Eleştirinin tadına doyum olmaz - 2

Bir hatanın düzelmesi için yapacağımız eleştiri aslında öncelikle kendi içimize dönmeyi ve “bize göre” hatalı olan davranışı, neden böyle algıladığımızı anlamamızı gerektiriyor.

Haberler 17.02.2009 - 10:38

Bir hatanın düzelmesi için yapacağımız eleştiri aslında öncelikle kendi içimize dönmeyi ve “bize göre” hatalı olan davranışı, neden böyle algıladığımızı anlamamızı gerektiriyor. Eleştiri verirken hangi duygularla ve hangi niyetle konuştuğumuzu, kullandığımız sözcükleri, sesimizin hangi tonda çıktığını, elimizi kolumuzu nasıl kullandığımızı biraz olsun incelememiz lazım. Örneğin, cinnet düğmesine basmak için “Beni kullanıyorsun” cümlesi mi işe yarıyor, “Ne kadar negatifsin” cümlesi mi? Bu cümleleri kasıtlı olarak kullanıyor muyuz, yoksa düzeltmesini istediğimiz davranıştan başka konulara girmekten kaçınıyor muyuz?

Öncelikle sizin hatalı bulduğunuz kişinin bu davranışı altında hangi alışkanlıkları, hangi düşünce kalıpları, travmaları ve dürtüleri var; bunlara dikkatinizi verebilir, onu anlamaya çalışmakla işe başlayabilirsiniz. Hani şu tüyler ürpertici zihinsel eylemden bahsediyorum: empati! Empati bizim gerilmemize neden olur, çünkü bunu yaparsak karşımızdaki kişinin haklı çıkabileceğinden korkarız. Bu riski almaya değer, çünkü zaten o, kendine göre haklıdır! Davranışını haklı bir nedenle ve alışkanlıkla yapmıştır.

İnsanlar davranışlarının çoğunda bilinçli değildirler, otomatik tepkiler verirler, çocukluklarındaki düşünceler, kararlar ve alışkanlıklarla hareket ederler, konuşurlar. Minicik beyinleriyle inandıkları şeyler bugün de geçerliliklerini korurlar. Farkında olmadan davranırız hepimiz. Hata yaparken de, eleştiride bulunurken de, eleştiriyi alırken de bilinçsiz davranırız.

Dengemizi bozan en önemli faktörlerden biri, duygusal ihtiyaçlarımızdır. Hepimiz sevgiye ihtiyaç duyarız; önemsenmeye, değer verilmeye, sayılmaya, takdir edilmeye, önerilerimizin dikkate alınmasına ihtiyacımız vardır. Eleştiri almayı neredeyse sevilmemeye eş tutarız. Belki de zihnimizin bir parçası, bize doğruyu öğretmeye çalışan ana babalarımızın eleştirilerinin yanında sundukları küçük tehditleri çok ciddiye almaya devam ediyordur: “Oyuncağını mı kırdın? Yine mi? Aptal mısın sen? Bir daha sana oyuncak falan yok. Bana annecim falan da deme, annen olmayacağım artık.“

Peki ne yapacağız? Bir taraftan hata olduğunu bildiğimiz ve değişmesini istediğimiz bir davranış var, bir taraftan eleştiriyi düzgün vermezsek kırılacağını ya da ilişkinize son vermek isteyeceğini ya da çok kızacağını bildiğimiz bir kişi var. Eleştiri nasıl düzgün bir şekilde verilebilir?

Saygılarımla,
Gülcan Arpacıoğlu
info@energyturkey.org

Sayfa Yükleniyor...