Muhteşem Yüzyıl’ın oyuncu kadrosu Sarıyer’deki Atatürk Arboretumu’nda Ebru Çapa’yla buluştu.

Gerçek hayatlarında bedellerini düşünüp hırstan imtina eden bir kadronun saray entrikalarını seyircinin algısıyla oynayacak derecede gerçekçi canlandırması, olsa olsa iyi oyunculuğa delalettir.

MEHMET GÜNSÜR
Mehmet Günsür ve belgesel yönetmeni eşi Katerina Mongio üçüncü çocuklarını bekliyor. Roma’daki evi kapatıp, en azından birkaç seneliğine İstanbul’a taşınmışlar.

Oğulları Ali, ilkokula burada başladı. Günsür için gücün tanımı bu kabile yaşamı.

Yakışıklı oyuncu Muhteşem Yüzyıl ekibinde Şehzade Mustafa’yı canlandırmayı kabul ederken kararında en büyük etkenin Taylan Biraderlerin varlığı olduğunu da anlatıyor: “Hamam filmiyle İtalya’ya gittikten sonra burada yaptığım ilk iş Sır Dosyası olmuştu; Yağmur ve Durul’la yine…”

OZAN GÜVEN
Hayat tesadüfleri sever; ortamda enteresan bir durum var: Ozan Güven, Mehmet Günsür ve Halit Ergenç’in, üçünün de oğlu var ve üçünün de oğlunun adı Ali.

Vezir-i Azam Rüstem Paşa’yı canlandırmak üzere ekibe bu sezon katılan Ozan Güven, bu tesadüfü mukadderata bağlıyor: “Ben bir oğlum olsun ve adı da Ali olsun diye düşünüyordum.

Hatta bir oğlum olsun da değil, bir tane Ali’m olsun istiyordum.” Güç deyince Güven’in aklına önce kuvvet sonra işini iyi yapan insanlar geliyor, sonra “Herkül filan” geliyor.

PELİN KARAHAN
Ekibin en genç elemanı Pelin Karahan, yeni soyadıyla Bekiroğlu, bu sezon Hürrem ile Kanuni’nin kızı, sonradan Rüstem Paşa’nın eşi olan, Mihrimah Sultan’ı canlandırıyor: Reklamlarda rol alarak başlayan oyunculuk kariyerindeki ikinci dizi bu.

“Benim için güç huzudur” diyor: “O saray hayatı bana hiç cazip gözükmüyor. Görünenle yaşanan çok farklı. Evet, çok güzel takılar, güzel elbiseler; hep kafa dik, omuzlar geride” ve ekliyor

“Oyunculuk benim çok hayalini kurduğum bir şey değildi, hasbelkader gelişti her şey. Başka bir karakteri canlandırmak, beni kendi karakterimden uzaklaştırıyor ve yoruyor. Kendimi özlüyorum öyle zamanlarda.”

NUR FETTAHOĞLU
Şehzade Mustafa’nın validesi, Kanuni’nin sonradan gözden düşen ilk göz ağrısı Mahidevran’ı canlandıran Fettahoğlu, Karahan’ın yanında azılı feminist sayılır.

Saltanatın acımasız yüzünü, rolünün zaviyesinden değerlendiriyor: “Bizim kadınlarımız hep çok güçlüymüş aslında ama hep bastırılmış. Osmanlı döneminde katiyen yaşamak istemezdim. Orda hayat pamuk ipliğine bağlı.”

SELMA ERGEÇ
Kanuni’nin kardeşi, Pargalı’nın eşi Hatice Sultan’ı canlandıran Selma Ergeç, doğup büyüdüğü Almanya’da tıp, psikoloji, feslefe tahsili almış, oyunculuğa modellikten geçmiş bir isim.

Bu güzelim havada, bu güzelim ortamda, kudretti, hırstı, ne gerek var böyle şeyler konuşmaya havasında; gülüyor: “O zamanlar her şey daha netti sanki; iktidarın kimde olduğu, monarşi, diktatörlük...

Şimdi her şey çok daha flu, çok daha manipülatif. Ortak bir nokta var ki o da korku kültürü bence. Aynı sistematiği kullanıyoruz, hatta bugün bence çok daha ağır; çünkü kimden korktuğumuz belli değil.

Güç, iktidar, sadece erkeklere özel bir şey değil; çok insani bir zaaf o. Osmanlı’da kadınlara gerçekten, resmi bir iktidar şansı verilseydi, ne olurdu, gerçekten çok merak ediyorum.”

OKAN YALABIK
Bu sezon hırsının bedelini kellesiyle ödeyecek olan Pargalı İbrahim Paşa’yı canlandıran Okan Yalabık, Pargalı hırsıyla pek işi olacak bir insan olmadığını anlatıyor. “Güç peşinde koşmak, insanın hastalığı” diyor:

“Pargalı, zamanında dünyanın ikinci adamı. Ve hiçbir zaman birinci adamı olamaz, teknik olarak mümkün değil. Olabileceğin en bir şeyi olmuşsun…

Bir adım daha ötesi yok, madden ve manen. Ama yine de doymuyor. Oynadığım karakterde çözümleyemediğim şey bu. Sorumluluklar ve onlarla beraber gelen stres değil sırf, bir de stresin kaynağı olmak! Hiç bana göre değil, hiç…”

HALİT ERGENÇ
7 Cihan İmparatoru Kanuni Sultan Süleyman’ı canlandıran Halit Ergenç ise doğru kararlar alındığı sürece tevekküle inanıyor: “İnsanlar o zamanlar kendilerini sırf maddiyatla değil, maneviyatla terbiye ediyorlar” diyor:

“Harem’in girişinin karşısında mescit var; tahta çıkarken, musalla taşının yanından geçiyorsunuz. Bugün psikolojik araştırmalar yapılıyor, daha verimli olabilmek için ne yapmalı, şu, bu…

Halbuki unutuyoruz; ne kadar gücü elimizde bulundurursak bulunduralım, bu dünyaya mutlu yaşamak için geliyoruz. Aslolan o.”

Yazının devamını Vogue Türkiye’nin Ekim sayısında.