İnzumca köy çocuklarını tasarımla tanıştırıyor

Şafak Atahan’ın önderliğinde geliştirilen İnzumca projesi, özellikle köylerdeki çocukları sanat ve tasarımla buluşturmayı hedefliyor.

20.05.2009 - 14:41

İnzumca köy çocuklarını tasarımla tanıştırıyor

Şafak Atahan, Marmara Üniversitesi Giysi Tasarımı bölümünden mezun ve İTKİB yarışmasında dereceye girmiş bir tekstil tasarımcısı. 7-14 yaşları arasındaki çocukları sanatla tanıştırmak adına yarattığı İnzumca masalıyla kendini sosyal sorumluluk projesine adadı.

Özellikle köy çocuklarını hedef aldığı projesi İnzumca’yla çocuklara çeşitli eğitimler veriyor. Şafak Atahan ile projesi İnzumca için görüştük.

-İnzumca’nın anlamı nedir?
İnzumca, dünyanın yer küre olmadan hemen önce bir mutluluk küresi olduğunun anlatıldığı bir masaldır.
Yaşamların, maddiyat düzlemine kurulu işler sistemine körü körüne dahil olmanın, ‘ayakları yere basar’ olarak kabul edilmesini eleştirmek güdüsü ile ortaya çıkmıştır.

-Niçin böyle bir masal anlatmayı düşündünüz? Yarattığınız bu masalla neyi anlatmayı hedeflediniz?
Anlatılanlar, kabul gören gerçeklikten oldukça farklı bir açıdan baktırdığından, ‘masal‘ olarak adlandırılmak durumundaydı. Bu anlatımla dünyaya bakışımı paylaşmak istedim, çünkü benzer mantıkta düşünen çoğunluğun olduğundan şüphem yok.
Evet sistem gereği para büyük önem taşıyor. Fakat, yaşamlarımızın para odaklı harcanmaması da oldukça önemli. İç huzurumuzun ve mutluluğumuzun artabilmesi için yaşantılarımız hakkında biraz düşündürebilmeyi hedefliyorum.

-İnzumca ile çocukları nasıl bilinçlendiriyorsunuz?
Bilinçlendirmek çapımızı aşar. Daha ziyade, yaratıcılık üzerine ilgilerini uyandırmak, çeşitli sanatsal üretim yöntemleri ile tanışmalarını sağlayabilmek gayreti içindeyiz.
Düşünmelerine yardımcı olabilecek üretimler yapabilirlerse, daha sıklıkla sorgularlar dünyayı. Böylece ezbere yaşamamak için bir anahtarları olur düşüncesindeyim.
Karşılaşabilecekleri zorluk, haksızlık ve üzüntüleri, çaresiz hissetmeden, ürettikleri çözümlemelerle atlatabileceklerine inanıyorum. Yaratıcılığı yitirmemek ve hatta geliştirmek her anlamda oldukça faydalı bir durum.

-Yapılan tasarımlar satış amaçlı mı yoksa tasarım sürecini çocuklara öğretmek mi asıl hedefiniz?
Yapılan giysi tasarımları satış amaçlıdır. Bu ürünler alıcı kitle ile tasarımcıları ve sanatçıları aynı amaçla buluşturmakta. Ürünlerin hikaye serisinde konu edilen bölgelerde yaşayan köy çocuklarına, uygulamalı sanat tanıtımı eğitimleri verebilmek için finansman sağlamak amaçlanmakta.

-İnzumca’dan çocukların ya da köylerin ne gibi bir kazancı var?
Çocukları, duygularını sanatsal üretimlerle ifade edebilmelerine yarayabilecek olan bir takım sanat dallarıyla tanıştırma eğitimleri veriyoruz. İstanbul’da yaklaşık 400 kişiyi buldu bu uygulamalar.
Fakat bunu asıl olarak köylerde gerçekleştirmeliyiz diye düşünüyorum. (Sekiz yaşına kadar Ağrı’da yaşamış olmamdan ötürü, büyük şehirlerin dışında süren yaşantılar için, kültürel ve sanatsal aktiviteler konusunda her türlü gelişime, son derece ihtiyaç duyulduğunu iyi biliyorum.) Bunun yanı sıra, hazırladığım tasarımlarda olabildiğince basit el işlemelerine yer veriyorum. Eğitim vermeyi arzuladığımız çocukların anneleri, ablaları da para kazanabilsinler diye bu işlemeleri tasarımın konu edildiği bölgede ürettirebilmeyi amaçlıyorum.
Çin,Hindistan gibi pek çok ülkede köylerde üretim yapıldığını görüyoruz. Fakat gayret verdiğim mesele, köylerimizin kalkındırılmasına hizmet eden atölye ortamları oluşturmak. Daha ucuz işçilik sağlamak değil.

-Şimdiye kadar Türkiye’deki hangi köyleri gezdiniz?
Çeşitli yerleri ziyaretten sonra proje için şu dört köye yöneldim; Edremit-Mehmet alan Köyü, Marmaris-Selimiye, Rize-Çamlı Hemşin ve Ayder yaylası, Ağrı bölgesi, Kara cehennem Köyü ve Ozanlar Köyü.



-Mayıs ayında yapılacak etkinlikten bahseder misiniz?
Eğitim alanlarımızdan birisi, atölyemin bulunduğu sokak olan Taksim- Tarlabaşı.
Burada, eski bir Rum apartmanının 12 odalı bir dairesinde bir ‘hikaye tüneli’ oluşturuyorum. Kimi odalarda hikayelerden alıntıları dinleyeceğiz, kimilerinde arkadaşlarımızın bestelediği müzikleri. Konuların geçtiği köylerin fotoğrafları ve bir takım ilüstrasyonlar ile zenginleştirilen anlatımlar eşliğinde giysi tasarımlarımı sunuyorum.
Projenin gidişatını, hedeflenenlerin başarılan vehenüz başarılamamış olan kısımlarını, birlikte yapılmış ve yapılması planlanan sanatsal etkinlikleri değerlendirmek ve ilgilenenler ile paylaşmak amacı ile gerçekleştirilecek olan bu sergiyi, 11 Haziran’da Elhamra tiyatro salonunda vereceğimiz davetin ardından, 23 Haziran’da New York’a taşıyacağız.

-Sosyal sorumluluk projesinde bir hedef var mı? Yoksa uzun yıllar köyleri ve çocukları bu konuyla eğitecek misiniz?
Bu projenin hedefi, tasarım ve sanat yoluyla kendi maddi kaynağını sağlayan, kültürel sürdürülebilirliğe katkı veren ve köy kalkınmasına da faydalı olan işler bir sistem oluşturabilmenin mümkün olduğunu deneyimlemek ve göstermek.
Başarıya ulaştığı taktirde devlet desteği alacağını, Unicef gibi saygın bir vakıf bünyesi altında devamını getirebilmenin mümkün olabileceğini düşünüyorum.
Amaçlanan, toplumun bu ürünleri kullanarak kalkınma ve kültürel gelişime sahip çıkabilmesi için bir sistem oturtabilmek. Sistemin işler olduğunu gördükten sonra huzura ereceğim.
Kişisel gayretlerim tabii ki sürecektir. Hatta yetenekli olduklarına inandığım kimi çocuklarla birebir ilgilenmeye devam edeceğim.
Fakat bu çapta bir sorumluluğu sırtlayıp, geri kalan yıllarımı da değirmenlerle savaşarak sürdürebilir miyim? İşte onu bilemiyorum.
Tasarım ve sanat kaynaklı, hep birlikte oluşturulan ve geliştirilen bir kalkınma planının sürdürülebilecek olmasını görebilmek bile huzur verici.

www.inzumca.org

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...