Her şey, icat ettiği makine elinde böbürlene böbürlene gezen Alexander Graham Bell’e, komşusu Gustav Amca’nın sorduğu “Alexander evladım, belli ki büyük bir mucitmişsin, belli ki süpersonik bir alet icat ettin… Peki biz şimdi bunu eve nasıl bağlatacağız...?” sorusuna “Ohoo Gustav Amca, her şeyi benden beklemeyin, şimdi sen buradan Posta İdaresi’ne gidiyorsun, orada başvurunu yapıyorsun, onlar sana hat çekecek” cevabıyla başladı… İnsanoğluyla telefon arasındaki amansız mücadelenin ilk şehidi Gustav Amca oldu, adamcağız 12 yıl kadar evine telefon bağlanmasını bekledikten sonra evinde tek bir telefon sesi duyamadan aramızdan ayrıldı.

Yıllar geçti, telefon yaygınlaştı ve fakat insanoğlunun bu aletle olan mücadelesi bitmedi. 70’lerin, 80’lerin çocukları şehirlerarası bir görüşme yapabilmek için saatlerce heyecanla bağlanmayı beklediler o yıllarda. İstanbul-Bursa arasında bir telefon görüşmesini yapmaktansa atlayıp Bursa’ya gitmek çoğu zaman daha mantıklı oluyor; Ankara hattı bağlanana dek trenle varılan başkentte en azından söylenecekler yüz yüze söylenip, uzun zamandır görüşülmeyen insanlarla hasret gideriliyordu.

90’lı yıllar, Yeni Türkü şarkıları ortalığı kasıp kavuruyor, “Beklemek” şarkısı genç dimağları dolduruyor, telefondaki beklemeler şarkının sözlerinde geçen “ Beklemek sayrılığa dönüşmesin” satırı yüzünden “Beklemek problem değil de ya sayrılığa dönüşürse?? “ endişesi taşıyor üstelik kimse “sayrılık” ne demek bilmiyordu…

Milenyum çağına girişimizle beraber hayatımıza cep telefonları ve akabinde çağrı merkezleri giriverdi. Konuya yabancıydık. Bilmiyorduk. Telesekretere “Ya beni bi saniye dinler misin? Alooo! Bak hala evde yokuz diyorsun, çok ayıp!” diye çıkışan amcalarımızı, çağrı merkezinde bekletme müziğini dinlerken “My Heart Will Go On” şarkısı eşliğinde 2.çocuğunu doğurarak ona “Titanik” ismini koymaya çalışan ablalarımızı, müşteri temsilcisine bağlanmak için sırasıyla 3-8-2-6-5-4-7-4-6 ya basıp da hala müşteri temsilcisine bağlanamadığı için cep telefonunu camdan atan abilerimizi biliriz…

Artık devir değişti. Zaman değerli. Hele bir beyaz yakalı için vakit şimdilerde çok daha fazla nakit demek. İşte size güzel bir fırsat.

Profesyoneller Kulübü üyeleri hafta içi mesai saatlerinde sabah 08:00- 17:00 arasında Call Center’ı aradıklarında beklemezler. Direkt olarak müşteri hizmetlerine bağlanırlar MÜŞTERİ HİZMETLERİNE . ÖNCELİKLİ OLARAK BAĞLANIRLAR. Böylece zaman kaybetmeden hızla işlemlerini yapabilirler.

Siz de vakit kaybetmek istemiyorsanız hemen Profesyoneller Kulübü’ne üye olun ve Call Center’ı aradığınızda doğrudan müşteri temsilcisine ÖNCELİKLİ OLARAK bağlanın! (Bi de evet ya, o kızın sesi gerçekten çok tatlı…)

Detaylı bilgi için tıklayın