Geçen hafta Dubai'ye giden Hürriyet gazetesinden Eren Güler, oradaki izlenimlerini kaleme aldı... İşte vatandaşlarına "zenginlik" kelimesinin tam karşılığını yaşatan yer...

"Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) bağlı 7 emirlikten bir tanesi. Aslında BAE'nin başkenti Abu Dabi ama insanların aklına önce Dubai geliyor. Bunun nedenini, emirliği görünce çok net bir şekilde anlayabiliyorsunuz...

818 METRELİK BİNA 
1960'larda basit bir balıkçı kenti olan Dubai şu an tam bir gökdelen cenneti. Yaşanan krize rağmen şehrin bulvarlarında hepsi birbirinden yüksek binalar gökyüzüne doğru uzanıyor. Adeta bir yarış varmış gibi gözüküyor. Bu yarışı da senenin başında hizmete açılan Burj Arap açık farkla kazanmış.

818 m. uzunluğundaki bina 65 km uzaklıktan dahi çıplak gözle görülebiliyor. Tam 4.1 milyar dolara mal olan binayı gezmek ve Dubai'ye kuş bakışı bakmak için 100 doları gözden çıkarmanız lazım.

DAHA ŞİMDİDEN 44 DERECE 
Dubai henüz mayıs ayında 44 derece. Sıcaklık Temmuz-Ağustos döneminde 60 dereceye yaklaşıyormuş. Üstüne üstlük bir de nem var. Daha yaza bile girmedik ama Dubai'de sıcaklık ve nemden dışarıda duramıyorsunuz. O yüzden alışveriş merkezleri dolu, buna karşılık yollar bomboş. Üstelik yollardaki otobüs durakları bile klimalı. İnsanlar hafif bir esinti yakalayınca akşam kendilerini dışarıya atıyorlar. Onlar için bu mevsimde dışarıda yürüyebilmek tam bir lüks.

Sıcaklıktan deniz suyu da nasibini almış. Suyun sıcaklığı 30 derece civarında. İnsanı serinletmek bir yana hafif bir ferahlık versin yeter ama zor. Zaten oradakiler Dubai'de en iyi mevsimin kasım-aralık dönemi olduğunu söylüyor.

ELİNİ KOLUNU SALLAYA SALLAYA GİR
Dubai'de son derece lüks ve klimaları güzel çalışan onlarca alışveriş merkezi var. Dışarıdaki havadan kurtulup içeride serinleyebiliyorsunuz. Bu iklimde başka türlüsü de düşünülemez zaten. Bu arada biz Türkiye'de alışmışız güvenlik kontrolünden geçip içeriye girmeye, Dubai'de elinizi kolunuzu sallaya sallaya girince insan bir tuhaf hissediyor.

İçki konusunda önemli kısıtlamalar yok. Oteller, yemek ve eğlence mekanlarında isteyen içkisini içebiliyor. Dışarıdan almak ise izne tabi. Müslüman olmayan halk bir kart çıkartıyor ve maaşına göre bu kartla gidip özel yerlerden içkisini alıyor.

Dubai'de herşey büyüklük üzerine kurulu. Altı şeritli devasa yolların üzerinde yükselen devasa binalar, büyük büyük evler, kocaman arabalar... Çölün üzerinde yapay bir cennet gibi.

İNŞAAT YETER SIRA DİĞER SEKTÖRLERDE
Son yaşanan krizin ardından kentte durum nasıl derseniz, inşaatlarda hareket var ama büyük bir canlanma yok. Dubai hükümetinin inşaat şirketlerinin ödemelerini geciktirmesi ve ödemeleri sonraya ertelemesi de sıkıntı yaratmış. Bu arada önceden itici gücü inşaat olan Dubai ekonomisinin yönü artık değişiyor. Yönetim, inşaatın yerine dört sektöre odaklanma kararı almış. Bunlar; turizm, lojistik, ticaret ve finans. Önümüzdeki dönemde Dubai adını devasa inşaat projeleri yerine bu sektörlerle duyuracak. 

Dubai'de özellikle transit ticaret çok gelişmiş bir vaziyette. Bir kere dünyanın üçüncü büyük re-export pazarı durumunda. Ürünler burada kurulu şirketler üzerinden satılıyor ama Dubai'ye uğramıyor. Transit ticaretin hacmi toplam ticaretin yüzde 60'ına ulaşmış.

UCUZLUK OLAYI ŞEHİR EFSANESİ
Para birimleri dirhem. 3.7 dirhem 1 dolara denk geliyor. Bu arada ucuzluk olayı da bir şehir efsanesi. Alışveriş merkezindeki fiyatların Türkiye ile bir farkı yok. Sadece bazı elektronik ürünlerinde ciddi indirim ve kampanyalar vardı. Ama burada asıl ucuzluk Şarja denen emirlikte bulunan taklit ürünler pazarında. 75 dolara Çin malı bir iPhone alabilirsiniz. İçindeki uygulamalar çalışmasa da görüntüsü tam bir iPhone. Ama ne kadar kullanabilirsiniz, o tamamen şansınıza bağlı.

KENDİ ÜLKELERİNDE AZINLIKLAR
Dubai'nin 1.5 milyonluk nüfusunun sadece yüzde 10'u kendi vatandaşı, yani Emarati. Kalanının büyük bölümünü Hindistan ve Pakistanlılar oluşturuyor. Onlardan sonra da Filipin ve diğer Asya ülkeleri geliyor. Birleşik Arap Emirlikleri'nin geneline bakıldığında da Emeratiler nüfusun ancak yüzde 16'sına ulaşabiliyor. Yani kendi ülkesinde azınlık olan tek halklar.

FAKİR OLMAK ÇOK ZOR
Emeratiler azınlık olmalarına karşın Emirlik tarafından gayet iyi bir şekilde korunuyorlar. Mesela isteseler bile fakir olamıyorlar, çünkü çalışmasalar da her bir emirliğe göre değişmekle birlikte ortalama 2 bin doların üzerinde maaş alıyorlar.

Bu arada BAE'de kurulan şirketlerde büyüklük ve sektörlerine göre Emarati istihdam etme zorunluluğu var. Peki çalışıyorlar mı? Büyük çoğunluğu hayır. Sadece kayıtlarda gözüküp maaşlarını alıyorlar. Bizim burada eczacıların diploma kiralaması gibi bir şey... Ayrıca ülkede iş yapacak olan şirketler kendilerine ülke vatandaşı bir Emarati'yi ortak almak zorunda. Emaratiler isterse kar-zarar ortaklığı yapıyor, isterse yıllık belirli bir tutar üzerinden anlaşıp parasını alıyor.

DEVLETTE ÇALIŞIYORLAR
Emeratiler ağırlıklı olarak devlet kurumlarında ve belediyelerde çalışıyor. Çünkü oralarda saat 14.30'da mesai bitiyor. Cuma-Cumartesi tatil, pazar günü de yarım gün.

Ancak gençlerde bu trend yavaş yavaş değişmeye başlamış. Dubai şeyhi gençleri çalışmaları ve iş seçmemeleri yönünde teşvik ediyor. Bu durum gençler arasında çalışma oranını biraz artırmış. Hatta otellerde bile çalışan bazı Emaratiler var diyorlar. Ama yönetici pozisyonunda elbette. Zaten başka türlüsü mümkün değil. Hiçbir Emeratiyi bir inşaatta veya alt kademede çalışırken göremezsiniz. Her türlü koruma altındalar.

DIŞARIDAN VATANDAŞ OLAMAZSINIZ
Bu arada dışarıdan vatandaşlık alma şansı da yok. Sadece bir Emerati ile evlenen kadın vatandaşlık alabiliyor. Eğer BAE vatandaşı bir kadın yabancı bir adamla evlenirse vatandaşlıktan çıkarılıyor. Ancak son dönemde 30 yıldır BAE'de yaşayanların vatandaşlık almalarını kolaylaştıracak bazı düzenlemeler yapılıyormuş. O da herkes için geçerli değil elbette. Irklara ve maddi durumlara göre bir seçme yapılacağı söyleniyor.

BAE, kendi vatandaşı evlendiğinde de onu unutmuyor. Durumu yeteri kadar iyi değilse 20 bin dolar para veriyor, üstüne bir de ev yapması için arsa. Ev için kredi konusunda da kolaylık sağlıyor. Zaten şeyh bir süre sonra da bu krediyi iptal ediyor ve ev Emerati çiftinin üzerine geçiyor. Boşuna demiyoruz, dünyanın en şanslı vatandaşları işte..."