İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Aydınlatma ve Enerji Müdürlüğü önderliğinde, Siemens ve Osram tarafından aydınlatılan Beyazıt Kulesi, İstanbullulara yıllar sonra bir nostalji yaşatarak hava durumunu bildirecek.

Kentin onlarca simgesi arasında ayrı bir yeri olan Beyazıt Kulesi yıllarca tulumbacılar ve itfaiyeciler tarafından gözlem yeri olarak kullanılmış. Kentin büyümesi ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte itfaiyecilerin bu kulede bir süre daha görev yapmış ve kuleye renkli lambalar takılarak hava durumunu vermişti.

1995'de son verilen uygulamanın yeniden başlamasıyla Beyazıt Kulesi mavi ışıkla havanın ertesi gün açık, yeşille yağmurlu, sarıyla sisli, kırmızıyla ise karlı olacağını söyleyecek. Beyazıt Kulesi'ndeki aydınlatma işleminin bu akşamdan itibaren başlayacak.

BEYAZIT KULESİ
1749 yılında, Küçükpazar'da çıkan büyük yangının ardından, Ağakapısı Süleymaniye'de İstanbul Müftülüğü ile İstanbul Üniversitesi'nin Botanik Enstitüsü olarak kullanılan iç avlusu köşesine ilk yangın kulesi yapıldı. Ancak kulenin ahşap olması sebebiyle birçok kez yapılmasına rağmen kulenin yanması önlenemedi.

Padişah 2. Mahmut, 1828 tarihinde Senekerim Balyan'a, şu anki İstanbul Üniversitesi'nin Beyazıt semtinde bulunan üniversite yerleşkesinin tarihi giriş kapısı arkasındaki bahçenin içerisine, Beyazıt Kulesi'ni kagir olarak yaptırttı.

1849 yılındaki zelzelede hasara uğrayan kulenin, geniş saçaklı, ahşap örtülü külahı değiştirilerek, sekizgen planlı, yuvarlak pencereli, yukarıya doğru daralan üç kat şeklinde yeniden tasarlanarak inşa edildi. 1889 yılında da ise kuleye bayrak direği eklendi.

Yangın kulesine 'yangın köşkü', gözcülerine de 'köşklü' denirdi. Beyazıt Yangın Kulesi'nde 20 köşklü bulunurdu. Kulelerdeki odalarda yatar kalkarlardı. 1923'e kadar köşklüler kulelerdeki görevlerine devam etti.