Geçen yıl Türkiye'nin ilk jeoparkı ilan edilen Ankara'daki Kızılcahamam-Çamlıdere Jeoparkı, altı yıldır koruma altında bulunuyor. Ancak tüm doğal ve kültürel miras korumaya alınırken aynı zamanda sosyoekonomik kalkınmanın da amaçlandığı jeoparkın korunmasına yönelik hiçbir önlem bulunmamakta.

AVRUPA JEOPARK AĞI'NA ÜYE DEĞİL
23 milyon yıllık jeolojik mirasımız, dünyanın farklı ülkelerinden toplam 43 jeoparkın bulunduğu Avrupa Jeopark Ağı'na da üye değil.

Jeoparklarla ilgili araştırma yapan Midilli Ege Üniversitesi Coğrafya Fakültesi doktora öğrencisi Erdal Gümüş, bir sahanın bu ağda yer alabilmesi için öncelikle şartlara uygun bir şekilde jeoparkın beşeri ve fiziki araştırmasının tamamlanması gerektiğini söylüyor.

Zaman'da yer alan habere göre; sahada yürütülebilecek sürdürülebilir kalkınma planının da hazırlanmasının zorunlu olduğuna değinen Gümüş, "Sahamızın Avrupa Jeopark Ağı'na girme potansiyeli çok yüksek; ama ağın prestiji gittikçe yükseliyor. Kurum da doğal olarak üye olma standartlarını yükseltiyor. Dolayısıyla Türkiye'nin gerekli aşamaları tamamlamadan bu ağa üye olması imkânsız" diyor.

JEOPARKTAKİ AĞAÇ PARÇALARINI HALK, EV YAPARKEN KULLANIYOR
Dünyada benzerine çok az rastlanan bu alan ilk olarak 2003 yılında bilimsel araştırmaya tabi tutuldu. 2004 yılında da medyanın desteğiyle gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında tanıtıldı.

2005'te Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun kararınca birinci dereceden doğal sit alanı olarak ilan edilmesiyle koruma altına alındı ve geçtiğimiz yıl mayıs ayında Türkiye'nin ilk jeoparkı olarak kamuoyuna duyuruldu. Ancak uzmanlar, jeoparkın korunmasının sadece kâğıt üzerinde olduğunu söylüyor.

Dahası 23 milyon yıl öncesine ait kalıntıların bulunduğu sahada taşlaşmış ağaç parçalarının çevre halkı tarafından çeşme ve ev yapımında kullanıldığı kaydediliyor.