Eleştirmenin yöntemlerini öğrenmemiz ve akıllıca, şefkatle uygulamamız ilişkiler konusundaki başarımızın anahtarıdır. Maalesef, hepimiz eleştirme ve eleştiriyi değerlendirme süreçlerimizin alışkanlıklarını daha çok küçük yaşta, anne ve babalarımızdan öğreniriz. Onların yöntemlerini benimser, ya da onların yöntemlerine karşı geliştirdiğimiz savunma mekanizmalarıyla yaşamımızı sürdürürüz.

Anababaların yaşamdaki temel rolleri koruyucu ve kollayıcı olmanın yanı sıra, çocukların doğruyu yanlışı ayırt edebilmesi için eleştiricidir. Bunları deneyimledikçe içselleştirerek kendi benlik durumlarımızdan biri haline getiririz. Anababa gibi aşırı eleştirmek, hizaya getirmek, disiplin sağlamak, itaat ettirmek ve değişmeye zorlamak ilişkilerimizi bozar. Bunun yerine bir yetişkin gibi eleştiri verdiğimizde, amacımız yalnızca bizi rahatsız eden davranışın değişmesini istemektir, o kadar. Konuşmamız sadece bu konuda kalabildiği sürece eleştirimizin bir değeri, bir ağırlığı olabilir.

Bana göre, eleştirdiğimiz insana saygı ve şefkat duymak kadar önemli hiçbir şey yok. Şefkat, anlayış ve sabrı da içeren bir derin duygu. Hani, biraz bilgelik geliştiren kişiler vardır, eleştirirler ama bilirsiniz ki, bu gerçekten sizin iyiliğiniz içindir. Siz değişim çabasına isteyerek girişirsiniz, çünkü onun şefkati, sizde de aynı duygunun ortaya çıkmasına neden olur. İşte böyle bir yaklaşımdır eleştirinin temel güdüsü: Bir düşünce, bir davranış, bir alışkanlık veya bir tutum değişecekse, bunun, zihinsel bir kavrayışla, değişimin yararının farkına vararak, isteyerek, hatta değişim konusunda yardım almaya açık olarak yapılmasını sağlayacak ortamı yaratmak.

Peki, eleştiri vermeyi biraz öğrendik, biri bizi eleştirdiğinde ne yapmalıyız? Bir sonraki yazım bunun üzerine...

Kucak dolusu sevgiyle,
Gülcan Arpacıoğlu
info@energyturkey.org