Nuriye Belediye Başkanı Hasan Karapehlivan, ''Nuriye tatlısı''nın beldede yaşayan Selanik göçmenlerinin, 1890 yılında Yunanistan'dan Türkiye'ye göç ettiklerinde yöreye taşıdıkları bir lezzet olduğunu ve beldenin adını da alarak burasıyla özdeşleşmiş bir tatlı olduğunu söyledi.

Nuriye beldesinde, sofraların vazgeçilmezi olan bu tatlının, Türkiye'de sadece beldelerinde yapıldığını ve tatlının en büyük özelliğinin doğum yapan ineğin ''ağız sütü'' denilen ilk sütünden yapılması olduğunu anlatan Karapehlivan, şunları kaydetti:

''Çok eski yıllarda 'süt pidesi' diye adlandırılan bu tatlı, zamanla 'Nuriye Tatlısı' diye anılmaya başladı. Önceki yıllarda Nuriye tatlısı sadece mayıs ayında Hıdrellez'de yapılırdı. Ancak son yıllarda tatlının üretimi de tüketimi de yaygınlaştı. Belediye olarak bizler de beldemiz ile özdeşleşen, her evde sofraları süsleyen tatlımıza patent almaya karar verdik. Bu konuda hazırlıklara başladık. Gerekli çalışmalarımızı tamamladıktan sonra Türk Patent Enstitüsü'ne başvuracağız.''

Karapehlivan, Nuriye tatlısına patent almaları durumunda, beldede bir tatlı imalathanesi açmayı ve böylece kadınlara istihdam imkanı sağlamayı planladıklarını da sözlerine ekledi.
 
NURİYE TATLISI
Nuriye Beldesinde yaşayan ve ayda en az 1 defa Nuriye tatlısı yapan Muzaffer Dingöz, tatlının yapışını şöyle anlattı:

''Tatlıyı yaparken, su, un, çok az tuz ve ağız sütü kullanıyoruz. Suyla unu yoğurup hamur haline getirdikten sonra çok ince 12 adet yufka açıyoruz. Bu yufkaların 6'sını bir tepsinin içine yerleştiriyoruz. Daha sonra tepsideki yufkanın üzerine kaynatılıp muhallebi kıvamına getirilmiş sütü döküyoruz. Bu işlemin ardından kalan 6 yufkayı da süt dökülmüş yufkaların üzerine kapatıyoruz. Daha sonra yufkayı kare şeklide kesip tepsiyi fırına veriyoruz. Yufkaların üzeri kızarıncaya kadar tepsi fırında kalıyor. Tatlı fırından çıktıktan sonra soğutulup servis yapılıyor.''