Televizyon ‘örnek’ oluyor ama nasıl?..

Diziler ya da programlar, insan hayatını nasıl etkiliyor? Topluma nasıl örnek oluyor? Kimi öpüşüyor, kimi adam öldürüyor, kimi ise evleniyor... İzlenme oranları çok yüksek olmasına rağmen vatandaş karşı çıkıyor, eleştiriyor. RTÜK’e şikayet mektupları yağıyor. Peki ama neden?

03.03.2010 - 15:33

Televizyon ‘örnek’ oluyor ama nasıl?..

NTV’nin yeni programı “NTV Soruyor”, “TV’de Denetim Sırrı”nı masaya yatırdı. Celal Pir sordu, RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu ve Doç. Dr. Hülya Uğur Tanrıöver yanıtladı.


EKRANDA NE YASAK, NE SERBEST?
“Kurtlar Vadisi” dizisini bilmeyen yoktur. Hem ekranda hem sinemada fırtınalar estirdi. Milyonlar Polat’ı, Memati’yi, Abdüley’i konuştu. 80 bölüm yayınlandı, şimdi 2. sinema filmi için gün sayıyor.

7 yıldır yayında olan diziyi irdelemek gerekirse; şu ana kadar 33'ü ana karakter olmak üzere toplam 2 bin 400 kişi öldürüldü. Yani bölüm başına 30 kişi!

Celal Pir, dizinin en sevilen karakterlerinden biri olan ve 500 kişiyi öldüren Memati’ye yani Gürkan Uygun’a mikrofon uzattı.

C.P: Polat, Memati, Abdülley... Çok sevilen karakterler... Bunu neye bağlıyorsun?

G.U:  Biraz insanların hayali kahramanlara ihtiyacı var. Biraz da içindeki adalet duygusunun karşılığı buluyor yani kendi adaletini sağlıyor. Çünkü çoğu hukuk tam yerini bulmuyor aslında.

Gürkan Uygun Gürkan Uygun

C.P: İzleyicinin sizinle özdeşleşmesi ve sizin gibi davranmaya gayret göstermesi şikayet alıyor. Bu duruma ne diyorsunuz?

G.U: Bunun eğitim sorunu olduğunu düşünüyorum. O kadar fazla karakter var ki, yaptıklarınızdan insanların ne sonuç çıkaracağını bilemezsiniz ve bundan sorumlu tutulmak istemezsiniz. Bir hanımefendi geldi, çok kibar bir şekilde “Dizinizin daha geç saatlerde yayınlanmasını istiyorum. Oğlum 18 yaşında lise öğrencisi, üniversiteye hazırlanıyor ve kendini sizin gibi zannediyor” dedi. Ben de “Oğlunuz 18 yaşında ve böyle  zannediyorsa benin yapabilecek çok şeyim yok” demek zorunda kaldım. İnsanların yapamadıkları şeyleri biz yapıyoruz. Ben adam vuruyorum ama tekrar kalkıyorlar. Bir oyun bu...

Memati, dizinin sevilme nedenini, adalet duygusunun yoksunluğuna bağlıyor. Yani adaletten kuşkumuz var diye katilleri seviyoruz. Bu örf ve adetlere aykırı değil mi?

RTÜK YASAKLIYOR ÇÜNKÜ...
Bunun yanı sıra bir de ekranları kasıp kavuran “Aşk-ı Memnun” dizisi var. Adnan-Bihter-Behlül üçgenine sıkışıp kalan bu dizide ne entrika bitiyor, ne aşk, ne de sürpriz...

Türk halkı, geçtiğimiz haftalarda Behlül ve Bihter’in yatak sahnelerine kilitlenmişti. Aile yapısına aykırı diye sevişme sahneleri makaslanmıştı. Peki bu makası RTÜK mü çıkarıyor yoksa izleyici mi?

RTÜK’ün son 4.5 yıllık karnesine baktığımızda; 1103 uyarı, 227 program durdurma ve 123 para cezası olmak üzere toplam 1453 ceza uygulanması yaptığını görüyoruz. Yani hemen hemen her gün bir programa ceza almış...

RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun,  “Bir takım yasaklardan bireysel olarak ben de şikayetçiyim.” diyor.

Dursun, yasaklama evresini şöyle anlatıyor:

“Şu anda uymak zorunda olduğumuz bir kanun var bu yetkileri uygulamak gibi bir görevi var. Dolayısıyla RTÜK’ün almış olduğu kararlar bu yasaya ve mevzuata dayalı şeylerdir. RTÜK’ün bir yayıncıya bir yayın ilkesini ihlal ettiğinden dolayı mesela uyarma cezası vermiş olsa bile yayıncı ikinci günü mahkemeye gidiyor. Yayıncının mahkemeye gitmediği bir uyarma, bir durdurma, bir para cezası var mı merak ediyorum. Ben program yaptığım zamanlarda hiç uyarı almadım. RTÜK neticede bir idari organdır. RTÜK’ün hatalı olarak almış olduğu bir karar varsa, yayıncı zaten ikinci günü bunu denetlemek içim mahkemeye gidiyor, inceleniyor. Mahkeme ya bizi haklı görüyor ya da diyor -yasanın verdiği yetkiyi farklı yorumla kullanmışsınız, haksızsınız- diye iptal ediyor. Dolayısıyla yayıncının müeyyidesi iptal ediliyor.

RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun

Yargının hassasiyetlerini dikkate alıyoruz ve mümkün olduğunca ona uygun karar vermeye çalışıyoruz. Mesela 2005 yılından bu yana almış olduğumuz kararlardan mahkemeye gidenlerin yüzde 98 civarında onaylanıyor. Biz keyfi karar vermiş olsaydık yargı bunun önüne geçerdi.”

DÜNYADA DA BENZER UYGULAMALAR VAR MI?
Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, Amerika’da Federal İletişim Komisyonu’nun ve Fransa’da da Görsel İşitsel Yüksek Konseyi’nin olduğunu söylüyor.

İnceoğlu, yurt dışındaki işleyişi şöyle anlatıyor:

“Fransız aile yapısı, manevi değerler, ahlak yapısı gibi şeyler için bir yaş var. Onun dışında bu tip şeylerin peşinde koşmuyorlar. Seçim dönemlerinde eskiden hakkaniyet yani eşit zaman doktrinleri vardı. İktidar partisine üç dakika veriyorsa, muhalefete de üç dakika verilirdi.  RTÜK bunu keyfi yapmıyor, yasa çerçevesinde uyguluyor ama keyfiyet hissettiğim birkaç örnek de var.”

2003’TEN BERİ KANAL KARARTMA YOK
İnceoğlu, kanal kapatmanın anayasaya aykırı olduğunı söylüyor.

Dursun ise mevcut yasaya göre kanal kapatma müeyyidesinin uygulanmasını gerektirecek bir eylemi varsa, böyle bir cezanın uygulanabileceğini belirtiyor ve durumu örnekle özetliyor:

“2407 sayılı yasa çıkmadan önce üretilmiş olan prodüksiyonlarda sigara görüntüsü nedeni ile ceza uygulanmasının çok hakkaniyete uygun olmadığını düşünenlerdenim. Hiç olmazsa belli bir uygulama süresi vermeli. Buna rağmen 4207 sayılı yasa, sigara ve tütün görüntülerinin kesinlikle televizyondan yayınlanmamasını, aksi taktirde RTÜK’ün takip etmesini ve ilgili cezanın uygulanması gerektiğini öngörüyor. Bundan yayıncılar rahatsız, ben de rahatsızım.

Sağlık Komisyonu Başkanı Erdöl’le bu meseleyi görüştüğümde, asla bu konuda taviz vermeyeceklerini söyledi.

Sadece çocukların korunmasına ilişkin özel bir düzenleme var. Bu düzenleme de çocukların ekran karşısında oldukları dönemlerde ruhsal fiziksel gelişmelerini olumsuz etkileme ihtimali olan programların gösterilmemesi. Yönetmelikte bu saat, 23.00’e kadar düşünülmüş.”

EVDEN BABANIZ MI YOKSA TELEVİZYON MU GİTSİN?
Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan, televizyonun evde bireylerden bile daha çok söz sahibi olduğununun altını çiziyor.

Doç. Dr. Hülya Uğur Tanrıöver - Prof. Dr. Nevzat Tarhan Doç. Dr. Hülya Uğur Tanrıöver - Prof. Dr. Nevzat Tarhan

“Sadece bizde değil, Amerika’da da durum böyle. Çocuklara, “evden babanız mı televizyon mu gitsin” diye sormuşlar. Yüzde 67’si “Babamız gitsin” cevabını vermiş.

EROTİK VE PORNOGRAFİK MATERYALLE, CİNSEL SUÇLAR ARASINDA BAĞ VAR
Çocuk, anneden - babadan aldığından fazlasını televizyondan alıyor. 2003 yılında 14 Amerikalıdan birisi öldürülme, şiddet, tecavüz, hırsızlık suçunun mağduru. Suça yönelme oranlarında ciddi bir artış var. Hatta ABD Başsavcılar Yüksek Kurulu’nun -erotik ve pornografik materyalle cinsel suçlar arasında nedensellik bağı var- bir kararı var.

Bizim aile yapımızda toplumun iki sermayesi var; biri parasal, diğeri sosyal sermaye. Batı toplumları sosyal sermaye açısında iyi durumda değil. Bu değerler doğu dünyasında var bu değerleri tekrar hayata geçirelim diye rastgele iyilik projeleri başlatılıyor Kaliforniya’da.

GENÇLER ŞİDDETE KARŞI DUYARSIZLAŞIYOR
Buradaki her toplumun kendi gelenekleri kültürel standartları var ama suça yönelme şiddete yönelme ile ilgili en çok konuşulan konu şiddetin model alması. Aslında şiddet filmlerinde, ondan daha tehlikeli bir şey oluyor, bu tarz filmleri seyreden gençler şiddete karşı duyarsızlaşıyor”

EN BÜYÜK SUÇ AİLELERİN
Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hülya Uğur Tanrıöver, burada en önemli sorunun ailelerin, çocuklarına düzgün eğitim vermedikleri olduğu görüşünde: “Dünyanın hiçbir yerinde 6 yaşındaki çocuk saat 10’da çok özel hasta değilse ayakta olmaz.”

YENİ YASA NE GETİRECEK?
Yeni RTÜK yasası yolda. Yasada neler yer alıyor? Hangi maddeler eklenecek, hangileri kaldırılacak.

RTÜK Başkanı Dursun açıklıyor:

“Yasayı baştan sona yeniliyoruz. Yayın ilkelerinde bir kere mükerrerlikler var, bunları kaldırıyoruz. İkincisi anlaşılması güç olan her tarafa rahatlıkla çekilebilir nitelikte olanlar var, onları ekliyoruz. Mevcut yasanın yapıldığı dönem; analog yayıncılığın olduğu batı ile bütünleşme, AB müktesebatını kabul etme gibi bir sorumluluğun olmadığı isteğe bağlı yayıncılık dediğimiz yayın sisteminin gelişmediği bir dönemi ifade ediyor. Dolayısıyla yasa taslağına genel ilkeler koyuyoruz. Bir de isteğe bağlı yayınlar için daha özel, daha farklı ilkeler hazırlıyoruz. Bütün bunları yaparken AB Komisyonu’nun da yardımını almaya çalıştık, pek çok şeyi beraber hazırladık. AB normlarındaki bir çok maddeyi olduğu gibi koyduk.

Ayrıca yeni yasa taslağında, TRT’nin de RTÜK tarafından denetlenmesi ilkesini getiriyoruz.

GEÇİCİ YAYIN YASAĞI
Yayıncı bir takım sorumlulukları yerine getirmemişse, lisans iptalinden önce bir kere daha düşünme imkanı verelim diye (özellikle idari bir takım sorumluluklarını yerine getirmeme noktasında) o sorumluluğu yerine getirine kadar geçici bir ara verme söz konusu.”

RTÜK’ÜN YAPISINDA MUHAFAZAKARLIK VAR MI?
“Ben kendimi daha çok muhafazakar liberal çizgide görürüm demiştim.” diyen Dursun, RTÜK’ün yapısını şu sözlerle anlatıyor:

“Şu anda RTÜK’te Türkiye Cumhuriyeti parlamentosu tarafından seçilmiş olan 9 üye var. Mevcut sistemde, meclisteki siyasi parti gruplarının büyüklüğüne göre belli kontenjanlar dağıtılıyor. Mesela 2005’te, o zaman ki parti büyüklükleri itibari ile 6 üye kontenjan AKP grubuna, 3 üye kontenjansa CHP grubuna düşmüştü. Dolayısıyla CHP grubunun önerdiği 6 kişilik listeden üç kişi seçilmişti. AKP grubunun 12 kişilik listeden de 6 kişi seçilmişti. Bu geçtiğimiz dönem üyelikleri sona eren arkadaşların yerine mevcut 2007 seçimlerinden sonra ortaya çıkan parlamento aritmetiğine göre; AKP’ye yine 6, CHP’ye 2 ve MHP’ye de 1 kontenjan bu partilerin önerdikleri isimlerin arasından seçildi.”

PROGRAMLAR İKİ SONUT ZEVKE HİTAP EDİYOR: CİNSELLİK VE SALDIRGANLIK
Aslında televizyon tarafsız bir iletişim aracı. Etkileri, kullanım amacına bağlı. Burada yasaklar koymak yerine pozitifi vurgulayıcı neler yapılabilir onu belirlemek gerek aslında.

Tarhan, “Mesela bir yaşam koçluğu programı yapılabilir” diyor ve ekliyor “Bir eğitim koçluğu programı yapılabilir. Şu andaki programlar insandaki iki somut zevke hitap ediyor; cinsellik ve saldırganlık. Ama insanda sadece bu duygular yok ki soyut duygular da var. Bu RTÜK kanunu yazarken negatifi değil de pozitifi güçlendirecek bu programı yapanı daha ödüllendiren bir şekilde yapılabilir.”

Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu - Prof. Dr. Davut Dursun Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu - Prof. Dr. Davut Dursun

RTÜK YAYINLARI NASIL DENETLİYOR
250 televizyon ve 1000 radyo var. Bunların hepsini hakkıyla denetleyebilmek tabii ki kolay değil. Peki RTÜK bunu nasıl yapıyor?

Dursun, bütün yayınları Ankara’ya topladıklarını ve bunları 6 ay süre ile depoladıklarını söylüyor. Kaydedilmiş olan bu yayınlar, yine “kavram tanıma” sistemi ile elektronik olarak kontrol ediliyor. Sistemin hatalı gördüğü noktalara müdahale ediliyor.

CİNSELLİK TELEVİZYON YOLUYLA YAYILIYOR MU?
Psikiyatr Prof. Dr, Danimarka’da 1969’da cinsellikle ilgili bütün sınırlar kaldırıldığını ve o tarihten sonra cinsel suç ve ensest olgu oranlarınca ciddi bir artış yaşandığını belirtiyor.

Türk televizyon sektöründe ise cinselliğin reyting amacı ile kullanılması, 1970’li yıllarda Türk sineması ile başlıyor. “Cinselliğin bu kadar çok kullanılıyor olması böyle bir tehlikeyi acaba gündeme getirir mi diye bir kaygım var”  diyen RTÜK Başkanı Dursun, yayıncıların ve senaristlerin daha sorumlu hareket etmeleri gerektiğine vurgu yapıyor.

Bir de çeşitli kanallarda uzun süredir yayınlanan izdivaç programları var. Bu yapımlar; Dursun’a göre sosyal ihtiyaç, Tanrıöver’e göre dehşet verici...

DURSUN: “BAŞTAN BERİ OLUMLU BAKTIK”
“Baştan beri biz olumlu baktık izdivaç programlarına. Bu bir sosyal ihtiyaç. Pek çok insan evlenmek istiyor ama ona sahiplenen olmadığı için evlenemiyor, ortada kalıyor... Ancak uygulama öyle bir noktaya geldi ki, iş çığırından çıkma noktasına ulaştı. Onun için bu konuyu yeniden değerlendirmek ve yeni bir konsept kazandırmak mümkün olabilir mi diye bir düşüncemiz var.”

TANRIÖVER: “MADDİ ÇIKAR KARŞILIĞINDA CİNSELLİĞE İTEN PROGRAMLAR”
“Dehşete düştüm. Evlilik programları, deyim yerindeyse yayıncılık dolayımı ile kamusal arabuluculuk görevi üstleniyor. İnsanlar evlenmek istiyor ve bulamıyorlar diyorlarsa televizyon böyle bir görev üstlenemez. Bu programlar, maddi çıkarlar karşılığı, insanların belki nikah altında ama cinselliğe iten programlardır.”

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...