"Büyücülere ve falcılara düşmanlık, insanın doğa ile arasına kültür duvarını çekmesiyle başladı. Eski Ahit’te Talut’a (Saul) akıl hocalığı eden Endor Cadısı, yazılı kaynaklarda bahsi geçen ilk cadıdır. İsrailoğulları da, Yehova’dan başka Tanrılar adına gelecekten haber verenleri yakmakla ün kazanmışlardı. “Cadıları hayatta bırakmayacaksın!” Eski Ahit / Çıkış (Exodus) 22-17’de yer alan emir, bunun dogmatik bahanesi olmuştu”.

İlişkili Haberler


NTV Tarih (NTVT) Dergisi yazarlarından, tarihçi – yazar Derya Tulga, derginin Ekim ayı sayısında "kayna kazanım kayna, yan ateşim yan" alt başlığı ile yayınlanan "Cadılar ve Cadılık" dosyasına az bilinen bu tarihi notlar ile başlamış. Tulga’nın kaleme aldığı bölümde "cadılığın" tarihi kökeni ve "cadı düşmanlığının" kaynakları anlatılıyor.

Fransa’yı işgal eden İngilizlere karşı savaşın kahramanı Jeanne d’Arc’ın cadılıktan yakılması, İngiltere Kralı VIII. Henry’nin karısı Anne Boleyn’den kurtulmak için onu cadılıkla suçlaması, bu yöntemin siyaset arenasında kullanılmasının en bilinen iki örneği. Ancak Derya Tulga, çarpıcı başka bilgileri de tarih meraklılarına aktarıyor, tıpkı 1487’de yayınlanan ve cadı avının propaganda kitabı olarak kabul edilen "Malleus Maleficarum" (Cadılar Balyozu) ile kitabın yazarı Heinrich Kramer hakkındaki bilgiler gibi...

İşkence altında "cadı olduğunu itiraf eden" insanların trajik öykülerinin yanında, 1631’de yayınlanan bir başka kitapta "cadıları bulalım ama, işkence yapmayalım" görüşü savunulmuş. İşte Derya Tulga, bu kitabın içeriği ve yazarı hakkında da bize şaşırtıcı bilgiler veriyor, ve bu kitaptan şu cümleyi alıntılıyor; "İşkence yaparsan, Papa da cadıyım der!"

Avı Engizisyon başlattı Churchill sona erdirdi
Engizisyonun asıl hedefi zındıklar, rafıziler ve kafirlerdi ama, 1229’dan, yani kurulduğu günden itibaren cadı avına soyunan, onu örgütleyen en önemli kurum oldu.

Batı Avrupa’da zamanla kadın düşmanlığına dönüşen, hemen her avda ilk kurbanın köyün ebesi olduğu "cadı avcılığı" kampanyası, akla hayale gelmedik nedenlerle kişileri suçluyordu. Yüzyıllar sürecek bir sosyal trajedinin oluşmasına yol açan bu kampanyanın hedefindeki insanlar "zor koşullarda çiçek yetiştirmek", hatta "13 yıl evlilikten sonra hamile kalmak"tan bile suçlanıyor, bu gibi durumlar cadılık için ipucu sayılıyordu.

Helen Duncan
Helen Duncan

Avrupa’da cadılıktan mahkum olan son kadın, 1944 yılında İskoçyalı Helen Duncan oldu. "Witchcraft Act" (Cadılık Kanunu) 1951 yılında yürülükten kaldırma şerefi ise zamanın başbakanı Winston Churchill’e aitti.

Bizim "cazular"!
NTVT Dergisi’nin "Cadılar ve Cadıcılık" dosyasında, Doğu kültürlerindeki "cadı avcılığına" ait bilgileri Mina Gümrükçüoğlu kaleme aldı.

"Bizim de cazularımız var" başlığını taşıyan araştırma yazısında, Gümrükçüoğlu Türk, İran ve Arap kültürlerinde "cadıcılığın" ne anlama geldiğini irdeliyor, özellikle Anadolu coğrafyasında "cadı avcılığı" veya "avcılara takibatı"nı az bilinen olayların ışığında ele alıyor. Ayrıca Necdet Sakaoğlu ve Muzaffer Albayrak, "bizdeki cadı tarihinin" izlerini yine az bilinen kaynaklardan sürüyor.

Yazarlar, detaylı bilgiler için NTVT okurlarına değişik kaynak ve belgeleri de işaret ediyor.

Özetle NTVT Dergisi, Ekim ayı sayısında yine sıradışı, yine heyecan verici bir tarihin "unutulmuşlarını" hatırlatıyor.