Tasarım dili; tasarımcının iletmek istediği mesaj ya da fikir... Bu dil; tasarımın biçimsel, malzemesel, dokusal, renksel, kültürel özellikleri gibi derin bir yelpazeyi kapsıyor ve kullanıcı böylelikle kişiliğini, beğeni ve tarzını ortaya koyabilme şansı buluyor.

1960 ve 1970’lerde Pop-Art genel tasarım dilinde; alaycılık, gündelik objelerin farklı yorumlanmaları, bir renk ve doku karnavalı göze çarpıyor. 2000’lerde ise yerini minimalist yaklaşımında sadelik, yalınlık, fonksiyonellik, doğallık gibi kavramlara bırakıyor.

Türkiye tasarım konusunda nerede duruyor? İşte bu soruyu iki genç mimar Özgür Erkmen ve Volkan Koçer’e sorduk.

“Türkiye tasarım dünyasının yürümeye yeni başlayan çocuğu bizce. Türk endüstrisi önce emeklemeyi, sonra ayakta düşmeden durmayı öğrendi, şimdi artık dengesini sağlayıp güvenle adım atabiliyor. Rahatlıkla yürüyüp koşması içinse biraz daha vakit var.

1960'larda başlayan modernleşme ve sanayileşme hareketinin sonucu, 1970'lerde tasarım, okullarda mesleki eğitim olarak yerini aldı. 1990'lara kadar sancılı dönemler geçirse de, bu tarihten sonra tasarımın Türkiye için önemi ve gerekliliği yadsınamaz hale geldi. Tasarım ve endüstrinin aslında iç içe, ayrılamaz parçalar olduğu gerçeği iyice su yüzüne çıktı.

TÜRK TASARIMCILAR ADINDAN ÖVGÜYLE SÖZ ETTİRİYOR
Türk endüstrisi önce yabancı tasarımları ve ürünleri kopyalayarak işe başladı. Bu sayede detay ve üretim tekniklerini öğrendi. Daha sonra artan global rekabette kaliteli ürün yapmayı öğrendi. Günümüzde ise firmalar yurtiçi ve yurtdışında markalaşmanın önemini kavradılar ve bu yolda ilerliyorlar. Bunun yolu da özgün ve iyi tasarımdan geçiyor. Önceleri çoğu firma tasarım için yabancı tasarımcıların kapısını çalarken, günümüzde kendilerini Türk tasarımcılara rahatlıkla emanet edebiliyorlar. Bugün birçok Türk tasarımcı yurt içinde ve yurt dışında adından övgüyle söz ettiriyor, dünyaca ünlü markalar için tasarımlar yapıyor.” 

Avrupa’da çok sık rastlanan ancak Türkiye’de yeni yeni etkisini gösteren bir kavram var: İç mimarlık... Ucundan köşesinden evini değiştirmek ya da sil baştan yeni bir mekan yaratmak isteyenler soluğu iç mimarlık ofislerinde alıyor. Gerçi, henüz daha akıllardaki ‘İç mimar kimdir? Tam anlamıyla ne yapar?’ sorusunun cevabı net değil. Herkes farklı bir fikir yürütsede varılan sonuç hep aynı: Yenilik, yenilik, yenilik...

Halk yenilik istiyor, onlar ne diyor?
“İç mimar, doğası gereği farklı disiplinleri bir potada eriterek, müşterisine işlevsel, ergonomik, fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçları karşılayan ve bunların yanında görsel olarak doyurucu, estetik mekan ve mobilya tasarımları sunan bir tasarım insanıdır.”


Daha basite indirgemek gerekirse; kişinin ihtiyaç ve zevklerine en uygun yaşam yada kullanım alanlarını tasarlar, bu tasarımların uygulanma aşamalarını düzenler, kontrol eder ve mekanı kullanıma hazır halde teslim eder. Kısaca kafa karışıklığını ortadan kaldırır.

Tabii bu sadece kişinin zevki oranında gerçekleşmiyor, her yılın beraberinde getirdiği moda akımı da aktif rol oynuyor. Yeni bir yıl; yeni bir yaşam, yeni bir başlangıç demek... Bu nedenle 2010’la beraber evinde ya da ofisinde de değişiklik yapmak isteyenler mutlaka olacaktır. Peki neler yapmalılar, hangi renkleri ya da eşyaları tercih etmeliler? İşte son trendler...

BU YIL NASIL BİR EVİMİZ OLACAK?
2010 yılının dekorasyon anlayışı aslında 2009'un devamı niteliğinde olacak. Ana tema ‘doğa' yine ağırlığını koruyacak. Modern ve teknolojik hayata bir başkaldırı, insanın özüne, doğaya, sadeliğe, temizliğe bir geri dönüş anlamı taşıyan bu akım çerçevesinde, dört ana tema üzerinde - Otantik, Optimistik, Eksantrik ve Grafik – durulacak.

GEÇMİŞ ZAMANIN İZLERİ
Otantik: Doğal malzemelerin kullanıldığı, geçmiş zamanların geleneksel el sanatlarından izler taşıyan, etnik parçalar ağırlıkta olacak. Eski ve yeninin dinamik bir birlikteliği gibi düşünün. Bunu yakalamak için el yapımı dekoratif süslemeler, nakışlar, etaminler, floral ve işlemeli desenler, retro yer karoları, eski seramik fincanlar üzerindeki desen ve renkler, özellikle büyük ebatlı siyah-beyaz kare yer döşemeleri, jakarlı dokular, koton örme kumaşlar rahatlıkla kullanılabilir.

Renk olarak sıcak gri, yeşilin sıcak tonları, petrol mavisi, kum grisi, kaymaktaşı ve keten beyazı ağırlık olarak tercih edilecek.

YARATICILIK VE SIRADIŞI BİR UYUM
Optimistik: Doğal malzemelerin yanında plastik, kauçuk, folyo gibi yapay maddeler, ince işçiliklerle işlenecek. Yeni teknoloji kumaşlar, gösterişli heykelsi formlar, eskiye dönük pop-art çağrışımlar da bu fantezi iç mekanları süsleyecek.

Parlak renkler, somon pembesi, koyu kırmızı, zümrüt yeşili, kanarya sarısı ve aquamarin mavi en fazla kullanılan renkler olacak. Trendin en belirgin özelliği ise motiflerin ön planda olması...

KÜLTÜR FARKLI, DÖNEM FARKLI, AKIM FARKLI...
Eksantrik: Süslemeler, deri mobilya ve aksesuarlar, kadifeler, desenli deriler, tüy ve ahşap boncuklar... Doğunun gelenekselliği ile batının teknolojik malzeme seçiminin şık uyumu göz kamaştıracak. Geçmişten bugüne gelen barok, rokoko ve pop-art'a kadar her akımdan aksesuarlar mekanları şenlendirecek.

Öne çıkan renkler ise oldukça cesur. Altın bronz, zeytin, şarap kırmızısı, koyu yakut kırmızısı, kehribar, derin mavi-yeşil, menekşe ve kızıl-kahverengi...

SPOR AMA ZARİF
Grafik: Modernlik ve sadelik arayanlar için ideal... Geometrik desenler, beyaz ile kadife siyahın farklı tonları, amber, pembe tonları, bej, fuşya, küçük altın ve gümüş renkli dokunuşlar, mekana hareket katacak. çizgiler, soyut formlar, farklı desenlerle optik yanılsama oyunları, parlak, metalik yüzeyler ilk göze çarpanlar olacak.

EVİ BÜYÜK GÖSTERMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?
Hemen hemen herkes geniş, ferah, gönlünce dekore ededileceği yaşam alanları ister. Bu imkana sahip olanların yanında olamayanlar da var... O halde size, Erkmen ve Koçer’in gözünden, dar alanları geniş gösterecek bir kaç detay...

- Duvarlarda krem, lila, pastel yeşil, sarı gibi açık ve pastel renkleri tercih edilmeli. Aksi taktirde koyu tonlar ve karmaşık desenler dar mekanı daha boğucu hale getirir.

- Mekanın sadece bir duvarında koyu bir ton tercih etmek, derinlik hissi verir.

- Duvar kağıdı kullanılacaksa yine açık renklerde, yatay desenli olanlarını tercih edilmeli. Yatay çizgiler optik olarak duvarlara olduğundan uzunmuş izlenimi verir.

- Mekanın uygun duvarlarında büyük aynalar, ayna paneller, metal parçalar kullanılabilir.

- Şık bir lambader, duvarda gizli halojen lambalar, bir noktadaki objeye yoğunlaşmış bölgesel aydınlatma mekanın geniş görünmesine yardımcı olur.

- Dar hacimlerde mümkün olduğunca az eşya kullanılmalıdır. Küçük ebatlı ama çok sayıda eşya yerine, büyük ama az eşya tercih edilmelidir. Çarpıcı bir obje ile dikkati bir nokaya çekmek de fayda sağlayacaktır.

- Mobilyalarda kumaşlar büyük ve karmaşık desenli değil, düz renklerde seçilmelidir.

- Fonksiyonel mobilyalar tercih ederek mekan rahatlatılabilir. Yatak olarak kullanılabilen kanepeler, sehpa olarak da kullanılabilen yemek masaları...

- Mekanları birbirinden ayırmak gerekiyorsa, bunu yarı transparan malzeme veya mobilyalarla yapmak yardımcı olacaktır. Örneğin çift taraftan kullanımlı bir kitaplık, şık bir tül perde....

- Bir mobilyaya birkaç işlev yüklemek, eşya sayısını azaltmaya yardımcı olur. Orta sehpayı biraz büyükçe tutarak, yemek masası olarak da kullanmak, duvara asılacak rafları hem sergileme, hem depolama amaçlı kullanmak gibi...

- Mutfaklarda kapaksız dolaplar; yatak odalarında gömme ve sürgü kapaklı gardroplar tercih edilmelidir.



HANGİ ALANDA, HANGİ RENGİ TERCİH ETMEK GEREKİR?
Renkler, insan davranışını ve psikolojisini önemli ölçüde etkiliyor. Bu nedenle bulunduğunuz yerin çok önemli. Kullanım alanında yapılacak aktivite, mekanın fiziksel özellikleri, oluşturulmak istenen atmosfer, uygulanacak aydınlatma şekli, kullanıcının psikolojik haritası vb. unsurlar, renk seçiminde yol gösterici ögeleri oluşturuyor.

Yapılan araştırmalara göre; insanların en çok sevdiği renk mavi. Bunu kırmızı ve yeşil izliyor. Erkekler ağırlıklı olarak yeşil, deniz mavisi, turuncu ve koyu mor renkleri; kadınlar firuze yeşili, açık mavi, pembe gibi açık-uçuk renkleri; çocuklar ise mavi, kırmızı, yeşil, sarı ve turuncu gibi canlı renkleri tercih ediyor.

YATAK ODALARINDA YUMUŞAK TONLAR, YEMEK ODALARINDA SICAK RENKLER
Yaşam alanı-renk ilişkisine bir göz atacak olursak;

Salon ve oturma odaları: Bu mekanlarda doğal renkler, açık renkler ve tonlar, beyaz, açık mavi doğru seçimler olacaktır. Bu renkler ruhu ve gözü dinlendirme, huzur verme, stresi azaltma özelliklerine sahiptir. Dikkati dağıtacak, rahatsız edecek sert kontrastlardan özellikle kaçınılmalıdır.

Yatak odaları: Tüm açık renkler, mavi, turkuaz, morun açık tonları, magenta, yeşilin açık tonları gibi yumuşak renkler tercih edilebilir. Burada da sert kontrastlardan, ağır, kışkırtıcı renklerden kaçınmak gerekir.

Yemek odaları: Sıcak renkler idealdir. Mesela; turuncu, kırmızı, yeşil kırmızı veya turkuaz... Soluk renklerden kaçınmak gerekir.

Çocuk odaları: Küçük yaşta, örneğin ortaokul öncesi çağındaki çocuk odalarında dikkati ayakta tutması, enerji vermesi, parlak ve berrak bir atmosfer yaratması amacı ile turuncu, kırmızı, sarı ve yeşilin tonları kullanılabilir. Daha büyük yaştaki çocuklar içinse yeşil ve mavinin açık tonları daha uygundur.

Çalışma odaları: Konsantrasyonu sağlanması için mor ve açık tonları, kahverengi, lacivert, siyah ve kontrast renkleri tercih edilmelidir. 

Mutfaklar: Yine sıcak renkler mutfaklar için de idealdir. Yeşilin sıcak tonları, kırmızı, turuncu, sarı ve tonları...

Banyolar: Beyaz, kırık beyaz temizliği ve saflığı çağrıştırdığı için en uygun renklerdir. Bunlar mavi, turkuaz, aquamarin, mavi-yeşil ve yeşilin tonları ile kombine edilebilir. Tüm bu renkler doğal elementleri, canlılığı, suyu temsil etmeleri ile banyolar ve ıslak hacimler için biçilmiş kaftandır.

SIRA GELDİ MUTFAK VE BANYOLARA...
Bayanların - ve yemek yapmayı seven erkeklerin – en çok zaman geçirdiği mekanlar arasında mutfakipi göğüslüyor. Dekorasyonu çok özenli olsa dahi kullanımdan yoksunsa işleri daha da zorlaştırabilir. Kullanışlı ama aynı zamanda dekorastif bir mutfak için neler yapmak gerekir. İşte genç mimarların önerileri...

- Öncelikle neye ihtiyaç olduğunu belirlemek gerekir. Mutfağın kaç kişiye hizmet vereceği, ne sıklıkta kullanılacağı gibi nüanslar, dolap biçimlerinden tezgah derinliklerine kadar birçok detayı belirlemede önemlidir.

- Kullanılacak malzemelerin doğru belirlenmesi gerekir. Dayanıklı, uzun ömürlü olanlar seçilmelidir.

- Belli bir tarza bağlı kalmak istenmiyorsa, farklı dolap, kapak kombinasyonları uygulanabilir.

- Daha fazla depolama için tavana kadar yükselen dolaplar kullanılabilir. Yer varsa boy dolaplar da oldukça geniş depolama alanı sağlar.

- Dolapiçi sistemlerde raylı kiler ve döner sepet pratik çözümler sağlar.

- Küçük ev aletleri, içinde prizi bulunan, panjurlu dolap içinde depolanabilir.

- Metal detaylarla süslenmiş, ağır havası olmayan, pratik aksesuarlar ile modern bir hava yakalanabilir.

- Tencere ve tavaların bulunduğu dolaplar iptal edilerek, tavandan sarkıtılan metal askılara yer açılabilir.

Banyolar ise özel alan olduklarından tasarımda da dikkat edilmesi gerekiyor. Estetik ve fonksiyonelliği bütünlemek önemli bir detay ancak...

- Açık ve orta tonlar tercih edilmelidir. Böylece geniş ve ferah bir izlenim verilir.

- Tavana yerleştirilen düşük voltlu spotlar, belirli noktalara yapılan extra aydınlatmalar mekanı daha şık ve ferah gösterecektir.

- Lavabo üzerine büyükçe bir ayna koymak, ortamdaki tüm ışığı, rengi ve deseni yansıtarak mekana derinlik katacaktır.

- Banyo alanı küçükse, çok sayıda küçük aksesuar kullanılmamalıdır. Gereksiz kalabalık, mekanı olduğundan daha küçük gösterir.

- Duvarın tavanla birleştiği noktaya ince bir şerit desenli kâğıt kaplatarak, tavan olduğundan daha yüksek gösterilebilir.

- Mümkünse lavabo üzeri dolapları gömme ve ayna kapaklı olarak yaptırmak avantaj sağlar.

- Radyatörler kapı arkası, lavabo altı gibi yerlere gizlenebilir.

- Banyo tamamen yenileniyorsa, havlu, şampuan vb. küçük eşyaların konacağı gizli dolaplar yapılabilir.

- Lavabo altı dolaplar, bir yandan boruları gizlerken, bir yandan geniş ve şık depolama alanları oluşturur.

- Gömme rezervuar sistemleri hem şık bir görünüm sunar, hem de görüntü kalabalığını engelleyerek mekanı ferahlatır.





 FARKLI MEKANLAR YARATMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?
Şüphesiz herkes, evinin kendine has ve farklı olmasını ister. Eğer sıradanlıktan şikayetçiyseniz, birkaç öneri de farklı mekanlar için...

- Evin tüm duvarlarında tek renk kullanmak yerine, her odada farklı renkler seçin. 

- Evin önemli noktalarını kuru dallar, çakıl taşları, kuru çiçekler ile süsleyin.

- Duvar kağıtlarında ve mobilya döşemelerinde büyük ve dikkat çekici desenler kullanın. (Renkli ve değişik duvar sticker'ları, mekana çok farklı görsel efektler katabilir.)

- Evin ilk intiba noktası olan giriş alanını, çarpıcı şekilde düzenleyin.

- Duvar ve perde renkleri aynı veya birbirine yakın olursa, modern ve güçlü bir hava elde edilir.

- Karşılıklı yerleştirilmiş aynalar, birbiri içinde yansıyarak sonsuz bir optik yanılsama ile mekana renk katar.

- Mekanın rengine zıt aksesuarlar seçin. (Şeffaf, yarı transparan ve açık renkli aksesuarlar mekanı geniş ve ferah gösterir)

- Açık renkli ve sade duvarlarda uygulanacak değişik renkte çerçeveli tablo ve resimler mekana hareket katar.

- Çok boş ve büyük mekanlarda koyu renkli aksesuarlar kullanın.

- Mobilyaları tamamen yenilemek yerine, şık kılıflar kullanın. (Özellikle duvar rengine zıt renkte ya da büyük desenli kılıflar, mekana çok farklı bir hava getirecektir.)

- Dekoratif aydınlatmalar kullanın. Özellikle led aydınlatmalar, farklı renk seçenekleri, uygulama kolaylığı ile gizli aydınlatmada çok revaçta.