Zeynep Cemalcılar-Akademisyen

Ahhh ahhhh şimdiki aklım olsaydı...
35 yaşını beklemez daha erken çocuk doğururdum. Fiziksel yorgunluk bir yana bir de zihinsel yorgunluk ve iş yoğunluğu var. Üstüne bir de ailedeki büyüklerinin çocuk bakma yaşını geçmiş olması durumu… İkiz bebeklerimi sonra “bakıcının tek başına bakması zor olur” diye kucağa alıştırmamaya çalışmaz, tam tersine ilk 6 ay elimden düşürmezdim.

Şunu bunu aldım çok işime yaradı, bunu şunu aldım bir tek evde yer kapladı.
Kettle’ım. 32 aylık oldular daha hiç süt ısıtmadım. Suyu kaynatıp soğuk sütün içine damlatıyorum 1 dakikada süt hazır.
Kullanımı kolay olsun diye aldığımız tekli bebek arabaları. Hep birilerine bağımlı oluyorsun. Bebeklerin tek sessiz oldukları an olan dışarıda dolaşmada bile birisiyle beraber olmak gerekiyor.
Bir de hala (mecburiyetten) kullanıyoruz, boşa yer kapladı diyemem ama şimdiki aklım olsa parmaklı bebek karyolası almazdım. Bebekler hareketlenmeye başladıklarından beri başımıza dert oldu. En iyi çözüm, hem gerekirse bebeğin yanına da uzanabileceğiniz bir yer yatağı. Yanına da bolca yastık.

''kötü anne anı'': ah dedim bunu da yaptım ya ne kötü anneyim !
Yaşları büyüdükçe banyo bir oyun alanına dönüp saatler boyunca sürmeye başladı. Başlarda her gün yapılan banyo, önce gün aşırıya, sonra iki günde bire düştü. Şimdi ise banyo gerektiğini artık kendileri (ya da saçları) haber veriyor.

Çocuğum yokken çocuklu ailelere bakar şuna gıcık olurdum. Çocuğum olunca gıcık olduğuma pişman oldum.
Sosyal ortamlarda her şeyi bırakıp sırf çocukları ile ilgilenenlere… Şimdi ya böyle ortamlara girmemeyi seçiyorum, ya da ben de ”onlar gibi” başladığım lafı bitiremeden ve iki dakika sabit duramadan çocuk peşinden koşuşturuyorum.

Kararsızım... Acaba şöyle mi yapsam yoksa böyle mi ?
Odalarını ayırsam mı gecelerim daha az maceralı geçer, ayırmasam mı!