Yüksekdağ: Darbeyi yaratan koşullarla hesaplaşmalıyız

15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, darbeci zihniyetle asla uzlaşmayacaklarını belirterek, “Darbeyi yaratan koşullarla yüzleşmeli ve hesaplaşmalıyız” diye konuştu.

Anadolu Ajansı 19.07.2016 - 17:33

Yüksekdağ: Darbeyi yaratan koşullarla hesaplaşmalıyız

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, partisinin TBMM Grup Toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu askerlerin darbe girişimini kınayan Yüksekdağ, bir kere daha böyle bir sürecin ve günün yaşanmamasını dilerken, darbe girişiminde yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar temenni etti.

Gelenekleri boyunca darbelere karşı direndiklerini belirten Yüksekdağ, şöyle devam etti:

"Türkiye halkları, bizler, darbe ve anti demokratik rejimlerle yönetilmeyi hak etmiyoruz. Dün nasıl hiçbir darbeye boyun eğmediysek, karşımıza çıkan cunta rejimlerinin, diktatörlüklerin ve darbe dayatmalarının yarattığı yıkımı, yeni yaşamı ve demokrasiyi kurma enerjimizle bertaraf ettiysek, o yıkıntıların içerisinden, demokrasi ve özgürlükler iradesini büyüterek çıktıysak, bugün de aynı yolda ilerleyeceğiz.

Meclis'e dönük bu saldırıyı bir kez daha kınıyor ve lanetliyorum. Seçilmiş temsilcilerin bulunduğu bir mekana böyle gözü dönmüş bir saldırı gerçekleştirilebiliyorsa bu, Türkiye'deki demokrasinin içerisine düştüğü vahim durumu gösterir. Bizler, Meclis'i bombalayan, halkın iradesini hiçe sayan bu darbeci zihniyetle ve anlayışla asla uzlaşmadık, uzlaşmayacağız ama bizler bu darbeciliği doğuran, var eden, büyüten ve koşullarını oluşturan iklim ve zeminle de uzlaşmayacağız.

Türkiye'de böyle bir darbe girişiminin yaşanması sadece sonuçlarından bakılarak değerlendirilemez. Eğer darbe ve darbecilikle güçlü, köklü bir hesaplaşma içerisine girmek istiyorsak, darbeyi yaratan koşullarla yüzleşmeli ve hesaplaşmalıyız. HDP olarak bu yapılmayanı yapma iradesini ortaya koyuyoruz."

Figen Yüksekdağ, darbe koşullarıyla ve zeminiyle hesaplaşmadan, darbeye ve darbecilere karşı yürütülecek operasyonun darbe tehlikesini bertaraf etmeye yetmeyeceğini savundu.

Yüksekdağ, "Nedir bu koşullar? 15 Temmuz darbe girişimine kadar olan kısa süreyi bile değerlendirdiğimizde, bu darbe girişiminin koşullarının siyaset kurumu tarafından, başka bir darbe mekanizması ve zihniyeti tarafından üretildiğini ve oluşturulduğunu görürüz" ifadesini kullandı.

"Meclis'e 15 Temmuz'da bomba atıldı ama Meclis'in yapısını berhava eden başka bir bomba 2 Mart günü bu Meclis'in ortasına bırakıldı" diyen Yüksekdağ, geçici maddelerle dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin bir yasa çıkarıldığını anımsattı.
Yüksekdağ, "Bir sivil siyasi darbe mekanizması içerisinde, bir cunta mekanizması, askeri darbe mekanizması kendisini büyüttü. Türkiye'de bugünkü koşullarda, adı konulmamış sivil siyasi darbe, bir askeri darbeyi doğurdu. Düne kadar Kürtleri katlettikleri kadar, kahraman ilan ettikleri, madalya verdikleri o generaller, komutanlar bugün vatan haini ilan edilmiş durumda. İdam sehpasına götürülmekle tehdit edilir durumda." diye konuştu.

Türkiye'de yaşamın ve toplumsal yapının dengesinin bozulduğunu ileri süren Yüksekdağ, bir yerde gözyaşları, kan durmuyorsa, insanlar sokağa çıkamıyorsa, başka bir yerde gerçek anlamda istikrar ve huzurdan bahsetmenin mümkün olmadığını savundu.

Yüksekdağ, darbeye karşı gerçek bir çözüm üretilecekse, tehlikenin bertaraf edilmesi için demokratik bir yolda birleşilmesi gerektiğini söyledi.

"Darbeyi gerçek anlamda savuşturmak istiyorsak, darbenin anti tezini yani demokrasiyi inşa etmek zorundayız" diyen Yüksekdağ, darbe girişiminde bulunanların yanında Türkiye halklarını bulamadığına dikkati çekti.

Bundan sonraki süreçte izlenecek politikanın hayati önem taşıdığını anlatan Yüksekdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizler asla bir darbe rejimine geçit vermeyecek, darbecilerin amacına ulaşmasına izin vermeyecek bir siyasi bilinci ve toplumsal duruşu da oluşturmak, örgütlemek durumundayız. Darbeyi alaşağı etmek demokrasinin kazandığı anlamına gelmez. Bu memlekette dört tane darbe yaşandı ama hiçbir zaman demokrasi inşa edilemedi. Türkiye halkları, bizler halen bunun sancısını yaşıyoruz.

Bakın çözüm sürecini bitirdiler, Sayın Öcalan'a tecrit uygulamaya başladılar. Neyi dediği için? Sayın Öcalan, görüşmeler devam ederken temel gerekçesi şuydu: 'Eğer Türkiye'de demokratik bir ortam sağlanmazsa, bu çatışma durmazsa, darbe mekaniği devreye girer ve kimseyi tanımaz, ezer geçer. Darbe mekaniğinin devreye girmemesi için bu çözüm sürecinin başlatılması ve bitirilmesi gerekiyor.' Bunu dediği için, bunun sorumluluğunu üstlendiği için bir yıldır darbeye karşı tutarlı tutumu alan ve bir yıl önce siyasi iktidarı uyaran birisi, bir yıldır tecrit altında."

Darbe girişiminin, Türkiye halklarının yaşadığı son acı deneyim olması temennisinde bulunan Yüksekdağ, darbeyle gerçek anlamda hesaplaşılmak isteniyorsa darbe ürünü kurumların dağıtılması ve kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Yüksekdağ, "Kendisi için demokrasi ve özgürlük isteyen bir siyasi iktidar, emin olun kendi özgürlüğünü ve varlık alanını da yitirirken, bununla beraber bütün Türkiye halklarının varlık alanını da yok eder. İşte bizler böyle bir yok edici zihniyetle uzlaşmak zorunda değiliz. Biz iki yok edici zihniyetin birisine taraf olmak zorunda değiliz. Ne bugün inşa edilmeye uğraşılan sivil dikta rejiminin yanında olmak zorundayız ne de bir askeri darbenin yanında olmak zorundayız. Bizlerin gideceği en net ve açık yol, politik özgürlüklerin, eşitliğin, adaletin ve demokrasinin yoludur" değerlendirmesini yaptı.

Askere dokunulmazlık sağlayan yasanın derhal iptal edilmesi ve geri çekilmesini isteyen Yüksekdağ, bireysel silahlanma çağrılarının çok ciddi bir iç savaş olasılığını içerisinde barındırdığını, bu çağrıların kabul edilemeyeceğini sözlerine ekledi.

Sayfa Yükleniyor...