AK Parti Grup Başkanvekilleri Bekir Bozdağ, Ayşenur Bahçekapılı, Suat Kılıç, Nurettin Canikli ve Mustafa Elitaş, BDP grubunu ziyaret ederek Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal ve Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici ile görüştü.

Yıldız, görüşmenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, ''referandum ile birlikte -kendi açılarından özgürlük meselesi olan- başörtüsü sorunun seçim meydanlarında siyasi malzeme haline getirildiğini söyledi.

Bu sürecin, referandum sonrasında da sürdüğünü anlatan Yıldız, ''Bugün de AKP'nin Sayın Grup Başkanvekilleri diğer siyasi partileri ziyaret ettikleri gibi bizi de ziyaret ettiler. Başlangıçtan beri bizim özgürlükler alanına ilişkin yaklaşımımız bellidir. Biz, türban meselesini din ve vicdan özgürlüğü alanında görüyoruz ve çözülmesinin de başta yeni bir anayasa olmak üzere ele alınması gerektiğine inanıyoruz'' diye konuştu.

Türkiye'de, özellikle Alevilerin ve gayrimüslimlerin kendilerini ifade etme sıkıntılarının yıllardır tartışıldığına değinen Yıldız, şöyle devam etti:

''Zorunlu din dersi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Türkiye aleyhine karara bağlandı. Cemevleri meselesi, azınlıkların Ruhban Okulu meselesi var. Süryanilerin, Keldanilerin kendi ana dillerinde ibadet eğitimi alamamaları meselesi var. Kısacası; türban meselesi özgürlükler içerisinde ele alınırsa, Türkiye'de bu tartışmaların bu kadar türbana odaklanmayacağını, bu sorunu daha rahat çözebileceğini daha önce de Adalet ve Kalkınma Partisi yetkililerine söylemiştik. Bugün, biz parti olarak, bu tehlikeyi görüyoruz.

Konuyu 'türban meselesi' olarak ele aldığımızda, bugünkü tartışmaların tekrar yoğunlaşacağını görüyoruz onun için bu alanın din ve vicdan özgürlüğü kapsamında bir demokratikleşme paketi olarak ele alınması gerektiğini, AKP'nin Grup Başkanvekillerine söyledik. Her halükarda türban meselesinin de bir özgürlük meselesi olduğunu, bu meselenin Parti Meclisi ve MYK'da görüşülerek, karara bağlanacağını ifade ettik.''

AK Parti heyetinin, bir komisyon oluşturulması gerektiğini söylediğini aktaran Yıldız, kendilerinin de bunu Parti Meclisi ve MYK'de tartışacaklarını ve çıkacak sonuca göre karar alacaklarını ifade ettiklerini anlattı.

'PARLAMENTONUN İRADESİNE YAPILMIŞ SALDIRI’
Bir gazetecinin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan, ''başörtüsü sorununa'' ilişkin bugün yapılan açıklamayı hatırlatarak, değerlendirmesini sorması üzerine Yıldız, şunları söyledi:

''Yargıtay Başsavcısı'nın bu açıklamasını doğrusunu isterseniz; parlamentonun iradesine yapılmış bir saldırı olarak değerlendiriyoruz. 'Kuvvetler ayrılığı' ilkesine uymayan bir yaklaşımdır. Henüz Yargıtay'ın önüne giden bir problem yoktur, bir dava yoktur. Yani bir siyasi partinin genel başkanı, bir milletvekili gibi yargı organının başındakilerin açıklama yapmasını yadırgıyoruz ve bunu direkt halkın, parlamentonun iradesine yapılmış bir saldırı olarak değerlendirdiğimizi belirtmek isterim.''

Bir başka gazetecinin, ''Açıklama, YÖK'ün aldığı kararların ardından geldi'' sözleri üzerine Yıldız, ''YÖK'ün aldığı kararlar, yasal düzenleme yapılmadan pratikte belli kolaylıklar getirilmesi meselesidir. Özgürlükler alanının altyapısını oluşturmadan, zorlamalı idari tedbirlerle bu iş yürümüyor. Şüphesiz, öğrencilerin eğitim özgürlüğünü engellememek lazım ama sadece fiili durumlarla da özgürlüğün gelmediğini görüyoruz. İşte, YÖK'ün bu yaklaşımına karşı bir başka kurum aksi yönde açıklamalar yapıyor. Türban yıllardır bu ülkenin en temel sorunu olarak ve kutuplaşmanın bir aracı olarak kullanıldı'' diye konuştu.

'ÜLKE KAMPLAŞIYOR’
Özgürlüklerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yıldız, sadece belirli bir hassasiyet ele alındığında ülkenin kamplaştığının görüldüğünü söyledi.

''Türban konusunun çok iyi bir şekilde ele alınması lazım'' diyen Yıldız, şunları kaydetti:

''Bu konunun muhatabı sadece parlamento değildir. Üniversitelerdir, aydınlardır, sivil toplum örgütleridir, en önemlisi de halktır. Türbanın diğer alanlarda kullanılması meselesini çok ciddi şekilde tartışmaya ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü, nerede, nasıl başlayacak ve özellikle de 'ama'larla başlayan bir düzenlemenin türban meselesini çözmeyeceğini düşünüyoruz. Yine de Bengi Yıldız olarak söylüyorum; Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nden, Başbakanlığa kadar Sayın Cumhurbaşkanımızın eşinin başörtülü olması... Kamusal alan tartışmalarını yadırgadığımızı belirtmek isterim. Türkiye'nin bu problemi aşması lazım.''

Bir ilköğretim okulu öğrencisinin, sınıfa başörtüsüyle girmek istediğinin anımsatılması üzerine Yıldız, ''İşte onun için tartışılmaya muhtaç bir konu. İleride 18 yaşına geldikten sonra isteyen insanın üniversitede de başka alanda da türbanını çok rahatlıkla kullanabileceğini ama çocuk yaşından 18 yaşına kadar olan alanda, mahalle baskısından tutun diğer baskılara kadar birçok sonuçları olacağını görüyoruz. Konunun, tartışılmaya ama siyasete malzeme yapılmamaya, samimiyete ihtiyaçı vardır'' diye konuştu.