Suat Kavukluoğlu, bu albümle 90'lı yıllara, kendi çocukluğuna doğru bir yolculuğa çıktı. O yıllara ve albüme dair izlenimlerini yazdı.

O KIZIL KÜT SAÇLI KADINLA MÜZİK, HAYATIMIN BAŞROLÜNE GEÇTİ

80'lerin sonu...
5-6 yaşlarındayım...
Müziğe ilgim ev halkı tarafından fark edilmiş ve bana hediye olarak bir müzik seti alınmış.
Ses kaydı da yapabilen bu müzik seti, kısa sürede her şeyim oluyor.
Evde dedemin gramafonu da var.
Onunla da ben ilgileniyorum.
Ne bulursam dinliyorum.
Bir yanda plaklar, bir yanda kasetler..
Bir gece televizyonda kocaman dudaklı bir kadın görüyorum.
Kızıl küt saçları var.
Kafasında bir şapka, üzerinde sarı parlak düğmeli bir erkek ceketi...
Dudaklarını büze büze söylüyor "Şınanay da yavrum şına şına nay" ...
Şarkının bir yerinde, eliyle burnunun sol tarafını kapatıyor ve "Lüküs kamarada kimler oturur" diyor.
Evde defalarca ben de öyle yapıp yapıp şarkıyı onunla birlikte söylüyorum.
Evet, burnumu bir taraftan kapatınca benim de sesim onun gibi çıkıyor o bölümde.
O kadın o gün, o görüntüyle hem kendisini hem de müziği hayatımın başrolüne yerleştiriyor.

YONCA EVCİMİK "ABONE" İLE YENİ BİR DÖNEM BAŞLADI

Sezen Aksu'yla başlayan müzik yolculuğum Ajda Pekkan, Nilüfer, Nükhet Duru, Kayahan, Seyyal Taner, Zerrin Özer ve Erol Evgin gibi aynı dönemlerin diğer efsanelerini keşfetmemle devam ediyor.
Ve bir gece birdenbire bir şey oluyor.
Yıl 1991.
Televizyon ekranında bu kez sarı kıvırcık saçlı, yırtık jean'li bir kadın görüyorum.
"Abone"yi söylüyor.
Söylediği her sözün yaptığı dansta bir karşılığı var.
Albüm de zaten o iddia ile yayınlanıyor "Yonca Evcimik ; Dansçı - Abone"
Bir gecede Yonca Evcimik "Abone" ile çocukluğumu bir uçurtma gibi göklere uçuruyor.
Tekerleme gibi eğlence sözleriyle çocuk aklımı çelen bu incelikli zekanın Aysel Gürel olduğunu bir süre sonra anlıyorum.
Gürel'in en sakızlı şarkılarının içine bile kocaman hayatlar, hikayeler, mesajlar sığdırabilen büyük dehasına hayretle şahitlik ediyorum hala.

90'LARI ALEV ALEV YAKAN TÜRKÇE POP ATEŞİ HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ

Madonna, Michael Jackson ve Prince gibi dünya starlarını kısıtlı imkanlarla izleyip dinleyebildiğimiz zamanlar...
Ne Türkiye'nin geneline yayın yapan yabancı müzik kanalları var, ne de internet. Sağdan soldan, kasetçilere yaptırılan karışık kasetlerden, ağabeylerimizden ablalarımızdan az çok fikir sahibi olabildiğimiz bize çok uzak bir dünyadan söz ediyoruz. Böyle bir yalnızlığın ve çaresizliğin ortasında, 80'lerden gelen arabesk kuşatması altında Yonca Evcimik ve Aşkın Nur Yengi'yle ateşlenen, yenilenip gençleşen Türkçe pop müziği kısa sürede hepimizi etkisi altına alıyor. Yonca Evcimik ve Aşkın Nur Yengi'yi Harun Kolçak, Soner Arıca, Sertab Erener, Levent Yüksel, Tarkan, Mustafa Sandal, Burak Kut, Kenan Doğulu, Asya, Yeşim Salkım, Deniz Arcak, Seden Gürel, Sibel Alaş, Nazan Öncel, Ayşegül Aldinç, Mirkelam, Sibel Tüzün, Emel Müftüoğlu, Hakan Peker, Oya & Bora, Ajlan & Mine, Deniz Seki ve Yaşar gibi birçok yeni isim takip ediyor. Onlarla birlikte benim de müzik aşkım günden güne büyüyor.


VE 1991'DE "GİR KANIMA" İLE HARUN KOLÇAK'LA TANIŞTIM

İşte tam da o yıllarda, 1991'in sonbaharında yeni bir adam giriş yapıyor müzik dünyasına.
Bir gece Star TV'nin (O zamanlar Star 1) cumartesi geceleri yayınlanan Ayşe Egesoy'un sunduğu eğlence programında rastlıyorum ona.
Onno Tunç'un ateş eden melodileri, Leyla Tuna'nın sözleriyle "Gir Kanıma" diyor.
Kıvırcık uzun saçları, buz mavisi jean'i, beyaz tişört üzerine deri ceketiyle dans ede ede söylüyor şarkısını.
Kontolsüz, kendisini hiç frenlemeden dans ediyor.
Ama öyle sahici, öyle tutkulu, öyle meydan okuyan bir tavırla yapıyor ki bunu, "Kasmaya gerek yok rahat bırakın kendinizi" diyor özetle. "İçinizdeki çocuk nasıl davranmak istiyorsa bırakın öyle yapsın..."
Sadece hayata bu efsane başkaldırısıyla değil benzersiz ses rengi, tınısı ve tılsımıyla hayatıma işte o gün dahil oluyor.
O günden bugüne hala yazdığı, yorumladığı incelikli, tutkulu, enerji ve duygu dolu şarkılarla ruhumu okşamaya, kalbime dokunmaya devam ediyor.

YILLAR SONRA OKYANUSU HATIRLATAN "ÇEYREK ASIR" ALBÜMÜ

Yıllar sonra yayınlanan Harun Kolçak'ın "Çeyrek Asır" albümüyle yeniden o yıllara gittim.
Çocukluğumu satır satır yeniden yaşadım.
Aslında ben çocukluğumdan hiç kopmadım, kopamadım.
Ne zaman başım sıkışsa, ne zaman hayata, yaşamaya ve müziğe dair umudum azalsa hep çocukluğuma, o günlerin şarkılarına, hatıralarıma sığındım.
Bunu şiddetle hepinize tavsiye ederim. Gerçekten iyi geliyor.
Ama şunu da vurgulamam gerekiyor.
Biz 80'lere ve 90'lara şahitlik edenler müzikte çok özel ve değerli bir dönemi yaşadık.
Müziğin müzik için yapıldığı, her yorumcunun, her müzisyenin nasıl daha iyi müzik yapılır, bu topraklardan nasıl daha iyi sözler, ezgiler, melodiler çıkabilir diye uğraştığı, müziği çok ciddiye aldığı, en sakızlı şarkıların bile arka planında ince bir işçiliğin olduğu yıllara şahit olduk. Sığ sularda değil derin denizlerde yüzdük.
Harun Kolçak diskografisinden bir bölümü yıllar sonra yeniden müzik gündemine taşıyan "Çeyrek Asır" albümü yeni kuşağın o derin denizleri keşfetmesi, fark etmesi adına çok önemli.
O sözlerdeki inceliği, duygu yoğunluğunu, satırı satırına yaşanmış aşkları, melodilerdeki zenginliği, tutkuyu ve coşkuyu hissedip, şu anda debelenmekte oldukları şeyin okyanus değil dere olduğunu anlamaları açısından kıymetli bir albüm.

EFSANE YORUMCULAR GENÇ MÜZİSYENLERLE BİR ARADA

Albümde Harun Kolçak, büyük çoğunluğunu kendisi yazdığı şarkılarını sanatçı dostları ve bu dönemin öne çıkan müzisyenleriyle yorumluyor.
"Çeyrek Asır"da Aşkın Nur Yengi, Yaşar, Işın Karaca, Zara, Kubat gibi Kolçak'ın yol arkadaşları İrem Derici, Gökhan Türkmen, Bedük, Tan Taşçı, Tuğba Yurt, Gülçin Ergül, Alişan Göksu gibi bu kuşağın yükselen isimleri ve yeni sesleriyle bir arada. Elbette bu albümün yapımcılığını üstlenen Arpej Müzik'in sahibi rock müzisyeni Umut Kuzey'i de böylesi bir albümü bize kazandırdığı için teşekkür notuyla düet listesine eklemek gerekiyor. Ortaya bu şarkılarla hatıraları olan bizim kuşağı genel olarak mutlu eden, bu şarkıları hiç bilmeyen yeni kuşaklara da ışık tutan bir albüm çıkmış. Mehmet Tez'in de yazdığı gibi bu albüm "Türkçe pop nasıl kurtulur?" sorusuna da cevabı en net şekilde veriyor: "Türk popu eski ve yenilerin bir arada çalışması, eskilerin geleneği ve ustalığı devretmesiyle düze çıkacak. Ne yeni nesil Amerika’yı kendi keşfetti sanmalı ne de önceki tecrübeli müzik adamları gençlerde iş yok tavrına girmeli. Eskilerin beste ve melodi zenginliği, yenilerin sound ve “janra” anlayışıyla tamamlanınca ortaya özgün işler çıkacak" diyor Tez. Ben de aynen böyle düşünüyor, altına imzamı atıyorum. Fakat albümden yüzde yüz tatmin olmadığımı da itiraf etmek zorundayım.

ALBÜM NE KADAR TATMİN EDİCİ?

Bu albümün; benim gibi Harun Kolçak'ı ilk günden itibaren çok dikkatli takip edenleri, yorumculuğuna ve üretken müzisyenliğine hayran olanları tam anlamıyla tatmin etmesi mümkün değil.
"Çeyrek Asır"da yer alan Kolçak bestelerinde özellikle yeni kuşağın seslerini dinlerken Harun Kolçak'ın ne kadar büyük bir yorumcu olduğunu daha iyi anlıyorsunuz.
Bir şarkının iyi yorumlanmasının sadece teknik olarak doğru ve iyi söylenerek yapılamayacağını; şarkının hikayesinin, derdinin ve duygusunun mutlaka içselleştirilmesi gerektiğini bir kez daha vurgulamak isterim. Bana göre bu albümde yeni kuşak seslerden Harun Kolçak sınavından başarıya geçen 3 kişi var. Gökhan Türkmen, Bedük ve Tan Taşçı. Bedük'ün "Sensiz Olmam" şarkısına giydirdiği yeni müzikal elbise çok etkileyici. İrem Derici'den ise "Gir Kanıma"da daha tutkulu ve serseri bir performans beklerdim. Diğer genç müzisyenlerin de Harun Kolçak şarkılarını hakkıyla, bütün duygusu ve tutkusuyla yorumlayabilmek için daha en az bir fırın ekmek yemesi gerektiğini düşünüyorum. Albümde Harun Kolçak'ın dönem arkadaşları diyebileceğimiz Aşkın Nur Yengi, Yaşar, Kubat, Zara ve Işın Karaca ise genç seslere adeta yorumculuk dersi veriyor.

İLK VİDEO KLİP GÖKHAN TÜRKMEN'Lİ "YANIMDA KAL"A

Albümün ilk video klibinde Harun Kolçak, duygu dolu "Yanımda Kal" şarkısını son yılların en özgün müzisyenlerinden Gökhan Türkmen'le yorumluyor.
Türkmen, birçok ismin kendini tekrar ettiği, her şarkının, şarkıcının birbirine benzediği bu dönemde kendine ait bir müzikal dil ve kimlik geliştirebilmiş nadir müzisyenlerin başında geliyor.
"Yanımda Kal" şarkısının da Türkmen'in dünyasına çok yakıştığını söylemeliyim. Harun Kolçak ve Gökhan Türkmen'in ikili uyumu ve şarkının yeni düzenlemesi, şarkıyı daha da yükseklere kanatlandırmayı başarmış.

HARUN KOLÇAK'TAN GÜZEL HABERLER GETİRDİM

Harun Kolçak, bildiğiniz üzere bir süredir sağlık sorunları yaşıyordu. 2014'te prostat kanserine yakalanan sanatçı, tedavisi sürerken bir gece,, ağır septik şok nedeniyle hastaneye kaldırıldı.
Aylarca yoğun bakımda tedavi gördü. Kısa bir süre önce hastaneden taburcu olan ve tedavisine evde devam eden Kolçak'la geçtiğimiz hafta NTV röportajı için bir araya geldik. İstanbul'da yazdan kalma bir günde fonda deniz bize ışıltıyla gülümserken geçmişten bugüne sohbet ettik. Öncelikle kendisini çok iyi hissettiğini, moralinin çok yerinde olduğunu söyledi Kolçak. Bu zor günlerde ne kadar çok sevildiğini anlamış: " Dostlarım hep yanımdaydı, sağ olsunlar ama halk tarafından bu kadar benimsendiğimi bilmiyordum. Benim için toplu dualar yapan kadınlar olmuş. Bizzat gören arkadaşlarım var. Bunlar çok güzel şeyler. Sevilmek güzel bir şey"

"NİLÜFER'İN JESTİ BENİ ÇOK ETKİLEDİ" 

Harun Kolçak, kendisini ziyarete gelen, yanında olan, destek veren bütün sanatçı arkadaşlarına teşekkür ediyor.
Nilüfer'in hastane ziyareti sırasında yaptığı jesti ise unutamamış. "Nilüfer hastanede bana 'Harun, sen yengeç burcusun, sen evcilsindir, ev yemeklerini özlemişsindir' dedi. Ben de 'Özledim, özlemez miyim. Hastanede bana uygun yemekler yapılıyor ama tabi ev yemeği başka" dedim. 'Mesela, şu anda ne isterdin' dedi. Ayşe kadın fasulye dedim. Bir gün sonra da yolladı bana. İçine de çok güzel bir not yazmış."

HARUN KOLÇAK'TAN SEZEN AKSU İTİRAFI

Albümde Harun Kolçak'ın birlikte müzik serüvenine başladığı Aşkın Nur Yengi de yer alıyor. Sanatçı, Aşkın Nur Yengi'yi hayatında başka bir yere koyduğunu söylüyor " Aşkın benim için, eminim onun hayatında da öyle, biz birbirimiz için çok farklıyız. Çünkü biz beraber başladık. Aşkın'ın da benim gibi albüm yapmak gibi bir niyeti yokmuş. Ben bas gitaristtim, vokalisttim. Sezen çok zorladı. İkimizin de sesine çok hayrandı, böyle tüyleri diken diken olurdu. Tabi Onno Tunç gibi bir otoritenin de onayını aldık. Ondan sonra böyle kendiliğinden gelişti olay. Birbirimizin hayatlarında çok önemliyiz. Çok güzel heyecanları paylaştık beraber." Bu albümde Sezen Aksu, yaşadığı zor günler nedeniyle yer alamamış "Sezen'in annesini ve Attila'yı kaybettiği döneme denk geldi bizim albüm çalışmamız. O yüzden bu albümde yer alamadı. Sezen sesiyle albümde yok ama şarkısıyla, sözleriyle, ruhuyla var. Geçen gün telefonda konuştuk. Albümün başarısından çok mutlu olduğunu söyledi. "

"KİMSEYE KIRGIN DEĞİLİM"

Harun Kolçak'a geriye dönüp hayatına, arkadaşlarına ve yaşadığı aşklara baktığında neler hissettiğini sordum. Herhangi birine kırgın olup olmadığını, geçmişle nasıl bir yüzleşme yaptığını...
"Hayatıma giren çıkan, herkese teşekkür etmem gerekiyor." diyerek söze başladı "Hayatıma girenlerin olumsuz davranışları bile bana birşey katmıştır diye düşünüyorum. Bir de kimseyle uğraşacak zamanım yok artık. Yok ona kız, ona bilmem ne yap, bana şunu yapmıştı, bunu yapmıştı, geçti bunlar benden yani... Ben kimseye kırgın değilim." Bu zor günlerde en çok neyi özlediğini de sordum. "Konser vermeyi, alkışlanması çok özledim" dedi. "İnsanlarla beraber şarkılarımı söylemeyi çok özledim".
Dilerim Harun Kolçak bir an önce sağlığına kavuşur ve konserler vermeye başlar. Onun bize ihtiyacı olduğu kadar, bizim de ona çok ihtiyacımız var. Biz de onu çok özledik.