Herhangi objektif tıbbi bir sorun olmadığı halde, fiziksel yakınmalarla sürekli hekimlere ve hastanelere başvuran bir hasta grubu olduğu bilinmektedir. Bu hastalar doğrudan psikiyatristlere pek başvurmazlar. Genellikle şikayetleri için çeşitli uzmanlık alanlarına başvururlar ve bir dizi inceleme ve muayenelerde fiziksel hastalığa ilişkin herhangi bir bozukluk ya da bulgu saptanmaz. Fonksiyonel somatik sendrom olarak tanımlanan bu grup hastalarda bazen de belirli saptanan bir tıbbi bozukluk vardır ancak hastalığın derecesi organik patoloji ile orantılı değildir.

Bu hastalar doktor-doktor, hastane-hastane dolaşırlar. Tekrarlayan incelemelerde yakınmalarını açıklayacak herhangi bir organik bozukluk saptanmayınca genellikle diğer uzmanlar tarafından ikna edilerek psikiyatri kliniklerine yönlendirilirler. Bu hastaları ikna etmek zordur, çünkü “bir türlü iyi doktoru bulamadıklarını, doktorların hastalığını anlamadıklarını” düşündüklerinden ruh sağlıklarıyla ilgili bir neden olduğunu kabullenmek istemezler.

Bu durum aslında kişinin kaygı ve çatışmalarının bedensel semptomlarla ifadesidir. Bu hastalar tüm incelemeler sonunda bir bozukluk saptanmamasına rağmen hasta olduklarına inanırlar. Sıklıkla kalp, solunum yolları, mide-barsak sistemi ile ilgili şikayetleri ve çeşitli ağrı yakınmaları vardır. Kendi sağlıkları ile aşırı şekilde uğraşırlar. Bedensel normal fizyolojik değişiklikleri örneğin bir sivilceyi ciddi bir cilt hastalığının belirtileri olarak algılayıp aşırı kaygılanırlar. Sosyal ilişkilerinde sık sık hastalıklarından bahsetme eğilimindedirler. Yakınmalarının ruhsal kökenli olabileceğini kabullenmekte güçlük çekerler.

Altta yatan psikososyal ve emosyonel çatışmaların ele alınması yönünden psikiyatrik destek alınması tedaviye yönelik çözüm olarak dikkate alınmalıdır.

Saygılarımla,
Dr. Oya Bozkurt
oyabozkurt2000@yahoo.com