Başbakan Yıldırım'ın açıklamalarından satır başları;

Türkiye baştan beri Suriye'de gerçek bir siyasi çözümü savundu, savunuyor.

Etrafımızda her zaman barış ve istikrarı görmek istiyoruz. Komşularla ilişkilere hep bu şekilde baktık.

Irak'ın güvenlik ve refahı, Türkiye'nin güvenlik ve refahı kadar önemlidir. 

Türkiye dünyada en fazla mülteci barındıran ülkedir.

Suriyelilerin hayat şartlarının iyileştirilmesi için hükümet olarak gerekli adımları atıyoruz. Ülkemizdeki Suriyelilere çalışma hakkı tanıdık.

Uluslarası toplum sorumluluk ve yükü mutlaka paylaşmalı. Daha fazla toplum Suriyelileri kabul etmeli.

AB'nin taahhüdünün gecikmeden gerçekleşmesini bekliyoruz.

Türkiye olarak AB'nin güçlenerek devam etmesinden yanayız. İngiltere'nin kararı milliyetçi söylemlerin güç kazanmasına yolaçabilir.

(Türkiye-İsrail arasındaki mutabakat) Yeni dönemin iki ülke için hayırlı olmasını diliyorum. 31 Mayıs 2010'da abluka altındaki Gazze'ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisindeki şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Bu vesileyle Türkiye'nin pozisyonunu bir kez daha net olarak ortaya koymak isterim. Daima adalet ve hakkaniyet temelinde insanlığı savunmaya devam edeceğiz. Herkesin iyiliğini istiyoruz. Gazze'de ilaç bulamayan insanın hukukunu da Myanmar'da yoksulluğun pençesinde bırakılan insanı da Halep'ten sürgün edilen masum insanların da yaşama hakkını dün sahiplendiğimiz gibi bugün de yarın da sahiplenmeye devam edeceğiz. 

Irkçılık, İslam düşmanlığı tüm dünya için yeni bir tehdit alanı. Her türlü aşırılığa karşı uyanık olmak zorundayız.

Yakın müttefik ve ortağımız Amerika Birleşik Devletleri'nde başkanlık seçim kampanyası devam etmektedir. Bu kampanyada, öne çıkan kimi nefret söylemlerini körükleyen İslam karşıtı söylemlerden de rahatsızlığımızı ifade etmek isteriz. Bu yaklaşımların seçim sürecinin ötesinde zemin kazanmaması ve etkin politikalarla dengelenmesi hayati öneme sahiptir.

Türkiye ile ilgili söylemler AB'nin temel değerleri ile vahim şekilde çelişiyor. Türkiye bir Avrupa devletidir.

Alman Federal Meclisi'nin söz konusu kararının tarihi gerçeklikten uzak, tarihin istismarı ve tarihin siyasallaştırılmasına iyi bir örnek olduğu yönünde Avrupa'da ve hatta Ermenistan'da bile makale ve yorumlar çıkmaktadır. Bazı milletvekillerinin şahsi ve olumsuz gündemlerini 1915 olayları üzerinden Federal Parlamento'ya taşımış olmaları esef vericidir. Geçmiş geçmiştir. Geçmişi yeniden kurgulamak adeta imkansızdır. Parlamentolar, mahkemeler tarihçilerin işini asla yapamaz ve tarihi yeniden yazamazlar.

Birleştirici politakalara, dayanışmaya ihtiyacımız bugün geçmişten daha fazladır.

PKK ve YPG'nin komuta yapıları birdir, aynı merkezden yönetilmektedir.