Köln’deki Alman Spor Akademisi, çocukları spora yönlendirmek için bir proje yürütüyor.Üç ila dört yaşları arasında çocuklardan oluşan bir grup, Köln yakınlarındaki spor salonunda koşturup duruyor. Michaela Nellesen, 15 yıldan uzun bir süredir çocuklara spor eğitimi veriyor ve yıllar içinde nelerin değiştiğine dair pek çok örnek verebiliyor. Eskiden çocukların spor salonunda iple tavana kadar tırmanabildiklerini belirten Nellesen, bugün bunu hiçbir çocuğun başaramadığını söylüyor.

Kişisel gözlemleri, bilim tarafından da destekleniyor. Çocuklar eskisi kadar iyi performans gösteremiyor. Güç, dayanıklılık ya da koordinasyon eksikliği hemen göze çarpıyor. Bunun nedeni, giderek daha az hareket etmeleri. Köln'deki Alman Spor Akademisi'nden Mathias Bellinghausen, hareketsizliğin sonuçlarını şu şekilde anlatıyor: “Çocuklara üç yıldan daha uzun bir süre eşlik ettik. O zaman yüksek Beden Kütle İndeksi ve aşırı kiloya sahip çocukların oranı yüzde 17'yi buluyordu. Dördüncü sınıfta ise bu oran yüzde 25 civarındaydı. Eskiden her yedi çocuktan biri hantal ve aşırı kiloluyken, bu oran şimdi dörtte bire indi.”

Bu dramatik değişikliğin pek çok nedeni var. Genetik faktörler, yanlış beslenme, hatta uyku alışkanlıkları da çocukların kilosunu etkiliyor. Bu sorunu kontrol altına almanın anahtarı ise spor ve hareketli olmak. Akademi'nin de katıldığı “Sınıflar Sporda” adlı kampanyayla çocuklar spora teşvik ediliyor.

Çocukların okullarında hareket ederken keyif almaları amaçlanıyor. Normal beden eğitimi derslerinin yanı sıra okulların diğer derslerinde de her gün hareket etmeleri sağlanıyor.

Bellinghausen, “Hareket derslere de entegre ediliyor. Kulağa çok iddialı çalınabilir. Ancak örneğin İngilizcede bilinmeyen kelimeler ya da matematik dersinde çarpım tablosu sorularak oynanan bir çeşit köşe kapmaca oyunu derse hareketlilik kazandırıyor. Yani bu mümkün. Teneffüslerde de çocukların hareket etmeleri sağlanıyor" diyor.

Bu basit formül etkili oluyor. Yapılan bir araştırma, söz konusu programa katılan çocukların daha sağlıklı ve kilolarının normal olduğunu, soysal ilişkilerinin de düzeldiği gösterdi. Ama Bellinghausen bununla da bitmediğini belirtiyor ve ekliyor: “Bilişsel performansın da iyileştiğini kanıtladık. Ve afişi şu cümleyi kullanarak birlikte hazırladık: İtişip kakışarak koşturmak zekayı açar.“

Görev öncelikle ebeveyne düşüyor. Kendilerinden hareket ederek çocuklara örnek olmaları ve çocukları okula her zaman arabayla getirip götürmemeleri öneriliyor. Eğitmen Nellesen, ailelerin çocuklara daha fazla güvenmeleri gerektiğini belirtiyor: “Ebeveynin çocuğu aşırı ölçüde sakındığını fark ediyorum. Örneğin anlaşmazlıklarda ya da isteklerini erteletmede çocuğa fazla yüklenmek istemiyor. Çocuğun herhangi bir ihtiyacı olduğu fark edilir edilmez hemen yerine getiriliyor.”

Nellesen, çocukları ve ebeveynleri, macera oyunları ve tırmanma parkurlarıyla hareketliliğe teşvik etmeye çalışıyor. Bu yöntem işe de yarıyor. Çocukların koşturmaları ve bağırıp çağrışmaları bunun en iyi kanıtı.