NTV

Demi Moore ve Anjelina Jolie'nin izinde

Yaşam
Demi Moore ve Anjelina Jolie'nin izinde

Hem Sudan hem de Van'daki depremlerin ardından depremzedelerin yanında olan pop müzik sanatçısı Reyhan Karaca'nın hayali, gönüllü çalışmalara duyarlılık gösteren sanatçıları bir çatı altında toplamak.

Reyhan Karaca, Sudan depreminde binlerce kilometre yol kat ederek, bölgedeki depremzedelerin yanında yer aldı. Karaca, son olarak da bayramda Van'a giderek, bölgedeki depremzedelerle bir araya gelen sanatçılar arasındaydı.

''Sanatçı olmak, sadece yaptığın işi iyi yapmak anlamına gelmiyor, ama sanatçı olarak dikkati bir yerlere çekiyorsanız bu önemli'' diyen Karaca, dünyada da Anjelina Jolie, Demi Moore, Ashton Kutcher gibi ünlü yıldızların da dünya üzerindeki problemli bölgelerde bizzat bulunarak, dünyanın dikkatini oralara çekmeye çalıştıklarını ve bu konuda çok başarılı olduklarını dile getirdi.

Karaca, ''Türkiye'de de işini iyi yapan ve işini bu anlamda çalmadan, çırpmadan yapan bir kaç tane kurum var. Onlardan bir tanesi, Kimse Yok mu Derneği bana teklif etti, Kızılay davet etti, katıldım. Sosyal sorumluluk projelerinin içerisinde olmaktan mutluluk duyuyorum. Kendim yapamadığım şeylere ya da ulaşamadığım uzaklıklara onlarla ulaşabiliyorum'' diye konuştu.

Gelecekte bu tür sosyal sorumluluk projelerine duyarlılık gösteren sanatçıları bir araya getirmek gibi bir hayali olduğunu ifade eden Karaca, şöyle devam etti:

''Bir, 'Gönüllü Sanatçı Komisyonu' kurmayı istiyorum. Gönüllü çalışabilecek sanatçı dostları bir çatı altında toplamak gibi bir hedefim var. İşin içinde paranın dönmediği, tamamen insani yardımın olacağı bir proje düşünüyorum. Mesela iş adamlarından para konuşmadan ayakkabı firmasıysa ayakkabı ya da hasta yatağı üretiyorsa hasta yatağı alıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak. Moral açısından sanatçıların Van gibi yerlerde olmasında çok fayda var. Örneğin; Van'a gittiğimizde 5-6 ünlüydük. Ama o insanların yüzündeki gülümsemeyi görmek her şeye değer. Benden önce giden Keremcem vardı. Suavi, Cengiz Semercioğlu, Hakan Şükür de gitti. Herkesin böyle bir şeyin içinde olması gerektiğini düşünüyorum.

''VAN'A İLK GİTTİĞİMİZDE ÇOK SARSILDIK''
Van'a ilk gittiğimizde çok sarsıldık. Başka bir gezegendeymiş gibi hissettik. Sürekli artçı sarsıntıların içindeydik. Ben döndükten 24 saat sonra da ikinci büyük deprem oldu. Çok kötü tabii ki binaların hepsi hasarlı. İnsanlar evlerine giremiyorlar. Hava soğuk. Gittiğimizde ikinci depremin yıktığı otelin olduğu caddede yürüdük, caddedeki binaların tümü, dışarıdan oldukça iyi görünüyorlardı. Van, adeta ölü şehir gibi, akşamları hiç ışık bile yok. İnsanların hepsi Antep, Erzurum, Hakkari gibi civar illere dağılmış. Bir de kimsenin dikkatini çekmediği ara sokaklarda çadırlar kurulmuş. Oralar da içler acısı. Çadır içinde çadır kurmuşlar ki üşümesinler diye ve 3-5 aile bir arada kalıyorlar. Çadırın içinde taşın üstüne battaniye, halı kilim sermiş yatıyorlar. İnsanlar ise metanetli, 'Allah'tan geldi' diyorlar. Kendini yerden yere atıp üzülen yok. Allah'a sığınıyorum diyorlar.''

Yakınları talihsiz bir hastalığa yakalanan ya da ölen insanlara da destek olmak istediğini anlatan Karaca, onlara yol göstermek, toparlanmalarına yardımcı olmak için babasını ve kardeşini kaybettikten sonra nasıl hayata tutunduğunu aktaracağı bir projeyi de hayata geçirmeyi düşündüğünü dile getirdi:

''KARDEŞİM ÖLDÜKTEN 16 GÜN SONRA HAYATA DÖNMÜŞTÜM''
''Önce babamı, sonra kardeşimi kaybettim. İnsanlar, 'Nasıl ayakta duruyorsun?' diye soruyorlar. Şunu söyleyebilirim, eğer yakalanılan hastalık talihsiz bir hastalıksa, hasta yakınlarının önce kendi sağlığına dikkat etmesi gerekiyor ki hastanıza daha rahat bakabilesiniz. Günlük yaptığınız rutin her şeye devam etmeniz lazım, psikolojinizin bozulmaması için. Hastanın yanında gülümsemeyi asla unutmayacaksınız, bu çok önemli. En önemli şey şu: Kendinizi bırakmadan bir şeylere alıştırmanız lazım. Ertesi gün kalktığınızda, sizin de ayakta olacağınızın garantisi yok. Onun için maalesef hayatta her şeye hazırlıklı olarak ayakta durmamız gerekiyor.

Benim en büyük artım antidepresan kullanmamak oldu. Kendi adıma söyleyeyim, kardeşim Fatih'in doktoru, kardeşimi kaybettiğimde, 'Asla antidepresan kullanmayacaksın' dedi. Kardeşimin öldüğü gün, 'Sana 16 gün veriyorum, 16 gün sonra hayata dönmüş olacaksın' dedi. 16 gün sonra ben hayata dönmüştüm. İnsanlar acılarını gerektiği zaman yaşamalılar ve bitirmeliler. Ertelemek onu daha fazla büyütüyor.''