İçişleri Bakanlığı, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ve Diyarbakır Valiliğinin himayesinde, Emniyet Müdürlüğü, Dicle Üniversitesi (DÜ), Ali Gaffar Okkan Polis Meslek Yüksekokulu ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü işbirliğiyle dün başlayan ''Suça Sürüklenen ve Mağdur Çocuklar Uluslararası Sempozyumu''na Dicle Üniversitesi Kongre Merkezi'nde devam edildi. 

Küçük, kayıp çocuklar raporunun bir süre önce yayımlandığını, bu konunun geçen yıl ramazan ayında Kayseri'de 3 çocuğun kaybolmasıyla gündeme geldiğini ve bundan önce de çocukların kaybolduğunu belirtti. 

İçişleri Bakanlığının girişimiyle 17 Aralık 2007 tarihinde konunun araştırılmaya başlandığını anlatan Küçük, 15 Ocak 2008 günü itibariyle bin 446 çocuğunun kayıp olduğunun belirlendiğini kaydetti. 

''Bugün itibariyle kayıp çocuk sayısı bin 657'dir. Önceki yıllara oranla sayısal farklılıklar meydana gelmiştir. Bunun nedeni de SHÇEK bünyesinde olup 18 yaşını bitirmiş olduğu halde kuruma dönüş yapmayan çocukların listeye dahil edilmesi, kayıp çocuk tanımının açıkça yapılmamış olmasıdır'' diyen Küçük, kendi tanımlamalarına göre ailesinin bilgisi dışında herhangi bir nedenle evinden uzaklaşmış, kaçmış, kaçırılmış ve bu nedenle hayatı tehlike altında olan, kendisinden haber alınamayan 0-18 yaş grubu çocukların kayıp çocuklar olduğunu aktardı. 

Küçük, şöyle devam etti: 

''Çocukların kaybolma sebeplerinden en önemlisi erken yaşta yapılan evliliklerdir. Özellikle kız çocuklarının biyo-psiko ve sosyal gelişiminin tamamlanmamış olması ve bununla beraber çocuk sahibi olunması, bireyin yaşam evrelerini sağlıklı geçirip, sağlıklı bir kişilik yapısı geliştirmesini ve yaşam olaylarına çözümleyici yaklaşımlar göstermesini engeller niteliktedir. Kendi ergenlik sorunlarını halletmeden önce anne baba olan bu ailelerin çocukları sorunlu olabilmektedir. Günümüzde yaşanan hızlı sosyo ekonomik, kültürel demografik değişimler ailelerin çocuklarına uygun bakım ve yetiştirme olanakları sunabilmeleri için her türlü açıdan desteklenmelerini zorunlu kılmakta. Aile ve çocuk odaklı hizmetlerin bilimsel veriler ışığında güncellenerek çeşitlendirilmesi,yaygınlaştırılması ve temel insan hakları bağlamında erişilebilir kılınması için, kamu ve sivil toplum işbirliği ve güç birliğinin önemine işaret etmektedir. Hiç kimse bu alanda He-man değildir. Böyle bir iddia ile çıkanlar da yanılacaklardır. Beraber bu işi çözmemiz gerekmektedir. Belediyeler daha fazla meslek edindirme kursları açmalı, mevcutların sayısı ve kapasitesi artırılmalıdır. Kayıp Çocuklar Ulusal Veri Sistemi oluşturulmalıdır. Buradan elde edilecek veriler sorunun çözümünde etkili olacaktır.'' 

Kayıp çocuklarla ilgili raporla bu konudaki bilinci artırmayı hedeflediklerini, insanların bir şey fark etmeden ve sorun kendi dışlarındaysa hiçbir zaman bu konuya ilişkin gelişme kaydedilmediğini vurgulayan Küçük, raporlarını herkese dağıttıklarını, yayımladıklarını ve web sayfalarında yer aldığını bildirdi. 

Raporun bilimsel olmadığı yönünde eleştiri aldıklarını da ifade eden Küçük, ''Hazırladığımız rapor sonrasında TBMM'de Kayıp Çocuklar Komisyonu kuruldu. Kayıp çocuklar veri tabanı protokolü hayata geçirilecek. 5-6 aydır bu protokolün üzerinde çalışılıyor. Az bir sorun kaldı. Sonra imzalanacak. İlgili ve yetkili kişiler kaç kayıp çocuk var, bunların isimleri nelerdir, ne zaman sisteme girmiş ne zaman çıkmışlardır bilgileri yer alacak. Bunlara yönelik çözüm aranmış olacak'' diye konuştu.