Abdülkadir Atalık, Çanakkale Kara Savaşları'nın 95. yıl dönümü dolayısıyla Gelibolu Yarımadası'ndaki Mehmetçik Abidesi'nde düzenlenen uluslararası törende, bu topraklarda yaşanan Çanakkale Muharebeleri'nin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşuna giden sürece başlangıç kabul edildiğini anımsattı. 

Bu gerçeğin tarih sahnesinden silinmek istenen bir milletin yaşadığı toprakları sahiplenme duygusunu yürekten hissettiği seçkin bir örnek olarak tarihteki yerini aldığını ifade eden Atalık, şöyle konuştu: 

''Ortalama insan ömründen daha uzun bir zaman dilimi öncesinde, 95 yıl önce, Çanakkale Boğazı ve Gelibolu Yarımadası'nın belli bir bölümünde yaşananlar sadece Türk milletinin değil buradaki muharebelere katılan ve çoğun değişik milletlerden insanların da var olma bilincini ve ulus olma yolunda attıkları adımları etkilemiştir. Elbette ki bir savaş sırasında, o savaşın içinde olan insanların muharebe meydanlarında tükettiği her an, açlıkla, sefaletle ölümle iç içe yaşanır. Bu şekilde yaşanarak tüketilmiş zamanlar içinde, Türk milletinin Çanakkale cephesi siperlerinde ödediği ağır bedellerin karşılığında, var olma mücadelesinin ne anlam ifade ettiğinin farkına varmış olması buradaki muharebelerin en belirgin sonucunu teşkil eder. Bu belirgin sonucun ortaya çıkardığı en önemli kişilik ise hiç şüphesiz Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal'dir.''
 
''YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ''
Vali Atalık, Birinci Dünya Savaşı sonrasında maddi ve manevi varlığı hukuken sonlandırılan 600 yıllık büyük bir devletin, Osmanlı Devleti'nin küllerinden yeni bir devletin doğması sürecinin başkomutanı ve sonrasında bu devleti şekillendiren fikirlerin baş mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün buradaki muharebe alanlarında, Çanakkale Muharebelerinin neredeyse tamamında görev yaptığını ifade ederek, şöyle devam etti: 

''O'nun, bu cephede yaşadığı, şahit olduğu olaylar Türk insanının O'na olan inancını ve saygısını pekiştiren örneklerle doludur. Bu nedenledir ki O'nun önderliğinde Türk milleti yeniden doğuş mücadelesini başarıyla bitirmiştir. Çanakkale'de başlayan bu sürecin ortaya çıkardığı Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda yer alan temel felsefelerden biri hiç kuşkusuz 'Yurtta barış, dünyada barış' ilkesidir. İşte bu temel ve değişmez felsefenin ışığı altında bugün burada toplanıyoruz. Çanakkale cephesinde kimi yerde birbirinden 8- 10 metre mesafedeki siperlerinde, bundan 95 yıl önce birbirleriyle kıyasıya mücadele edenlerin, o siperlerde birbirlerine sarılarak son nefeslerini yine birlikte verenlerin torunları olarak barışın getirdiği erdemleri bütün dünyaya yansıtan bir örnek oluşturuyoruz.'' 

Bu örneğin ilk önemli adımının Büyük Önder Atatürk tarafından 1934 yılında atıldığını söyleyen Atalık, şunları kaydetti: 

''O yıl icra edilen törenlerde yankılanan Atatürk'ün sözleri, bu topraklara karışan yabancı askerlerin ebedi hatırasına gösterilen saygının benzersiz bir ifadesidir. Bu benzersiz ifadeler, yine bu topraklarda hayatını kaybeden askerlerin annelerinin acılı yüreklerinde yaraları sarmış ve insani değerlerin hepimiz için geçerli olduğunu bir kere daha hatırlatmıştır. Geçmişte yaşanan olayların unutulmaması, o olaylarda yaşanan acılardan ders çıkarılması, çıkarılan derslerle geleceğin barış içinde şekillendirilebilmesi, insanlığın çözmesi gereken en önemli sorunlardan biri olarak gündemdeki yerini hala korumaktadır. 

Biz Türkler 'Bir milletin hayatı tehlikeye düşmedikçe savaş bir cinayettir' diyen Atatürk'ün emanetçileri olarak insanlığı yakından ilgilendiren bu sorunun bilincindeyiz. Bu bilincin ışığı altında, bugün burada bizleri bir araya getiren anma etkinlikleri bu önemli sorunun çözülmesi yolunda her yıl el ele attığımız bir büyük adım olarak görülmektedir. Dün bir büyük savaşın tarafları olanlar, bugün insanı değerlerle bezenmiş, duygu yüklü barışın getirdiği engin hoşgörü ortamının tarafları olarak buradadır.''