti hastaneye. Beni de resmen esir ettiler Kandıra F tipinde üşümeme rağmen 2 tane battaniye hakkımı doldurdum diye bana battaniye vermediler. Burada bir arkadaş var. Metris'te 5 PKK'lının yanına koydular.''

KAÇIRILAN ASKERLERE BİLE BÖYLE DAVRANMAMIŞTI
Kendisini ''savaş esiri'' gibi hissettiğini anlatan Yenerer, savaş muhabiri olarak dünyada pek çok savaş alanında görev yaptığını, Bosna'da gözaltına alındığını, ama bu soruşturma kapsamında yaşadığı muameleyi hiç bir yerde görmediğini söyledi.

Yenerer, ''PKK'lılar tarafından kaçırılan Türk askerlerini 2 defa gidip alan kişiyim. Bu askerlere bile böyle davranılmamıştı'' dedi.

BU SAVCILAR KAÇAMAYACAK
Bir telefon görüşmesinde ''5 sene sonra bu savcıların hiç biri ortada kalmayacak'' dediğini ve buna iddianamede yer verildiğini anlatan Yenerer, şöyle konuştu: ''Savcıların kaçacağı yönündeki öngörümde yanılmışım. Van savcısı açılan davalardan ABD'ye hocasının yanına kaçtı. Orada bahçıvanlık yapıyor. Bu savcılar kaçamayacaklar. Yaklaşık 10 aydır mesnetsiz, gerçek dışı iddialarla beni hapis yatırdılar. Kaçamayacaklar. Çünkü onların peşini ben kendi namıma bırakmayacağım. Hukuk mücadelem, sırtlarındaki ceketlerini alana kadar sürecektir.''

SİCİLİM TERTEMİZ VE ALNIM AK
Yenerer, ''Kimsenin adamı olmadım. Her zaman vatanım ve milletimden yana oldum. İnsan haklarını hep savundum, savunmaya da devam ediyorum. Sicilim tertemiz ve alnım ak olarak karşınızdayım. Hakkımdaki suçlamaları yapmama aldığım aile terbiyem müsaade etmez. Savunmam bu kadar, arz ederim'' dedi.

Bir köşe yazarının, ''Ergenekon terör örgütü üyelerinin Müslüman olmadığı ve Müslümanlara karşı bulunduğu'' yönündeki yazısından bir bölümü de mahkemede okuyan Yenerer, ''Hacı olma şansı bulmuş bir gazeteciyim. Müslümanım. Herkesin dini kendine, ama bu ne densizliktir. Bakın bizi ne hale getirdiler'' diye konuştu.